Antalya Genç İşinsanları Derneği üyeleri ile bir araya gelen Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka, Antalyalı işinsanlarına “Köklerden Geleceğe: Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma” başlıklı konuşma yaptı. Türkiye’de aile şirketlerinde yaşanan sıkıntılar ve yasal süreç ile ilgili önemli açıklamalar yapan Saka, işinsanlarının sorularını da yanıtladı.

TÜRKİYE’DE 100 YILI DEVİREN 100 ŞİRKET BULAMADIK

Türkiye’de üçüncü kuşak sonrasını gören şirket sayısının çok az olduğunu belirten Dr. Tamer Saka, Türkiye’de 100 yılı deviren 100 işletmeyle ilgili kitap çıkarmak istediklerini ve bu rakama ulaşamadıklarını belirtti. Japonya’da gittiği bir restoranın 700 yıllık olduğunu gördüğünü belirten Tamer Saka, bunun kültürel, ekonomik, sermaye birikiminin yolculuğuyla ilgili sebepleri olduğunu, ancak bunun en önemli nedenlerinden birisinin; aile ile işi birbirinden ayıramak olduğunu dile getirdi.

BABA GİDİNCE PROBLEM BAŞLIYOR

Yaşamın merkezi olan aileler büyüdükçe şirketlerin yapısında da değişimler görüldüğünü belirten Tamer Saka, “Ülkemizde aile ile iş arasındaki denge genel olarak kurulamıyor. Eşler ve çocuklar işin içine girdiği zaman yönetim kurullarında tartışmalar başlıyor. Bu durum da aileyi oluşturan bireylerin daha fazla hareket alanı istemesine neden oluyor. Bu nedenle işyerindeki ahenk bozulmaya başlıyor. Bunun dışında kurucu baba işin içinde olduğu sürece bir tutkal vazifesi görüyor. Baba gidince ciddi bir problem başlıyor” şeklinde konuştu.

İŞ YAPMA KÜLTÜRÜMÜZ YÖNETME KONUSUNDA ZAYIF

Aile şirketlerinde önemli bir konunun da kültür meselesi olduğunu belirten Dr. Tamer Saka, “Bizim iş yapma kültürümüz; bir amaç doğrultusunda bir araya gelerek yönetme konusunda zayıf. Liderlik ve patronluk güdüsü fazla oluyor ve aile içinde çatırdamalara neden oluyor. Uzun süreli aile şirketlerinin temel özelliğinin; aile bireyleri arasında görevlerin paylaşıldığını görüyoruz. Tepede birliktelik var ancak, işin başındaki insanlar bıraktıktan sonra iş bozulmaya başlıyor” dedi.

Çok küçük şirketlerde bile kurumsallaşmaya ihtiyaç olduğunu belirten Saka, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tek kişinin çalıştığı bakkal dükkanında bile kurumsallaşmaya ihtiyaç var. İşletmelerde kurumsallaşma her zaman olmalı ancak bunun dozunu iyi ayarlamak lazım. Küçük bir şirketi holding gibi yönetmeye kalkarsanız o işletme batar. Çünkü her işin hacmi vardır ve ona göre hareket edilmeli. Kurumsallaşma ile profesyonelleşme ayrı şeyler. Kurumsallaşma, işlerin bir sistem üzerinden yönetebilme kararlılığıdır. Bunu yapınca işletme kurumsallaşmaya başlamıştır. Ancak bunun dozunu şirketin yapısına ve büyüklüğüne göre ayarlamak lazım. Bu kavramı her aile ve işletme kendisine göre uyarlaması gerekiyor”.

2000’Lİ YILLARDA BÜYÜK FIRSATI KAÇIRDIK

Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olduğunu ifade eden Saka, “Dünyada bize benzeyen 25 ülke var ve onlarla rekabet halindeyiz. Türkiye 70 yıl önce de ilk 20 ekonomi içindeydi. Biz ülke olarak büyüyoruz ama dünya da büyüyor. Türkiye dünya ekonomisinden ortalama yüzde 1 pay alıyor. Ülke ekonomisi yıllar içinde yapısal şekilde gelişmiyor. Bu ülkedeki yapıların ve şirketlerin ne kadar geliştiğini gösteriyor. Global arenada bulunup ayakta kalabilmek, kurumsallaşmayı beraberinde getiriyor. Paranın çok bol olduğu 2000’li yılların başında fırsatları daha etkili kullanabilseydik Dünya ekonomisindeki yerimiz daha farklı olabilirdi. Türkiye ekonomisinde gelişim var ancak arzu edildiği kadar değil” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN HALA GLOBAL BİR MARKASI YOK

Türk müteahhitlerin başarılı olduğunu, risk alıp dünyanın her yerinde iş aldığını dile getiren Saka, “Ancak işleri birebir almıyor, taşeron olarak yapıyorlar. Türkiye’nin dünya ekonomisindeki yeri ile aynı olmayan bir durumu var. Global bir markamız yok, bölgesel anlamda ise birkaç marka bulunuyor. Bizden çok daha düşük ekonomilerde markalar çıkarken bizde olmaması dikkat çekici. Bizimle aynı ekonomiye sahip Brezilya bugün uçak yapıyor. Brezilya’da tek bir fon, 200 Milyar dolarlık bir yatırımı yönetiyor. Türkiye’deki tüm fonları toplasak 3 Milyar doları bulmuyor. Burada sistemler üzerinde yönetme ve kurumsallaşma meselesini tam olarak hazmedemedik. Fuarlara gidip kendimizi göstermek belki önemli ama asıl mesele bu değil. Dünya, bizim iş modelimizi olumsuz etkileyen bir yere doğru gidiyor. Bugün eksik olduğumuz konular, önümüzdeki dönemde daha fazla karşımıza çıkacak” görüşlerine yer verdi.

