AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Antalya Büyükşehir Belediyesi yönetimine ve CHP’nin soruşturmalara yaklaşımına yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin siyaset anlayışının eser siyaseti, temiz toplum ve ahlaklı yaşam üzerine kurulu olduğunu söyleyen Çetin, yargıya intikal eden konuların hukuki boyutunun yargı tarafından takip edildiğini, siyasi sorumluluk gerektiren konularda ise eleştirilerini dile getirmeye devam edeceklerini belirtti.

“YANLIŞ YAPANIN YÜKÜNÜ TAŞIMAYIZ”
Siyasette ölçülü bir dil kullanmaya özen gösterdiklerini ifade eden Ali Çetin, her konuda açıklama yapmaktan ziyade sözlerini tartarak konuştuklarını söyledi. Çetin, yargıya taşınan olayların hukuki boyutuyla yargı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtirken, siyasi açıdan eleştirilmesi gereken konularda da sessiz kalmadıklarını savundu. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında gündeme gelen iddialara değinen Çetin, yolsuzluk ve irtikap iddialarının yanı sıra farklı suçlamalarla ilgili kayıtların bulunduğunu öne sürdü. Bu iddiaların hukuki değerlendirmesinin yargı sürecinde yapılması gerektiğine işaret eden Çetin, söz konusu tartışmaların Antalya’nın kent markasına zarar vermemesi için temkinli bir dil kullanmaya çalıştıklarını ifade etti.

“BİZ BÖYLE BAKIYORUZ”
AK Parti’nin kendi içinde yanlış yapanlara karşı da tavır aldığını belirten Çetin, “Biz yanlışları sahiplenen, bunlar gibi sahip çıkan bir parti değiliz” diyerek şu sözlere yer verdi;
“Şöyle, tabii bizim siyasetimiz eser siyaseti üzerine. Yani temiz toplum, ahlaklı yaşam. Bunlara dikkat ederek bugünlere geldik. Netice itibarıyla baktığımızda muhalefetin dili gibi, muhalefetin üslubu gibi her şeye bir lafımız, her konuya söyleyecek bir sözümüz, yalan yanlış atıp tutacak bir durumumuz yok. Biz, ağzından çıkan kelimeleri ölçüp tartıp bin sefer düşünüp bir sefer konuşan bir partinin mensuplarıyız. Dolayısıyla ağzından yapamayacağı sözü vermeyen, verdiği sözü zarar da olsa yapması gerekir diyen liderin yol arkadaşlarıyız biz. Böyle bakıyoruz.

BUNLARI HEPSİ DEVLET KAYITLARINDA
Siyasetle alakalı da aslında söylemiyor, konuşmuyor falan değiliz. Burada biraz da haksızlık yapıyorlar aslında, baktığınız zaman. Söylediğimiz şekil, belki tarz bazılarının hoşuna gitmiyor olabilir. Yoksa burada yargıya intikal etmiş bir konuyla ilgili yargının hesabına düşeni yargı takip ediyor. Siyasetin hesabına düşen kısımlarıyla ilgili de yolsuzluk olduğunu, irtikap olduğunu, çocuğa yönelik cinsel istismar olduğunu, bunların teknik takiple gerçekleştiğini, HTS kayıtları olduğunu, bütün kayıtlarının devletçe tutulduğunu falan söylüyoruz, sürekli söylüyoruz.
Bunları yapanların da hakikaten Antalyalılar tarafından hoş karşılanmadığını, hoş bakılmadığını biliyoruz. Ama bunları sık sık dile getirmenin Antalya markasına zarar vermesinden imtina ettiğimiz için temkinli, dikkatli ama siyaseti de usulünce, üslubunca yapmaya çalışarak söylüyoruz. Yoksa biz, yani şan, şöhret, şehvet heveslisi arkadaşların düştüğü duruma kimsenin düşmesini istemeyiz, baktığınız zaman. Bunu da söyledik. Yani durumları içler acısı. Sadece burada değil, Türkiye'nin her tarafında tel tel dökülüyorlar.

