Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Eriş Sağkan, Antalya Barosu’nun 100. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada baronun halk mücadelesindeki tarihi ve günümüzdeki önemine dikkat çekti. Türkiye’de ifade özgürlüğünün giderek baskı altına alındığını belirten Sağkan, gazeteciler ve yurttaşlar için yaşanan ihlallerin ciddiyetine vurgu yaptı. Antalya Barosu’nun hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını koruma görevini 100 yıldır kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.
“BU KENTİN BİR BAROSU VAR”
Av. Sağkan açıklamasında, “Antalya Baromuzun bu yıl 100’üncü yılı. 100 yıldır bu topraklarda hak mücadelesi veren, mağdurun yanında insanların temel haklarını korumak için mücadele eden ve bunun için bedeller ödeyen bir baromuz var: Antalya Barosu. Bu yıl içerisinde çok sayıda etkinlikte sizlerle bir araya geleceğiz. Çok kısa bir zaman içerisinde Antalya şehrimize ve baromuza kazandıracağımız hizmet binamızın açılışı için burada olacağız. Belki ondan önce yine baromuzun düzenlediği çok kıymetli bir spor etkinliği var; yüzüncü yıl etkinlikleri kapsamında Nisan ayında onun için burada olacağız” dedi.
“TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNU İFADE HÜRRİYETİ”
“Türkiye’deki ifade hürriyeti temel sorunu üzerinden değerlendirmek gerekiyor” diyen Av. Sağkan, “Anayasada güvence altına alınan barışçıl toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkı en temel insan hak ve özgürlüklerinden biridir ve ifade hürriyetinin en doğal şekilde vücut bulan hâlidir. Haliyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yapılan hukuka aykırı ve orantısız her müdahale, ifade hürriyetine dönük bir müdahaledir. Ancak ifade hürriyeti noktasında son derece olumsuz bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek durumundayım. Türkiye’nin şu anda önündeki en önemli sorunlardan birisi ifade hürriyeti sorunudur. Ve maalesef yargı pratikleri de ifade hürriyetini korumayı bir yana bırakıp, bu özgürlüğü kısıtlayan bir pratiğe doğru yönelmiştir. Bunu sadece son bir ayda gazeteci Ali Can Uludağ’da görürsünüz, gazeteci İsmail Arı’da görürsünüz” ifadelerini kullandı.
“ÇOK AĞIR BİR İHLALE DÖNÜŞMÜŞTÜR”
Türk Ceza Kanunu’nun 217. maddesine eklenen ve “dezenformasyonla mücadele yasası” olarak bilinen düzenlemenin, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak şeklinde yasalaştığını hatırlatan Sağkan, bunun başta gazeteciler olmak üzere toplumda ifade hürriyetini baskılamanın en önemli aracı hâline geldiğini söyledi. “Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki bu uyarılarımız hiç de yabana atılacak uyarılar değilmiş. Sadece gazeteciler değil, aynı zamanda haber yapmak için işinin başında olan tüm basın mensupları için bir tehdit unsuru hâline gelmiştir. Bu durum sadece haber verme hakkını ilgilendiren bir sorun değildir; aynı zamanda yurttaşların haber alma hakkına dönük de çok ağır bir ihlale dönüşmüştür” dedi.
“YARGI BAĞIMSIZ ÇİZGİDEN UZAKLAŞIYOR”
Av. Sağkan, “Türkiye’nin şu anda temel konuşması gereken ve çözmek için bir an önce adım atması gereken en önemli sorun, ifade hürriyeti üzerindeki ağır baskı sorunudur. Baskıyla mücadelede argümanınız bağımsız yargı olmalıyken, yargının da maalesef bağımsızlık çizgisinden hızla uzaklaşıp bu özgürlükleri kısıtlamak için bir araca dönüşmesi ise yaşanabilecek en kötü senaryodur. Şu anda o en kötü senaryonun içerisindeyiz. O nedenle barolara ve sivil toplum örgütlerine bu anlamda özgürlükleri korumak noktasında çok ama çok önemli bir görev düşmektedir. Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 95. maddeleri barolarımızın bu görev tanımını açıkça hüküm altına almaktadır. Hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını ve insan haklarını korumak barolar için bir görev tanımı olarak ortaya konulmuştur. Haliyle Antalya Baromuz da tam








