ANSİAD Öncülüğünde Kurulan Cop31 Antalya Sivil Platformu’nun Üçüncü ve Son Toplantısı ile Rapor Lansmanı Gerçekleştirildi. Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) öncülüğünde, kentteki sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve akademisyenlerin iş birliğiyle hayata geçirilen COP31 Antalya Sivil Platformu’nun üçüncü ve son toplantısı ile Rapor Lansmanı yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Şubat ayından bu yana yürütülen çalışmaların somut çıktısı olan kapsamlı rapor; iklim dirençliliğinden su güvenliğine, tarım ve turizm entegrasyonundan yeşil dönüşüme kadar Antalya’nın 2050 vizyonunu belirleyen stratejik bir yol haritası sundu.
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, şubat ayında başlatılan COP31 Antalya Sivil Platformu’nun kent genelinde ortak aklı ve güçlü bir iş birliği kültürünü temsil ettiğini vurguladı. COP31 sürecinin Antalya için yalnızca uluslararası bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan ibaret olmadığını belirten Özbek; "Bu sürecin kentimizin çevre, iklim, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanlarındaki kapasitesini geliştirmek, ortak sorunlarımıza birlikte çözüm üretmek ve Antalya'nın geleceğine kalıcı katkılar sunmak için önemli bir fırsat olduğuna inanıyoruz" dedi. Kamu, iş dünyası, sivil toplum ve akademinin bilgi birikimini ortak bir hedef etrafında buluşturduklarını ifade eden Başkan Özbek, hazırlanan raporun raflarda kalmayacağını, ilgili kurumlar nezdinde takipçisi olarak Antalya’nın geleceğine yön veren uygulanabilir projelere dönüştürüleceğini kaydetti.
STRATEJİK RAPORLAR HAZIRLANDI
Programın moderatörlüğünü yürüten ANSİAD İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı Cem Arüv, sürecin teknik detaylarını ve hazırlanan kapsamlı rapor setini katılımcılarla paylaştı. Şubat ayından bu yana farklı disiplinlerden paydaşların yoğun emek harcadığını belirten Arüv, ortaya çıkan birikimin tek bir metinle sınırlı kalmayarak uluslararası standartlara taşındığını ifade etti: "Çalışmalarımız sonucunda Antalya’nın iklim dirençli kalkınma hedefine katkı sağlayacak üç temel rapor oluşturduk. Bu raporları, uluslararası finans kuruluşlarının kabul ettiği UNDP formatında hazırladık ki, Antalya’daki işletmelerimiz ve yerel aktörlerimiz yeşil finansman ve iklim fonlarına başvururken bu altyapıyı doğrudan referans alabilsinler." Raporların tamamına dijital ortamda ve QR kodlar vasıtasıyla kolayca erişilebildiğini belirten Arüv, Türkçe hazırlanan belgelerin COP dönemine kadar İngilizceye çevrilerek uluslararası platformlara da sunulacağını ve Antalya Valiliği iş birliğiyle kurulacak stantlarda sergileneceğini sözlerine ekledi.
“KİMLERİN SORUMLU OLDUĞU NET ŞEKİLDE TANIMLANMALIDIR"
2.Çalışma Grubu adına söz alan Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ethem Karadirek, su varlıklarının korunması ve kuraklıkla mücadele konusuna odaklandı. Su güvenliğinin yalnızca temel bir insan hakkı olmadığını, aynı zamanda hızlı kentleşme, nüfus artışı ve ekonomik sektörlerin baskısı altında kritik bir eşikte bulunduğunu belirten Karadirek; "Hazırladığımız raporda su kaynaklarının yönetimiyle ilgili kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları belirledik. En önemli hususlardan biri, alınacak tedbirlerin kimler tarafından ve hangi tarihe kadar gerçekleştirileceğinin net bir şekilde sahiplenilmesidir. Suyu ve ekosistemi korumadan sürdürülebilir bir gelecekten söz edemeyiz" dedi.
“2050 VİZYONUYLA HAREKET ETMELİYİZ"
3.Çalışma Grubu'nun çalışmalarını paylaşan Akdeniz Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Atmaca, enerji, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme başlıklarını ele aldı. Geleneksel şehirlerde sanayi ve ulaşımın karbon salınımında ilk sırada yer aldığını, ancak Antalya’da tablonun farklı olduğunu belirten Atmaca şunları kaydetti: "Antalya’da karbon salınımının neredeyse yüzde 48’i bina sektöründen, özellikle de turizm kökenli yapılaşmadan kaynaklanmaktadır. Nüfusumuzun önümüzdeki yıllarda en az yüzde 35 oranında artacağı öngörülmektedir.
Bu da enerji talebinin aynı oranda büyüyeceğini gösterir. Bu nedenle sadece tasarruf etmek yetmez; dağıtık enerji sistemlerini, trijenerasyon modellerini, fotovoltaik (PV) sistemlerin önündeki yasal engellerin kaldırılmasını ve atıkların enerjiye dönüştürülmesini içeren kaynak bazlı bir kalkınma modeline geçmeliyiz."
“DÜŞÜK KARBONLU AKDENİZ KENTİ”
Toplantıda detayları paylaşılan "Antalya Modeli", iklim değişikliğine uyumlu 2050 vizyonunu ortaya koydu. Doğal sermayeyi koruyan, su güvenliğini güçlendiren ve düşük karbonlu ekonomiye geçen bir Akdeniz kenti olma hedefiyle tasarlanan model; koruyarak büyümek, verimli kullanarak kalkınmak ve birlikte ilerleyerek güçlenmek olmak üzere üç temel ilkeye dayanıyor. Doğal sermaye, iklim dirençli ekonomi, kaynak güvencesi, dirençli kentleşme, yeşil finansman ve katılımcı yönetim sütunları üzerine kurulan model; kurumsal altyapının kurulacağı 2026-2030 dönemi, yatırımların hayata geçirileceği 2030-2040 dönemi ve kalıcı dönüşümün sağlanacağı 2040-2050 dönemi olmak üzere stratejik fazlara ayrıldı.





