Antalya’nın Alanya ilçesine bağlı Gözübüyük Mahallesi Muhtarı Ahmet Arslan, mahallede yaklaşık 20 yıldır faaliyet gösteren taş ocağının yarattığı tahribatı ve tehlikeyi sert sözlerle dile getirdi. Yeni genişletilen köprü ve sıcak asfalt yolun üzerinden paletli iş makinelerinin geçirilmesine rağmen hiçbir önlem alınmadığını ifade eden Arslan, dinamit patlatmaları sırasında evlerin sallandığını, insanların korkudan evlerine giremediğini ve tüm uyarılar ile yargı girişimlerine rağmen sorunun çözülemediğini belirtti.

“YARINLAR İÇİN MUTLAKA TAHRİBAT VERECEKTİR”
Başta yapılan yeni yolda ağır bir şekilde bir tahribat olmadığını ifade eden Mahalle Muhtarı Ahmet Arslan, “Daha önce buradan paletli kepçe geçirdiği için oradaki taş ocağındaki kişiyi uyardık. Uyarı yapmamıza rağmen tekrar kepçe geçirmiş. Ama tabii bu bugün ağır tahribat vermez; yarınlar için mutlaka tahribat verecektir, sıkıntı olacaktır. Önlemini alması gerekiyor. Bu yolun yapılışı köprüyü genişletmemiz ve köprüyü yapmamızla alakalı. Yani geçen daha bir ay olmadı; köprüyü genişletip oradaki sıcak asfaltı döktük. Ama yolun yapılış tarihi çok eski” dedi.

“EVLER SALLANIYOR, İNSANLAR İÇERİ GİRMİYOR”
“Başımızın belası olan bir taş ocağı. Burada yaklaşık 20 yıl önce bir taş ocağı kurdular” diyen Muhtar Arslan, “Taş ocağı bizim köyümüzü tamamen bitiriyor artık. Çünkü vatandaşım nefes almaz hale geldi. Zaten burası yaşlı kesimin olduğu bir yer. Bu yüzden vatandaşlar hakikaten burada çok sıkıntı çekiyor. En önemlisi de şu: burada dinamit patlaması yapılıyor. Evler sallanıyor, insanlar içeri girmiyor; o dinamit atıldığı an ne olur ne olmaz diye. Ben bunu jandarmaya da defalarca bildirdim. Jandarma diyor ki “Bu yapılması gereken işlemin boyutunda olan bir şey.” Köye çok yakın bir yer; neredeyse evlerin içinde. 100 metre yakınında evler var, 200 metre yakınında evler var. O kadar büyüdü iş” ifadelerini kullandı.

“İŞİMİZ ALLAH’A KALDI; YOKSA KANUN OLARAK BİR ŞEY ÇÖZEMİYORUZ”
Bölge halkı olarak “Zor bir durumda” olduklarını ifade eden Arslan, “Allah sonumuzu hayır eylesin. Çünkü biz nereye başvuruyorsak önümüze bu adamın ÇED raporunu koyuyorlar. Ben bununla alakalı daha önce dava açtım. Antalya’daki mahkemeye müracaat ettim. Buraya keşfe gelindi. Sonuçlarda raporlarda herhangi bir şey olmadı. Ben yapılması gerekeni yapmışım; mahkemeye gitmişim, 50-100 bin lira para harcamışım, dava açmışım, uğraşmışım. Keşfe gelinmiş, keşifte oradaki evleri göstermişim. Yerleşkenin asırlık bir yer olduğunu göstermişim; ağaçlarıyla, insanlarıyla. Ama ne isteniyor bilmiyorum. O patlatmalar olduğu dönemde insanlar evine giremiyor. Öyle bir sıkıntı. Ama yani ‘Allah sonumuzu hayretsin’ diyoruz. İşimiz Allah’a kaldı; yoksa kanun olarak bir şey çözemiyoruz” sözlerine yer verdi.





