TÜİK’in enflasyon sepetine göre belirlenen ve 2026 yılında 28 bin 75 lira olarak açıklanan asgari ücret kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Geçim sıkıntısının her geçen gün derinleştiğini dile getiren yurttaşların tepkisine siyasi itiraz da eklendi. CHP Antalya İl Örgütü, asgari ücretin gerçek enflasyonu yansıtmadığını savunarak Yavuz Özcan Parkı’nda toplandı ve TÜİK Bölge Müdürlüğü önünde sert bir protesto gerçekleştirdi. Yapılan açıklamalarda TÜİK’e “Gerçekleri gizlemek ve emeklinin, işçinin alın terini yok saymak” suçlaması yöneltildi. TÜİK binası önünde yapılan basın açıklamasına CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Parti Meclisi Üyesi Önder Kurnaz, PM Üyesi ve CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, CHP Milletvekilleri Aliye Coşar, Mustafa Erdem ve Aykut Kaya, CHP İl Örgütü ile Antalyalı yurttaşlar katıldı.

"PAYLAŞIMDA KRİZ VAR. VERGİ DE ADALETSİZLİK VAR"
Bu ülkede artık kimsenin rakamlarla yaşayamadığını aktaran CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, "Herkes pazarda yaşıyor. Markette yaşıyor. Kirada yaşıyor. Faturada yaşıyor. Ve gerçek çok net: Bu ülkenin emekçisi her geçen yıl biraz daha yoksullaşıyor. Emeklisi her geçen yıl biraz daha yalnızlaşıyor. Bugün Türkiye’de servetin ve gelirin nasıl paylaşıldığına bakalım. Ülke gelirinin yaklaşık üçte biri, nüfusun yalnızca yüzde 10’luk bir kesiminin elinde. Daha da çarpıcısı, en üst yüzde 1’lik kesim ülke servetinin yaklaşık yüzde 40’ına sahip. Buna karşılık ülkenin en yoksul %50’si, toplam servetin yalnızca yüzde 2,8’ini paylaşabiliyor. Ülke bütçesi ise dolaysız vergilerle, çoğunlukla servet sahibi olamayan emekçi halkımızdan oluşturuluyor. Yani ülkede kriz yok diyenlere şunu söylüyoruz: Üretimde kriz yok. Paylaşımda kriz var. Vergi de adaletsizlik var" diye konuştu.

"YILLAR GEÇİYOR, MAAŞ ARTIYOR DENİLİYOR AMA ALINABİLEN YOĞURT AZALIYOR"
"TÜİK verileri açıklıyor. Öncesinde bir bakıyorsunuz, benzin fiyatı 2 lira düşüyor" diyen Kamacı, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
Enflasyon sepeti özenle hazırlanıyor. Ve ocak başı zamlar... Sonra dönüp “Enflasyona ezdirmedik” diyorlar. Ama sofraya bakıyoruz, ezilmişiz. Cüzdana bakıyoruz, ezilmişiz. Geleceğe bakıyoruz, eziliyoruz. Alım gücü grafiklerine bakalım. Dana kıymayı ele alalım. “Et artık lüks değil” deniliyor. Ama gerçek şu: Asgari ücretli her yıl daha az et alabiliyor. Çalışanlarımız da, emeklilerimiz de ete hasret kalmış durumda. Yoğurda bakalım. Aynı marka. Aynı ürün. Yıllar geçiyor, maaş artıyor deniliyor ama alınabilen yoğurt azalıyor. Yumurtaya bakalım. Hani “en ucuz protein” denilen yumurta… Bugün bir asgari ücretli, beş yıl önce aldığı kadar yumurta alamıyor. Protein sofrası daralıyor. Çocuklarımızı yeterince besleyemiyoruz."

ANTALYA'DA YAŞAM MALİYETİ ARTTI
Antalya'daki yüksek kiralara değinen Kamacı, "Bir de kiraya bakalım. Antalya’dayız. Kent merkezinde kiralar 20 bin liradan başlıyor, üst sınırı yok. Bugün asgari ücret, Antalya merkezde kirayı dahi ödeyemiyor. Daha fatura ödenmeden. Daha mutfağa girilmeden. Bu ne demek biliyor musunuz? Çalışan ve emekli maaşları artık barınmaya yetmiyor demek. Antalya’da tek başına yaşamaya yetmiyor demek. Bir çocuğun okul masrafına bakalım. Kırtasiye… Defter… Kalem… Çanta… Bir çocuğun yıllık kırtasiye masrafı, neredeyse bir aylık asgari ücrete dayanmış durumda. Buna servis yok. Beslenme yok. Ayakkabı yok" sözlerini kullandı. Üniversiteli gençler ele alındı. Bir üniversite öğrencisine yaşadığı sorunları ele alan Kamac, "2020 yılında KYK bursu 550 liraydı, ortalama yıllık kırtasiye masrafı da 550 liraydı. 2025’e geldik. Kırtasiye masrafı 10 bin liraya dayandı. KYK bursu 2 bin lira oldu. Şimdi “3 bin liraya çıkarıyoruz” diyorlar. Ve yokluk içinde bıraktıkları gençlerimizden de utanmıyorlar" ifadelerini kullandı.
Rakamlar ortada: 2002’de sosyal yardım alan hane sayısı yaklaşık 1 milyondu. 2010’da 2,1 milyon oldu. 2020’de 3,3 milyona çıktı. 2025’te ise 5 milyona ulaştı. Soruyoruz: Bu neyin başarısı? Bu tablo utanç tablosudur. Sosyal yardımı artırmak marifet değildir. Marifet, insanları sosyal yardıma muhtaç etmemektir. Bugün milyonlarca yurttaşımız devletin kapısında yardımı bekliyorsa, bu bir sosyal politika değildir; bu açık bir ekonomik iflastır. Daha acısı şudur: Gıda fiyatları 2017’den bu yana yaklaşık 20 kat artmıştır. İnsanlar artık aldıkları sosyal yardımla bile karnını doyuramaz hâle gelmiştir.

3 Aralık 2025’te Sayın Erdoğan şöyle diyor:
“Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bu düzen sürdürülebilir değildir.” 23 yıldır, bu tabloyu yaratan, bu düzeni kuran bile, sürdürülebilir değildir diyor. Haklılar, AKP iktidarı halkımız için sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. TÜİK’e sesleniyoruz. Gerçekleri gizleyerek kul hakkına giriyorsunuz. TÜİK, Cumhuriyet’in kurumudur. Bir kişiyi üzmemek için milyonları üzdüler. Rakamları eğip bükmeyin. Halkın yaşadığı enflasyonu görün. Açlığı yoksulluğu görün. Devlette her şey not edilir. Her şey kayda geçer. Bu yoksullaşma da kayda geçiyor. Buna zemin hazırlayanlar da kayda geçiyor. Halkın alım gücünün daha fazla erimesine dermanı kalmadı. Bu ülke bunu taşıyamaz. Biz buradayız. Antalya İl Örgütü olarak buradayız. İşçinin yanındayız. Memurun yanındayız. Emeklinin yanındayız. Geçim yoksa, seçim var diyoruz.”