Antalyalı Iş Insanlarına, Aile Şirketi Uyarısı (3)

AİLE ANAYASASININ ÖNEMİ

“Aile anayasası, esasında bir anlayış birlikteliğinin anonsu ve kağıda yazılmasıdır” diyen Saka, konuşla ilgili şu görüşlere yer verdi: “Aile anayasası, hukuki altyapı olarak desteklenmezse bir anlam ifade etmiyor. Aile servetinin yönetilmesi bizim hukukumuzda yok. Bu olmadığı sürece Türkiye’deki miras hukuki hepsinin üzerinde yer alıyor. Yönetim kurullarında, erkek çocuk öldüğü zaman çocuklar küçükse miras geline kalıyor. Bu konuda yasal olarak eksikler olduğu için uygulamada sıkıntılar çıkıyor. İkinci kuşakta ilişkiler daha iyi gidebiliyor ancak mirasçı sayısı arttığı zaman iş bozuluyor. Ülkemizde aile anayasası, ailenin şirketi yönetmesi varsayımı üzerine yapılıyor. Oysa bu anayasa, şirketin ekonomik olarak ayakta kalması için yapılmalı ve gerekirse dışarıdan yönetici atayabilmeli”.

TÜRK EKONOMİSİNDE ÇİN VE AVRUPA TEHDİDİ

Şirketlerde yaşanan belirsizliğin tehdit değil bazen fırsat olduğunu belirten Saka, “Türkiye iş dünyasında belirsizlik ve riskler var. Bunlardan birisi Çin, diğeri Avrupa. Bizim üretim yapamadığımız her alanda Çin ön plana çıktı. Katma değeri düşük üretimin tamamında Türkiye’nin kapasitesinin 10 katı üretim yapan bir Çin var. Bu tehlike yşu anda ABD’nin uykusunu kaçırıyor. Türk iş dünyası bu tehdidi yeterince algılayamıyor. Avrupa’daki risk ise daha büyük. Bizim ana pazarımız Avrupa. Avrupa’nın dağılma riski var. Fransa’da önümüzdeki yıl seçim var ve seçim vaatleri arasında AB’den çıkmak var. Fransa’nın olmadığı bir senaryoda AB geleceğini konuşuyor. Bu ve benzeri gelişmeler, 50 yıldır yatırım yaptığımız pazarın kapanması tehdidini bize gösteriyor. Avrupa’daki tehdit gerçekleşirse birçok sektörde çok büyük sıkıntılar yaşanacak. Çok geç olmadan şapkamızı önümüze koyup düşünmeli ve çözüm üretmeliyiz. Türk iş dünyası tehditleri ve fırsatları aynı anda değerlendirip ele almak zorunda” şeklinde konuştu.

Dünyada savaşların da olduğu çok önemli bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Dr. Tamer Saka, savaşsızlık haline dikkat çekerek, “Dünyada kayıt altına alınan tarihe baktığımızda, genel dünyadaki savaşsızlık hali, 2. Dünya savaşı ile bugüne kadar geçen süre kadar hiç olmamış. Uzmanlar, bunun böyle devam edemeyeceği yönünde. Çünkü sosyal dengeler ve yapıların, dünyanın savaşsızlık halinin sona ereceğini söylüyor. Bu bizim kuşağın içine doğduğu gerçeklikten sapma demek. Bu gerçekliği doğru anlamalıyız. 2026 sonu veya 2027’de Asya Pasifik’te bir savaş çıkacak. Savaş çıkarsa ne olacak diye değil, savaş çıktığında ne olacak diye analiz oluyor. Bu savaşın dünyada etkileyeceği ilk 5 ekonomi arasında Türkiye var. İlk yıl yüzde 13, ikinci yıl yüzde 8 küçülme öngörülüyor. Bu tür etkenlerin işimizi etkilemesi kaçınılmaz” ifadelerini kullandı.

Antalyalı Iş Insanlarına, Aile Şirketi Uyarısı (2)

İŞ YAPMA MODELİNİ YENİ DÜNYAYA GÖRE BELİRLEMELİYİZ

Türkiye’de ve dünyada yaşanan gelişmeler nedeni ile iş dünyasına tavsiyelerde bulunan Saka, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İş dünyasına düşen görev, bugüne kadarki iş yapma modellerimizi bir kenara koyup, yeni dünyayı tanıyıp bilgi kaynaklarına ulaşmak için ek çaba harcamak olmalı. Bilgiyi gazeteden okuyup işimize yön veriyorsak geç kalmışız demektir. Kurumlar ve şirketlerin bu esnekliğe hazırlanması gerekiyor. Yoksa ‘Trump gidecek ve herşey düzelecek’ diye bekliyorsak çok yanlış beklenti içindeyiz demektir. Şu anda ABD, Rusya ve Çin bir yerlere saldırarak etki alanlarını büyütmeye çalışıyor. Bu süreç 3-5 yıl sürecek ve yeni dünya düzeni kurulacak. İş yapma modelimizi bu gerçeklere adapte etmemiz gerekiyor. Bu olaylar bir risk, ancak birçok kurum ve kişi için de büyük fırsat anlamına gelecek. İş dünyasına mümkün olduğu kadar fazla kaynaktan bilgiye ulaşılması”.

Muhabir: HASAN YAVAŞLAR