2026 yılında Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişikliklerle birlikte milli parklar ve doğal alanlar turizm baskısına açıldı. Yapılan kanun değişikliği ile işletmelerin 99 yıla kadar faaliyetlerini sürdürmelerine olanak sağlandı. Ancak bu durum, doğal alanlarda ve milli parklarda tahribata yol açması nedeniyle tartışmaları da beraberinde getirdi. Özellikle milli parklardaki koruma altındaki su alanları ciddi bir baskı altına girdi. Milli parklarda planlanan turizm yatırımları ile hidrojeolojik riskler yeniden gündeme geldi.

Akdeniz Üniversitesi’nden Kritik Uyarı Yer Altı Suları Tehdit Ediliyor (6)

Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yasemin Leventeli, milli parkların yalnızca doğal güzelliklerden ibaret olmadığını; endemik canlı türleri, kültürel değerler ve yeraltı su kaynakları açısından kritik öneme sahip alanlar olduğunu söyledi. Leventeli, özellikle akiferlerin korunmasının hayati olduğunu vurgulayarak kontrolsüz tesisleşmenin yeraltı sularında kalıcı kirlilik yaratabileceğine dikkat çekti.

Akdeniz Üniversitesi’nden Kritik Uyarı Yer Altı Suları Tehdit Ediliyor (2)

“MİLLİ PARKLAR ÖNEMLİ YERLERDİR”

Milli parkların Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından “Bilimsel ve estetik bakımından, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçaları” tanımlandığını hatırlatan Doç. Dr. Leventeli, “Tanımdan da anlaşılacağı gibi, milli parklar endemik yani o bölgeye özgü bitki ve hayvanın yanı sıra kültürel, tarihsel ve doğal anıtları da içeren oldukça özel yerlerdir. Ayrıca yeraltı ve yerüstü suları açısından da önemli kaynakları barındırdıkları da biliniyor” dedi.

Akdeniz Üniversitesi’nden Kritik Uyarı Yer Altı Suları Tehdit Ediliyor (5)

“SU KAYNAKLARI KİRLENİR”

“Akifer diye tanımladığımız birimler; içerisinde su kütlelerinin bulunduğu, suyu bünyesine alabilen ve verebilen jeolojik birimlerdir ve asıl su kaynaklarımız yani yeraltı sularımızı barındırıyor” diyen Doç. Dr. Leventeli, “Bu durumda, bölgede yapılacak tesislerin niteliği ve boyutları oldukça önemlidir. Burada temel risk, söz konusu projenin su kaynaklarına yani yeraltı sularına olumsuz etkileridir, antropojenik kirlilik söz konusu olabilir” ifadelerini kullandı.

Akdeniz Üniversitesi’nden Kritik Uyarı Yer Altı Suları Tehdit Ediliyor (3)

“ÖNLEM İYİLEŞTİRMEDEN DAHA BİLİMSEL BİR YAKLAŞIMDIR”

Büyük ya da küçük, yapılan tesisin illa ki katı ya da sıvı atıkları olacağını ifade eden Doç. Dr. Leventeli, “Bunların yeraltı suyuna karışmadan bertaraf edilmesi gerekiyor. Aksi halde akış aşağıdaki havzalar ve yeraltı suları da kirlenerek ekosistemi olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmaz olur. “Önlem, iyileştirmeden daha bilimsel bir yaklaşımdır”. Bu nedenle kirletici unsuların su kaynaklarından uzak tutulması gerekiyor” diyerek sözlerine son verdi.

Muhabir: ABDULREZZAK KILIÇ