“KENDİ İÇLERİNDE YANLIŞ YAPIYORLAR”
Yanlışları, yanlış belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin hataları ortaya çıktığı hâlde, kayıtlarla sabit olduğu hâlde mahkeme kararını vermedi. Belki çoğu devam ediyor bu noktada ama birçoğunun artık durumu alenen ortaya çıkmış, besleyen unsurlar var. En azından muhalefet bir tanesine, iki tanesine disiplin süreci başlatabilir, olumsuz bir şey söyleyebilir, bir tenkit edebilir. Kendi içinden bu yanlışı yapanlarla ilgili farklı bir durum ortaya koyabilirdi.
TABAN NE YAPACAĞINI BİLMİYOR
Hiçbirine eleştiri getirmeyen, tam tersine sahiplenen bir muhalefet var. Her yanlışı yapan partilisine sahiplenen, her yanlışı yapanın yaptığını yanına kâr bırakan bir muhalefet anlayışıyla, sahiplenme duygusuyla işte vatandaşların kamuoyundaki geldiği nokta itibarıyla partiye bakışı belli. Çatırdadılar, bölündüler, ikiye ayrıldılar. Yeni parti ve CHP şu anda... Taban ne yapacağını bilmiyor, belediye başkanları ne yapacağını bilmiyor, belediye meclis üyeleri ne yapacağını bilmiyor. Rozeti bir partide, gönlü başka bir partide bazılarının. Vicdanı başka bir partide, duruşu başka bir partide. Öteki partide duruyor, diğer partiye “Genel başkanım” diyor falan. Böyle çelişkili, tenakuzlu bir durumla karşı karşıyayız geldiğimiz noktada. Yani kendi içlerinde anlaşamayan, kendi içlerinde siyaset yapamayan, kendi içlerinde siyaseti taşıyamayan, Türkiye'ye siyasi tavrını anlatamayan, projelerini anlatamayan, önerileri olmayan, öngörüsü olmayan ve tüm çıplaklığıyla Türkiye'nin göz önünde cereyan eden hadiselerini de sahiplenen bir siyaset anlayışı var. Biz böyle bir siyaset yapamayız.

BEN KONUŞMAYA DEVAM EDECEĞİM
Biz yaptıklarımızı anlatarak, bakın ne dedik geldiğimizden, oturduğumuzdan beri, programın başından beri: “Şunları yaptık, şunları planlıyoruz, bunları yapmayı düşünüyoruz, bunları ortaya koyuyoruz, Antalya'nın lehine bunlardan tarafız.” diye anlatıyoruz. Daha anlatacak o kadar çok projemiz var ki, yaptığımız o kadar çok hizmet var ki daha çoğunu anlatamadık bile. Burada saatlerce devam etsek ben konuşmaya, anlatmaya devam ederim. O kadar doluyuz yani, o kadar birikimliyiz. Şimdi az önce dedik işte: “8 yılda hangi kavşağı yaptın?” Yok. Bir tane kavşak yok. Bir sinyalizasyon çalışması yok. Yani alt geçitlerin yağmur suyu drenaj hatlarının temizliği, bakımı yok. İşte yine dün alt geçitleri su basmaya başlamıştı, ilk yağmurlarda. Bunu her sene uyarıyoruz ama her sene yine temizlik yok, bakım yok.

BADANA YAPMAKTAN ACİZ
Yani yaptığımız, bizim bunlara teslim ettiğimiz hizmetlerin bakımını... İbrahim Ethem Taş vekilimiz çok güzel söylemişti, onu hep kullanıyoruz. Yani “Bizim yaptığımız eserlerin bakımını, boyasını, badanasını, tamiratını yapsalar bunlara yeter.” demişti. Hakikaten bıraktığımız eserlerin tamiratını, bakımını, boyasını, badanasını yapmaktan acizler.
Biz bunlarla ilgili, yani yanlış yapanlarla ilgili, bakın sadece karşı partideki yanlışları değil, kendi içimizde bile yanlış yapmaya tevessül eden arkadaşları partimiz 25 yıldır disiplin kurullarıyla, disiplin kanalıyla, ihraçlarla partinin dışına atmıştır, tutmuştur, koymuştur. Bakın, 25 yıldır. Bugünün meselesi değil. 25 yıldır partimizde yanlış yapan arkadaşlarımız... Tüm Türkiye'de teşkilatlarımızın içinde de olsa, belediye başkanımız da olsa, meclis üyesi de olsa, 25 yıllık serüvenin içerisinde bu tip yanlışa tevessül edenler geçmişte olmuştur elbette. Bugün olanlar olabilir. Yarın da olacaktır belki bu insanoğlu yaşadığı müddetçe. Yanlışla doğru bir arada devam ediyor.”




