Merhaba, Birçok iletişim aracımızı siyasiler yüzünden kaybettiğimiz yıllar içinde, sosyal medya çılgınlığı durdurulamaz bir hale geldi. Öncesinde keyifli radyo sohbetleri ve az kanallı dönemin muhteşem programları hayatımıza renk katardı. Sokakların dili olsa da anlatsa keşke yaşanan o güzel zamanları…

Siyasi demişken şunu yazmadan geçemeyeceğim. Danimarka’da sergi açmaya gittiğim zaman dilimi, kış ayına denk geldiği için hava oldukça soğuktu ve fırtına vardı. Bütün ağaçlar kökleri göğe bakar gibi yerlere yatmıştı. İşte o zaman görmüştüm siyasileri ekranda, belki on dakika falandı görmüşlüğüm. Ve birde bisikletle işe giden belediye başkanı…  Sanırım uzun cümle bile kurmadan anlıyorsunuz özlemimi. Samimi, içten ve yapıcı bir siyaset. Ekranlarda boy gösterisi değil isteğim.

Hadi televizyonu, radyoyu kaptırdık, şimdide sosyal medya kirliliği içine sıkıştık kaldık. Siyaset yakamızı orada da bırakmazken, sosyalleşme adına yapılabilecek her şeyi bazı uygulamalarda görür hale geldik. Mesela hepimizin çocukluk arkadaşımızı aramak için çıktığımız facebook yolculuğumuz binlerce arkadaşla son buldu. Yolda görsek tanımadığımız insanlarla yazışıyor, gülücükler, öpücükler atıyoruz birbirimize. Hayatta başarısız kalmış insanların, başarı hikayeleri ile dolu sanal medya. Suni verilerle açılan hesaplar kafa karıştırmaya devam ederken bu kimseyi rahatsız etmiyor. Çünkü çoğu insan aynı yolun yolcusu durumunda. Elinde bastonla gezen büyüklerimiz 18’lik fotoğraflarıyla sosyal medyada genç insanların aklını başından alırken, olmayan meslekler havada uçuşuyor. Yaş almışlarımız siyasi haberlere kafayı takmışken, yaşlanmış beyinli gençlerimiz çaresizce sanallığın içinde dolanıyor. Gerçekten anlayamıyorum. Neler oluyor…

Bende sanatım gereği sosyal medyayı aktif kullanmaya çalışan biriyim. Birçok uygulamadan sanat haberlerini takip ediyorum. Gerek ülkemden, gerekse dünyadan sanatçıların benim sanatsal çalışmalarımı merak ettikleri gibi bende onların eserlerini merak ediyorum. Ama gelin görün ki bazı platformlarda yaş ortalaması o kadar değişken ki sanattan başka her şey var… diskodan, dağ tırmanışına, mezarlıkta bir defin törenine, bugün kendimize ne aldıktan, ne yediğimize kadar sosyal medyada gezintiye çıkıyoruz. Ayrıca farkındalık  günlerinde pembiş kalp koymazsan ayıp olur paylaşımları. Pembiş kalbi koysan bir dert, koymasan ayrı. Sadece o mu? Uzun zamandır hep aynı kişileri görüyorum, arkadaşım neredesin sen diye biri bir yerden yazmaya başlıyor. Ve sonrasını zaten çoğunuz biliyorsunuz.

Geçenlerde bir sosyal medya deneyi yapmaya karar verdim. Ve tam düşündüğüm sonucu almak beni çok üzdü. Aslında şaşırmamam lazım ama hala şaşırabiliyorum demek ki…

Antalya Gündem Gazetesinde yazdığım günden bugüne kelimelerimden beni tanıyorsunuz artık. Antalya’yı hafızama yerleştirmek için sürekli geziyorum. Çiçeğiyle böceğiyle doğayı seviyorum. Gezdiğim yerlerden fotoğraflar çekiyorum. Yazılarım için notlar tutuyorum.

Sosyal medya deneyimde ilk gün birkaç doğa fotoğrafı, ikinci gün bir etkinliğin afişi, üçüncü gün geçmişe dair anı vs derken hep renkli şeyler paylaştım. Beğenilerim oldukça çok olduğu gibi, yorumlar ve emojilerle desteklenmişti paylaşımlarım. Ve ardından eve geç geldiğim bir akşam, sıradaki kötü haberi ararken karşıma çıkan haber beni o kadar rahatsız etti ki, tüm birikmişliğimle önce sakin sakin dinledim ve haberi sosyal medya hesaplarımda güzel bir üst başlıkla paylaştım. Ve sosyal deneyimiz başlamış oldu. Yeni güne uyandığımda siyasetle ilgili bu paylaşımım sadece üç arkadaş tarafından beğenilmişti. Halbuki diğer paylaşımlardan çok daha önemliydi ve hepimize yapılmış hakaretleri içinde barındırıyordu.  Bu deney bana suya sabuna dokunmadan yaşamak isteyen, konfor alanı bozulmasın diye hiç bir şeye karışmayan insanların, çevremizdeki sayısal çoğunluğunu göstermiş oldu.

Hani bazı yüzdeleri çevremizdeki insanların konuşmalarına göre yapıyoruz ya, bence yapmamak lazım. Çünkü bazen inandığımız kişiler, en inanmadığımız olarak karşımıza çıkıyor. Emin olun kiralara sizinle beraber tepki veren ev sahibi arkadaşınız eline geçen ilk fırsatta kiracının hayatını zehir edenlerden biri olabiliyor. Ama asla çaktırmıyor…

Sosyal medya, hayatımızın olmazsa olmazı artık. Tek sorun nasıl kullandığımız. Evimizi temizlerken etrafı kirletmek mi yoksa etrafımıza saygı duyarak temizlik yapmak mı? Bunun gibi bir şey. Bilginin ve paylaşımların temiz olduğu bir dünyada, bir parmağın basacağı beğen tuşunun yüzdesinde olmadan yaşamak dileğiyle…

Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…

Sevda Kesim

03/05/2023