Antalya'da 26 Ekim 2026 gecesi meydana gelen hortumda, bir inşaat şantiyesinde işçilerin barınmak için kullandığı konteynerlerin zarar görmesi sonucu 4 işçi yaşamını yitirmişti. Yaşanan facianın ardından açıklama yapan İklim Adaleti Forumu, işçilerin yaşam hakkının iklim adaleti mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Açıklamada, güvenli barınma alanlarının oluşturulmasının ve aşırı hava olaylarına karşı gerekli tedbirlerin alınmasının işverenler ile ilgili kamu kurumlarının sorumluluğunda olduğu ifade edildi. Olayın tüm yönleriyle araştırılması çağrısında bulunan forum, olası ihmallerin ortaya çıkarılarak sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını istedi.

“İŞÇİLERİN YAŞAM HAKKI İKLİM ADALETİ MÜCADELESİNİN PARÇASIDIR”
Yaşanan bu acı olay, iklim adeti ile emek mücadelesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini bir kez daha ortaya koyulduğunu ifade edilen açıklamada, “İklim adaleti, yalnızca doğanın korunması değil; emeğiyle yaşamını sürdüren insanların güvenli çalışma, barınma ve yaşama hakkının da korunması mücadelesidir” denildi. İklim değişikliği, aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini birçok bölgede artırarak ekolojik ve toplumsal riskleri derinleştirdiğini vurgulanan açıklamada, “Bu nedenle yaşanan afetleri yalnızca doğanın olağan işleyişiyle açıklamak mümkün değildir. İklim krizinin yarattığı ve ağırlaştırdığı tehlikeler, toplumsal eşitsizliklerden bağımsız biçimde yaşanmamaktadır. Bu tehlikeler karşısında kimin ne ölçüde korunabildiğini, insanların çalışma ve yaşam koşulları, ekonomik olanakları ve kamusal önlemler belirlemektedir” ifadelerine yer verildi.

“İŞÇİLERİN YAŞAM HAKKININ KORUNMASI MESAİ SAATLERİYLE SINIRLI DEĞİLDİR”
“Antalya'da yaşananlar, bu eşitsizliğin somut ve acı bir örneğidir” denilen açıklamada şu açıklamada şu sözlere yer verildi:
“Kentleri inşa eden işçilerin, barınmak zorunda kaldıkları konteynerlerde yaşamlarını yitirmesi, iklim adaletinin aynı zamanda bir emek, sınıf ve toplumsal eşitlik meselesi olduğunu göstermektedir. İklim krizinin sonuçlarına karşı en savunmasız bırakılanlar, çoğu zaman bu krizin ortaya çıkmasında en az sorumluluğu bulunan emekçilerdir. Doğa olaylarının meydana gelmesini her zaman önlemek mümkün olmayabilir. Ancak bu olayların ölümcül afetlere dönüşmesinde, alınmayan önlemlerin ve güvencesiz yaşam koşullarının rolü görmezden gelinemez. İşçilerin yaşam hakkının korunması mesai saatleriyle sınırlı değildir. Güvenli barınma alanlarının oluşturulması, aşırı hava olaylarına karşı koruyucu tedbirlerin alınması ve afet risklerinin gözetilmesi hem işverenlerin hem de ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Yaşanan olayın bütün yönleriyle araştırılmasını, işçilerin barınma koşullarının ve alınan güvenlik önlemlerinin incelenmesini, olası ihmallerin ve sorumlulukların şeffaf biçimde ortaya çıkarılmasını talep ediyoruz.”

İKLİM ADALETİNDE YAŞAMA HAKKI MERKEZE ALINMALI
Açıklamada, “Gerçek bir iklim adaleti, emekçilerin yaşam hakkını, güvenli barınmayı, insanca çalışma koşullarını ve sosyal adaleti merkeze almakla mümkündür. İklim Adaleti Forumu olarak yaşamını yitiren işçilerin aileleriyle dayanışma içerisinde olduğumuzu, olayın takipçisi olacağımızı ve emek, kent ve doğa mücadelesini ortak bir adalet zemininde büyütme kararlılığımızı kamuoyuna duyuruyoruz” ifadelerini yer verdi.





