17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de merkez üssü Gölcük/Kocaeli olan Marmara Depremi; Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu başta olmak üzere geniş bir bölgede büyük bir yıkıma neden deprem ile ilgili TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi açıklamada bulundu. Açıklamada şu sözlere yere verdi;

“17 Ağustos’u unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. 17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de merkez üssü Gölcük/Kocaeli olan Marmara Depremi; Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu başta olmak üzere geniş bir bölgede büyük bir yıkıma neden olmuş, on binlerce yurttaşımız yaşamını yitirmiş ve yaralanmış, yüz binlerce yapı hasar görmüş, ülkemizin toplumsal hafızasında derin izler bırakmıştır. Aradan geçen 27 yıla rağmen acımız hâlâ tazedir. 17 Ağustos Marmara Depremi’nde yaşamını yitiren yurttaşlarımızı bir kez daha saygı ve özlemle anıyor, yakınlarının acısını paylaşıyoruz.

Antalyanin Deprem Bakimindan Guvenli Mahalleleri Belli Oldu (2)-117 Ağustos yalnızca büyük bir deprem değil; yanlış yer seçiminin, plansız kentleşmenin, niteliksiz yapılaşmanın, yetersiz denetimin ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesinin nelere mal olabileceğini gösteren tarihsel bir kırılmadır. Ne yazık ki 17 Ağustos’tan sonra Van’da, Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta ve ülkemizin farklı bölgelerinde yaşadığımız afetler, geçen yıllara rağmen gerekli dersleri yeterince çıkaramadığımızı acı biçimde göstermiştir.

Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi ise kaçınılmaz değildir; kader hiç değildir. Türkiye; jeolojik, tektonik, jeomorfolojik ve iklimsel özellikleri nedeniyle yalnızca depremlerin değil; heyelan, kaya düşmesi, sıvılaşma, taşkın, obruk ve çeşitli jeolojik, hidrojeolojik ve meteorolojik tehlikelerin etkisi altındadır. Bu gerçekliği değiştiremeyiz; ancak bilim ve mühendisliğin olanaklarını kullanarak bu doğa olaylarının afete dönüşmesini engelleyebilir, can ve mal kayıplarını en aza indirebiliriz.

Antalyanin Deprem Bakimindan Guvenli Mahalleleri Belli Oldu (3)Bunun yolu afet sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan vazgeçerek, afet öncesinde tehlikeleri belirleyen, riskleri azaltan ve yeni risklerin oluşmasını engelleyen bütünleşik bir afet risk yönetimi anlayışını hayata geçirmekten geçmektedir.

Afetlere dirençli kentler yalnızca sağlam binalardan oluşmaz. Bir kentin güvenli olabilmesi için öncelikle üzerinde bulunduğu zeminin ve yer altının doğru tanımlanması gerekir. Kentlerin jeolojik yapısı ortaya konulmalı; mikrobölgeleme çalışmaları tamamlanmalı, aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın ve diğer jeolojik tehlikeler belirlenmeli; mevcut ve yeni yerleşim alanlarının yerleşime uygunluk koşulları bilimsel olarak değerlendirilmelidir.

Antalyanin En Riskli Deprem Bolgeleri Belli Oldu (1)-3İmar, yapılaşma ve arazi kullanım kararları bu veriler doğrultusunda alınmalı; yapı stoku, ulaşım sistemleri, altyapı tesisleri ve kritik kamu yapıları afetlere karşı güvenli hâle getirilmelidir. Önemle vurguluyoruz ki jeolojik-jeoteknik etütler bir formalite değildir. Yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar bütün süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin biçimde yararlanılması can ve mal güvenliğinin temel koşullarından biridir.

Deva Parti̇si̇’nden Antalya İçi̇n Deprem Uyarisi Beton Artti, Ri̇sk Büyüdü (3)Zemin ve temel etütlerinin yalnızca hazırlanması yeterli değildir; bu çalışmaların yetkin meslek mensuplarınca gerçekleştirilmesi, ilgili kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından etkin biçimde incelenmesi ve denetlenmesi gerekmektedir. Yerel yönetimlerin teknik kadrolarında yeterli sayıda jeoloji mühendisi istihdam edilmesi, kentlerimizin geleceği açısından ertelenemez bir ihtiyaçtır. Bu gereklilik Antalya açısından da hayati önemdedir.”

Kaynak: JMO / BÜLTEN