Antalya'nın Konyaaltı ilçesi Çakırlar bölgesinde yapılması planlanan TOKİ ve kum-çakıl ocağı projeleri tartışma yaratmaya devam ederken, Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, Boğaçay Havzası ve Çandır Çayı üzerinde yürütülen çalışmaların yeraltı suyu, taşkın riski ve kıyı dengesi açısından kritik sonuçlar doğurabileceğini ifade ederek önemli açıklamalarda bulundu. Karancı, Boğaçay çevresinin 1. derece içme suyu koruma alanı olduğunu vurgulayarak bölgede çok sayıda sondaj kuyusu bulunduğunu ve bu kuyuların Konyaaltı'nın içme suyu ihtiyacının önemli bir bölümünü karşıladığını belirtti.
Yeraltı su seviyesindeki düşüş nedeniyle Çandır Çayı Havzası’nda yeni sondajların açıldığını söyleyen Karancı, bu alanlarda koruma sınırlarının yeniden değerlendirildiğini aktardı. TOKİ projesinin yer seçimine de dikkat çeken Karancı, alanın içme suyu havzası ve taşkın sahası içinde bulunduğunu ifade ederek IRAP 2021 raporlarına göre bölgenin önemli bir bölümünün taşkın sahası içinde kaldığını kaydetti.

KONYAALTI’NIN SU İHTİYACI KARŞILANIYOR
Boğaçay’nda Konyaaltı’nı besleyen ve mutlak koruma alanı içinde olan sondaj kuyusu bulunduğunun aktaran, Karancı, “Biz bu sondajlarda özellikle Konyaaltı Bölgesi'nin büyük miktarda su ihtiyacını karşılıyoruz; sondajlarla yeraltı suyundan karşılıyoruz. Bu alanlarda kanunen her türlü yapılaşmanın önüne geçilmiştir” dedi.

SU KUYULARI MUTLAK KORUMA ALANINA ALINACAK
ASAT’ın bölgede kuyulardan fazla su çekildiği için yeraltı suyu seviyesinin düşmesi ve derinliğin azalması gerekçesiyle Çandır Çayı’nda 2’inci koruma alanı içerisinde çok sayıda yeni sondaj açtığını dile getiren Karancı, “Bölgede tahmini 13-14 tane sondaj kuyusu var. Bölgede mutlak koruma alanı varken buradaki sondajlarımız henüz mutlak koruma alanı içinde değil. ASAT Genel Müdürlüğü’ne bir yazı yazıldı. Bu bölgenin de koruma alanlarının yeniden belirlenmesi üzerine hızlı bir şekilde çalışmalar yürütülüyor. Şu anda gördüğünüz kuyular aslında ikinci koruma alanında, fakat ileride mutlak koruma alanında kalacak” diye konuştu.

AYDAŞ BOĞAÇAYI’NDA KANUNU UNUTTU
Öte yandan TOKİ’nin Konyaaltı’na su sağlayan sondajların beslenme tarafında yer aldığını ve çok sayıdaki yerleşim ve altyapı sıkıntılarının yeraltı su kaynaklarını riske soktuğunu ifade eden Karancı, “Boğaçay içme suyu koruma alanı ilanı 2019 yılında yapıldı. Resmî Gazete’de yayımlanan ilanda 1’inci ve 2’inci derece koruma alanları içerisinde kum-çakıl ocağına müsaade edilmez deniliyor. Ancak TOKİ’nin çok yakınında, 50 bin metrekarelik alanda AYDAŞ Firması’na kum ve çakıl ocağı ruhsatı düzenlendi. Dolayısıyla kanunen yasak olan bir bölgede şu anda kum ve çakıl ocağı ruhsatı AYDAŞ tarafından alınmış durumda” dedi.

“MÜTEAHHİTLERE MALZEME OLARAK KULLANDIRILACAK”
“Buradan çıkarılan kum ve çakıllar daha sonra TOKİ projesinde kullanılmak üzere bu alanda stoklanacak” diyen Karancı, “Maden Kanunu, kamu kaynaklarının sadece kamu projelerinde kullanılabileceğini belirtiliyor. Bu da bize gösteriyor ki çıkarılan malzemeler TOKİ projelerinde müteahhitlere malzeme olarak kullandırılacak” ifadelerini kullandı.

TAŞKIN SAHASI İÇİNDE KALIYOR
Çandır Çayı’nın planlarda 200 metrelik sınırlı bir alan gibi görünmesine rağmen yerinde yaklaşık 1000 metreyi geçen çok geniş bir yayılım alanına sahip olduğunu ifade eden Karancı, “TOKİ’nin yerleşim planı IRAP 2021 raporundan alınmış ve üst üste bildirilmişti. Açık mavi görülen alanların tamamı taşkın sahasıdır. Dolayısıyla proje raporlara göre tamamen taşkın sahası içerisinde yer alıyor” dedi.

“DENİZE GİRECEK BİR SAHİLİMİZ OLMAYACAK”
Konyaaltı Sahili ile ilgili açıklamada bulunan Karancı, “Sahili oluşturan sedimantel malzeme Boğaçay aracılığıyla denize ulaşır ve burada geniş bir plaj oluşturur. Eğer bu malzemeler alınır ve ticarete konu edilirse kıyı çizgisinde gerileme yaşanır. Nitekim yapılan akademik çalışmalarda 1970 yılındaki kıyı çizgisi, 2019 yılında yaklaşık 30-35 metre gerileme olduğu görülmekte. Gürsü Mahallesi’nde yapılan çalışmalarda ise 1981 yılında beyaz çizgiyle görülen kıyı çizgisi, 2020 yılında geriye çekilmiş. Eğer bu malzemeler alınmaya devam edilirse ileride denize girecek bir sahilimiz olmayacak” sözlerine yer verdi.





