Antalya’nın milyonlarca liraya mal olan ve yıllar içinde çöpe dönen EXPO 2016 alanı, sık sık gündemde yer almaya devam ediyor. Son olarak COP31 İklim Zirvesi için hazırlanan EXPO 2016 alanında yeni yollar yapılması kararlaştırılmıştı.
İklim Zirvesi kapsamında hız kesmeden yenileme çalışmalarının devam ettiği alanla ilgili, Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı açıklamada bulundu. Kasım ayında dünya diplomasinin kalbi Antalya’da atacağını hatırlatan Karancı, Birleşmiş Milletler İcra Heyeti’nin Antalya’ya gelmesi ve EXPO 2016 alanındaki ziyaretleri ile bu dev organizasyonun hazırlıkları resmen başladığını dile getirdi. 193 ülkeden 80 bin misafir ağırlanması beklenirken otellerin dolması, şehrin tanıtımı yapılacak ancak bir mühendis olarak soru yönelten Karancı, “Bu organizasyon bittiğinde, bu şehre gerçekten ne kalacak? Antalya zaten yılda 17 milyon turist ağırlayan marka bir şehir. Bizim sadece 80 bin yatak daha satmaya ya da şık bir toplantı salonu olarak anılmaya ihtiyacımız yok. Bizim, Antalya’nın geleceğini kurtarmaya ihtiyacımız var” dedi.

BİZ İKLİM KRİZİNİ TELEVİZYONDAN İZLEMİYORUZ, YAŞIYORUZ!
Son dönemde Antalya’da yaşanan tablonun ortada olduğunu ifade eden Karancı, “Eskiden günlerce usul usul yağan ve toprağı doyuran o meşhur kadı kaçıran yağmurlarımız vardı. Şimdi o bereket gitti, yerine bir saatte koca şehri suya teslim eden yağışlar geldi. Manavgat’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangınları ile ciğerlerimiz yandı, göllerimiz gözümüzün önünde çekiliyor, yeraltı sularımız her yıl daha derine kaçıyor. Yazın kavurucu kuraklığı, kışın ise yıkıcı selleri konuşuyoruz. Bir sarkaç gibi bir o duvara bir bu duvara çarpıyoruz. Bu durum gösteriyor ki Antalya artık iklim krizinin tam merkezindedir. BM’nin COP31 için Antalya’yı seçmesi bir tesadüf değil, aslında ciddi bir farkındalıktır. Çünkü iklim değişikliğinin tokadını en sert yiyen yerlerden biri burasıdır” diye konuştu

HEDEF İKLİM FONLARI OLMALI
Dünyada iklimle mücadele için ayrılmış milyarlarca dolarlık devasa fonlar olduğuna değinen Karancı, “COP31 masasında sadece diplomatik konuşmalar değil; Yeşil İklim Fonu (GCF), Dünya Bankası ve Küresel Çevre Fonu (GEF) gibi mekanizmalar aracılığıyla tahsis edilen 100 milyar dolarlık finansmanın kime, nasıl aktarılacağı konuşulacak. Bizim derdimiz otel konaklama bedelleri değil; bu dev fonlardan Antalya’nın hakkı olan payı almasıdır” dedi

İKLİM VE AFET DİRENÇ MERKEZİ KURULMALI
Antalya’nın alması gereken kaynaklar, gösterişli beton projelere değil, şehri koruyacak bir akla harcanması gerektiğini ifade eden Karancı, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Antalya’da uluslararası statüde bir "İklim ve Afet Direnç Merkezi" kurulması temel talebimiz olmalıdır. Bu merkez şehrimizi geleceğe taşıyacak koruyucu olacaktır. Bu merkez, Antalya'nın veritabanını dijitalleştirerek, 'Dijital Kent İkizi' oluşturalı. Felaket sonrası değil felaket öncesinde öngörüleri ile tarımımızı, suyumuzu ve turizmimizi kurtaracak bilimsel rotalar çizebilmelidir. Yani zirvede sadece siyasetçilerin değil; mühendislerin, bilim insanlarının ve yerel yönetimlerin aynı masada olması gerekiyor.”

MÜHENDİSLİK OLMADAN GELECEK KURULMAZ
“Şunu kimse unutmasın iklimle mücadele sadece "yeşil" kelimesini kullanarak yapılamaz” diyen Karancı, “Bu bir bilim, teknik ve mühendislik işidir. Bu kentin jeolojisini, zeminini, suyunu ve en hassas kırılgan noktalarını en iyi bilenlerdeniz. Mühendislerin olmadığı her plan eksiktir, her proje risklidir. Sonuç olarak;COP31 bizim için sadece şık bir ağırlama töreni olarak kalmamalıdır. Bu zirve; Antalya’nın afetlere karşı zırh kuşandığı, bilim ve mühendislikle yeniden planlandığı bir dönüm noktası olsun. Antalya sadece bir vitrin değil, dirençli bir geleceğin kalesi olsun istiyoruz” sözlerine yer verdi.





