Antalya Genç İş İnsanları (ANTGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, kent ekonomisini ayakta tutan tarım, turizm ve sanayinin birbirinden bağımsız olmadığını belirterek, turizmde yaşanan daralmanın ticareti, ulaştırmayı, gıda sektörünü ve istihdamı etkilediğine işaret etti.

MALİYET, FİNANSMAN VE BELİRSİZLİK BASKISI ARTIYOR
Tarımdaki fiyat krizinin; üreticiden toptancıya, ihracatçıdan nakliyeciye kadar bütün tedarik zincirine yayıldığını belirten Ercan, ticarette yaşanan finansman sıkışıklığının ise turizm ve tarım yatırımlarının önünü kestiğini belirtti. Bu nedenlerle Antalya ekonomisine tek tek sektörlerin toplamı olarak değil, birbirine bağlı büyük bir ekonomik ekosistem olarak bakmak zorunda olduğumuzu belirten Yavaş, Antalya ekonomisinin çarklarının döndüğünü; fakat bu çarkların üzerindeki maliyet, finansman ve belirsizlik baskısının her geçen gün arttığını söyledi.

TURİST SAYISI KADAR, TURİZMİN NET KAZANCINI DA KONUŞMALIYIZ
Antalya’nın, Türkiye’nin en önemli döviz kazandırıcı merkezlerden biri olduğunu belirten ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, “Turizm sektörü; otellerden seyahat acentelerine, restoranlardan taşımacılığa, tarımsal üretimden perakende ticarete kadar yüzlerce faaliyet alanını doğrudan veya dolaylı olarak beslemektedir. Bu yönüyle turizm, yalnızca konaklama sektöründen ibaret değildir. Antalya’da turizm, kentin tamamına yayılan büyük bir ekonomik dolaşım sistemidir. Ancak bugün yalnızca turist sayısına bakarak turizmin gerçek performansını ölçmemiz mümkün değildir” diye konuştu.

DÖVİZİN SATIN ALMA GÜCÜ DÜŞÜYOR
Döviz kurlarının uzun süredir enflasyon ve işletme maliyetlerinin gerisinde kalmasının; buna karşın enerji, personel, kira, gıda, bakım, sigorta ve finansman giderlerinin hızla yükselmesinin turizm işletmelerinin elde ettiği reel kazancı ciddi biçimde azalttığını belirten Yavaş, işletmelerin döviz kazanmaya devam ettiğini ancak kazandıkları dövizin satın alma gücünün giderek düştüğünü ifade etti.

DÖVİZ KURU, MALİYET ARTIŞININ GERİSİNDE KALDI
“Turizmde doluluk oranı yüksek olabilir; fakat bilançolar aynı oranda güçlü olmayabilir” diyen Ercan Yavaş, şunları söyledi: “2026 yılının ilk yarısında Antalya’ya gelen yabancı ziyaretçi sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre düşüş görülmesi de sektörün yalnızca maliyet değil, talep ve rekabet koşulları bakımından da dikkatle izlenmesi gerektiğini göstermektedir. Rakip turizm ülkeleriyle fiyat rekabeti yapılırken Antalya’daki işletmelerin maliyetleri Türk lirası cinsinden hızla artıyor. Kurun maliyet artışlarının gerisinde kalması, işletmeleri ya fiyat artırmaya, ya kaliteden taviz vermeye ya da karlılıktan vazgeçmeye zorlamaktadır. Bu üç seçeneğin de uzun vadede sürdürülebilir olmadığı açıktır”.

ALTERNATİF TURİZM DESTEKLENMELİ
Turizm sektöründeki döviz kurunun, enflasyon ve işletme maliyetleri arasında öngörülebilir bir denge kurulması gerektiğini belirten Yavaş, “Enerji verimliliği yatırımları desteklenmeli, turizm işletmelerinin yatırım ve işletme sermayesine erişimi kolaylaştırılmalı, sektörün yılın belli aylarına sıkışmasını önleyecek politikalar güçlendirilmelidir. Sağlık, spor, gastronomi, kültür, kongre, fuar, golf ve doğa turizmi daha fazla desteklenerek Antalya’nın turizm sezonu on iki aya yayılmalıdır. Antalya’nın turizmdeki hedefi ; turist başına daha yüksek katma değer üretmek olmalıdır” şeklinde konuştu.

TURİZM VE TARIMDAKİ HER HAREKET ANTALYA TİCARETİNE YANSIYOR
Antalya ticaretinin turizm ve tarımla güçlü biçimde bağlantılı olduğunu söyleyen Yavaş, “Turizm sezonunun güçlü geçmesi; gıdadan tekstile, mobilyadan lojistiğe, temizlik ürünlerinden teknik hizmetlere kadar çok geniş bir ticaret hacmi oluşturur. Tarımsal üretimin güçlü olması ise paketleme, depolama, nakliye, ihracat, makine, gübre ve zirai girdi sektörlerini harekete geçirir. Ancak bugün ticaret kesiminin en önemli sorunlarının başında finansmana erişim geliyor. Yüksek kredi faizleri, ağır teminat koşulları ve kısa vadeli kredi yapısı işletmelerin hareket alanını daraltıyor. Pek çok işletme artık büyümek veya yatırım yapmak için değil, mevcut faaliyetini sürdürebilmek ve işletme sermayesini tamamlayabilmek için finansman aramaktadır. Bu durum ekonomide ciddi bir yavaşlamaya neden olmaktadır” dedi.

FİNANSMANA MAKUL KOŞULLARDA ULAŞILMALI
Bir işletmenin çalışanının ücretini ödeyebilmesi, vadeli satış yapabilmesi ve yatırım kararı alabilmesi için finansmana makul koşullarda ulaşması gerektiğini belirten Yavaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Krediye erişimin olmadığı bir ekonomide, günlük ticaret de yavaşlar. KOBİ’lere yönelik uzun vadeli, uygun maliyetli ve istihdamı koruma şartına bağlı finansman kanalları oluşturulmalıdır. Bankacılık sisteminde yalnızca taşınmaz teminatına dayanan kredi anlayışı yerine; işletmenin cirosunu, ihracat kapasitesini, siparişlerini ve ticari geçmişini dikkate alan modeller geliştirilmelidir”.





