Antalya Hayvan Hakları Platformu ve Attalos Pati Gönüllüleri, Nekropol Müzesi’ndeki koruma ağlarına takılan kuşların yaşam hakları için verdikleri mücadelenin 51. gününden yetkililere seslendi. Kurumların kuşların ölümlerini kabul etmelerine rağmen sundukları çözümlerin kuşları korumak yerine yaşam alanlarından uzaklaştırmak olduğunu belirtti.

Antalyada Hayvan Haklari Savunuculari 51 Gundur Olum Tuzagi Nobetinde (3)

HAYVAN HAKLARI SAVUNUCULARINDAN ÖLÜM TUZAKLARINA İSYAN

Kurumların sundukları önerinin çözüm olmayacağını söyleyen hayvan hakları savunucuları, kuşların tellere takılarak yaşamlarını yitirmeye devam edeceğini savundu. 2,5 yıldır olan ağlar nedeniyle sayısız kuşun yaşamını yitirdiğini belirten hayvan hakları savunucuları, tek çözümün ağların kaldırılması olduğunu belirtti.

“SUNULAN ÖNERİ BİR ÇÖZÜM DEĞİL”

Nekropol Müzesi önünde tuttukları nöbetin 51. gününden yetkililere seslenen hayvan hakları savunucuları şu sözlere yer verdi:

“Tam 51 gündür buradayız. Tam 51 gündür aynı soruyu soruyoruz: Bu süreçte değişen ne oldu? Cevap çok açık: Hiçbir şey. Yetkili kurumlar alana geldi, incelemeler yaptı, kuşların ağlara takılarak öldüğünü gördü ve bunu artık inkâr etmiyor. Hatta basına verdikleri açıklamalarda da kuş ölümlerini açıkça kabul ettiler. Ancak kabul ettikleri bu gerçeğe karşı buldukları çözüm, kuşları korumak değil, onları kendi yaşam alanlarından uzaklaştırmak oldu.

Antalyada Hayvan Haklari Savunuculari 51 Gundur Olum Tuzagi Nobetinde (2)

“AĞLAR HALA DURUYOR”

Önerdikleri şey nedir? Camlar açılacak, kuşlar dışarı çıkarılacak ve ardından ses sistemleriyle bu alandan uzak tutulmaya çalışılacak. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü burası kuşların yaşam alanıdır. Biz, kuşların yuvasını terk etmesini sağlayacak yöntemler değil, insani ve kalıcı çözümler istedik. Ancak bugün hâlâ ağlar yerinde duruyor, hâlâ metal çiviler kaldırılmıyor ve hâlâ kuşların bu alana geri dönmeyeceği varsayılıyor.

“VİCDANIN DA NASIL YARALANDIĞINI GÖSTERİYOR”

Oysa gerçek çok açık: Dışarıdan bu alanı görüp içeri girmeye çalışan kuşlar olmaya devam edecek. Onların ayakları yine tellere takılacak, yine yaralanacak, yine ölecek. Biz burada sadece birkaç kuşu savunmuyoruz. Biz, insanların kurduğu tuzaklar yüzünden can veren, susuz kalan, saatlerce çırpınan canlıların yaşam hakkını savunuyoruz. Her gün bu ağların altında bulunan cansız bedenler, yalnızca kuşların değil, vicdanın da nasıl yaralandığını gösteriyor.

Antalyada Hayvan Haklari Savunuculari 51 Gundur Olum Tuzagi Nobetinde (1)-1

“SAYISIZ KUŞ YAŞAMINI YİTİRDİ”

Buna çözüm demek mümkün değildir. Bu ağlar tam iki buçuk yıldır burada. İki buçuk yıldır sayısız kuş bu tuzaklarda can verdi. İki buçuk yıldır kanat sesleri yardım çığlığına dönüştü. Ve ne acıdır ki, çözüm üretmesi gereken kurumlar bugün hâlâ kuşları korumanın değil, onları gözlerden uzaklaştırmanın hesabını yapıyor.

“HEPİMİZ ADINA BÜYÜK BİR UTANÇTIR”

Bizler 51 gündür burada nöbet tutuyoruz, ama kuşların çığlığı yıllardır duyulmak için mücadele ediyor. “inceleme yapacağız” dediniz. Bekledik. Sabrettik. Sonucu görmek istedik. Sonuç ne oldu? Kocaman bir sıfır. Bir kez daha gördük ki bu ülkede kadın olmak, çocuk olmak, ağaç olmak, hayvan olmak gerçekten çok zor. Ölen kuşlara bakıp sessiz kalmak, onların çırpınışını sıradanlaştırmak, hepimiz adına büyük bir utançtır. Çünkü bir toplumun vicdanı, en savunmasız canlılara gösterdiği merhamet kadar güçlüdür.

“ÖLÜMLER “ÖNLEM” ADI ALTINDA GEÇİŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

Sabır sınırlarını çoktan aştı. Neredeyse iki ay oldu. Kuşlar hâlâ görmezden geliniyor, ölümler hâlâ “önlem” adı altında geçiştirilmeye çalışılıyor. Oysa hiçbir canlı, yaşam alanından sürülerek korunamaz. Burada yaşanan yalnızca kuşların trajedisi değildir. Burada yaşanan, yaşam hakkının bürokrasiye, ihmale ve sessizliğe yenik düşmesidir. Biz artık “inceleme sürüyor”, “çalışma yapılıyor” sözlerini değil, gerçek çözümleri görmek istiyoruz.

“ÖLÜM TUZAKLARI ORTADAN KALDIRILINCAYA KADAR MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Biz buradayız ve mücadelemiz bitmeyecek. Kuşlarla birlikte bu alana gerçek bir çözüm bulununcaya, onların yalnızca “zarar veren unsurlar” değil, yaşam hakkına sahip canlılar olduğu kabul edilinceye kadar; ağlar kaldırılıncaya, ölüm tuzakları ortadan kaldırılıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü yaşamı savunmak, vazgeçebileceğimiz bir tercih değil; vicdanımızın bize yüklediği bir sorumluluktur.”

Muhabir: GÜNAY SARI