Antalya'da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla çok sayıda kadın bir araya gelerek yürüyüş düzenledi. Aydın Kanza Parkı'ndan Cumhuriyet Meydanı'na yürüyen kadınlar, taşıdıkları pankartlar ve attıkları sloganlarla kadınlara yönelik şiddete, emek sömürüsüne ve toplumsal eşitsizliğe tepki gösterdi. Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan açıklamayı KESK Dönem Sözcüsü Devrim Mol ve Halkevleri Akdeniz Bölge Sorumlusu Kadriye Tuğca okudu. Meydanda yapılan konuşmalarda kadın cinayetlerine, cezasızlık politikalarına ve kadınların çalışma hayatındaki güvencesizliğe dikkat çekilerek hak ve özgürlük mücadelesinin sürdürüleceği vurgulandı.
"ÖZGÜRLÜĞÜMÜZDEN VAZGEÇMİYORUZ"
Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Bu alanda bir aradayız, hep birlikteyiz. Bugün 8 Mart; bugün bizlere şiddeti, yoksulluğu hatırlatan bir gün. Sokaktayız. Haklarımızı, kazanımlarımızı, sokakları bizden geri almak isteyenlere karşı buradayız. Kadın cinayetlerine, erkek şiddetine, aile politikalarına, güvencesizliğe, cezasızlık politikalarına karşı sokaktayız. Hayatlarımızdan, birbirimizden, özgürlüğümüzden vazgeçmiyoruz. Baskılarla, şiddetle hayatlarımızı teslim almaya çalışanlara karşı susmuyoruz, sokakları terk etmiyoruz."
"Buraya bir isyanı büyütmeye geldik. Yüzyıllardır bastırılmak, susturulmak istenen seslerimizi haykırmaya geldik" denilen açıklamada "Bu düzen bizim emeğimizle ayakta duruyor ama bize yoksulluk reva görülüyor. Bu düzen bizim sırtımızda ama bize şiddet, güvencesizlik ve korku dayatılıyor. Buradayız ve bu meydan emeği sömürülen, hakkı gasp edilen, yaşamı tehdit altında olan kadınların meydanıdır. Bu meydan haklarına, hayatlarına sahip çıkan, “vardık, varız, var olacağız” diyen kadınların meydanıdır" ifadelerine yer verildi.
KADINLAR EMEĞİNE VURGU YAPILDI
Açıklamada şu sözlere yer verildi:
Fabrikalarda en düşük ücretle çalışan biziz. Hastanelerde en ağır nöbeti tutan biziz. Marketlerde, depolarda, belediyelerde, kamuda güvencesizliğe mahkûm edilen biziz. Milyonlarca kadın direniş alanlarında bize bir kez daha gösterdi ki: direnen kazanır, birleşen kazanır. Kadın emeğini görünmez kılmaya çalışanlara sesleniyoruz: emeğimiz görünmez değil, gasp ediliyor. Sabır değil, hakkımızı istiyoruz. Sadaka değil, eşitlik istiyoruz. Biz bu ülkenin yarısıyız; emeğiyle hayatı döndüren, yürünmeyen yükleri taşıyan, yoksulluğun en ağırını yaşayan kadınlarız. Ve artık yeter diyoruz.
Her gün en yakınımızdaki erkekler tarafından öldürülüyoruz. Her gün hayatlarımız, güçlerimiz, geleceğimiz karartılıyor. Ve her defasında cümleler: “kıskançlık, anlık öfke, iyi hal.” Hayır, her cinayet politiktir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen irade politiktir. Cezasızlık politiktir. Kadınları korumayan mekanizmalar politiktir. Cezasızlıkla beslenen erkek şiddetine karşı buradayız. İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede yok sayanlara karşı buradayız. Bir kişi daha eksilmemek için buradayız.
Aile yılı ilan ederek yoksulluğu, şiddeti ve güvencesizliği perdeleyemezsiniz. Ev içindeki görünmeyen bakım emeğini kadınların omzuna yükleyip sonra bunu sevgi diye pazarlayamazsınız. Aile politikaları ile şiddet gördüğümüz evlere mahkûm ediliyoruz. Aile yılı yetmiyor, bir de aile on yılı ilan ediliyor. Kutsallaştırdığınız ailenin içinde şiddet var, güvencesizlik var, yoksulluk var, emek sömürüsü var. Kadınların ücretsiz bakım emeği kapitalist düzenin adeta görünmez temelini oluşturuyor. Bugün buraya görünmeyen emeğimizin sesini yükseltmeye geldik.

Siyasal İslam kapımıza dayanmışsa susmayacağız. Eğitimi karanlığa teslim etmek isteyenlere boyun eğmeyeceğiz. Çocuklarımızı tarikatlara, cemaatlere teslim etmeyeceğiz. Kız çocuklarının hayallerini küçültmeye çalışanlara karşı hayallerimizi büyüterek cevap vereceğiz. İtaat mekanını çevirmek isteyenlere karşı biz laikliği, bilimi, eşitliği savunacağız. Asla vazgeçmeyeceğiz. Kamusal alandan çekilmeyeceğiz. Laiklik yoksa eşitlik yoktur. Laiklik yoksa özgürlük yoktur.
LGBTİ+’lara yönelik nefret politikalarıyla yarın birliklerini şeytanlaştırarak aşkı suç gibi göstermeye çalışanlara karşı nefrete inat, “yaşasın hayat” diyoruz. Bütçelerin eğitime, sağlığa, sosyal haklara ayrıldığı bir dünya mümkün. Bu topraklarda ölüm değil, hayat büyüsün diye; yıkım değil, umut çoğalsın diye barışı savunmaya devam edeceğiz. Çünkü barış olmadan eşitlik olmaz. Barış olmadan özgürlük olmaz. Kadınlar özgürleşmeden dünya değişmez.
Meydanlardayız. Bizi susturmak isteyenlere inat, konuşuyoruz. Bizi yalnız bırakmak isteyenlere inat, yan yanayız. Çünkü biz hayatız. Çünkü biz, dünyanın dört bir yanında eşitlik için, özgürlük için, hakları ve hayatları için direnen kadınların iradesiyiz. Bir gün patriarkayı alaşağı edeceğiz."





