Antalya Valiliği, 36. NATO Zirvesi kapsamında kent genelinde her türlü eylem, basın açıklaması, yürüyüş etkinliklerini 9 gün süre ile yasaklamıştı. Yasaklama kararına ise Antalya Barosu’ndan eleştiri yağmuru geldi. Antalya Valiliği tarafından alınan yasaklama kararının anayasal hakların özünü ortadan kaldırdığını ileri süren Antalya Barosu, kararın sıradan bir idari tedbir olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.

Antalya Barosundan Nato Yaskalarina Tepki (1)-1

BARODAN YASAKLARI KALDIRIN ÇAĞRISI

İfade özgürlüğü ile barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının demokratik bir toplumun varlık şartı olduğunu vurgulayan Antalya Barosu, yasaklama kararının bir an önce kaldırılması için çağrıda bulundu.

“İDARİ TEDBİR OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ”

Resmi sosyal medya hesabı üzerinden yazılı açıklama yapan Antalya Barosu şu ifadelere yer verdi:

“Antalya Valiliğinin, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek 36’ncı NATO Zirvesi'ni gerekçe göstererek, 1-9 Temmuz 2026 tarihleri arasında il genelinde her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklamasını bütünüyle yasakladığını kendi açıklamasından öğrenmiş bulunuyoruz. Sınırlandırma boyutunu aşarak anayasal hakların özünü ortadan kaldıran bu karar, sıradan bir idari tedbir olarak değerlendirilemez.

Antalya Barosundan Nato Yaskalarina Tepki (2)

“TOPLUMUN VARLIK ŞARTIDIR”

Anayasa'nın 26’ncı ve 34’üncü maddeleriyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, demokratik bir toplumun varlık şartıdır; bu özgürlüklerin fiilen ortadan kaldırıldığı bir düzende demokrasiden bahsedilmesi mümkün değildir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, ifade özgürlüğünün kamusal alandaki en güçlü görünümüdür.

“KEYFİ VE SINIRSIZ BİR ALAN OLUŞTURAMAZ”

Temel hak ve özgürlükler, kamu makamlarının keyfi bir şekilde yurttaşlara ihsan ettikleri bir lütuf değildir. Bu haklar ancak kanunla, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve somut, yakın bir tehlikenin varlığı halinde ölçülülük ilkesi gözetilerek sınırlandırılabilir. Kamu güvenliği gerekçesi, idareye anayasal hakları askıya alma konusunda keyfi ve sınırsız bir alan oluşturamaz. Valiliğin tüm ili kapsayan, dokuz gün süreli ve varsayımsal korkulara dayanan bu genel yasaklama kararı; bireyselleştirilmiş bir tedbir olmaktan çıkarak hakkın kullanımını peşinen, ayrım gözetmeksizin ve toptan engelleyen bir hak gaspına dönüşmüştür.

Antalya Barosundan Nato Yaskalarina Tepki (2)-1

Anayasa Mahkemesi içtihatlarının da açıkça ortaya konulduğu üzere, Devletin asli görevi soyut güvenlik değerlendirmeleriyle hakların kullanımını fütursuzca ortadan kaldırmak değil, aksine yurttaşların bu anayasal haklarını güven içinde kullanabilmelerini temin etmektir. Özgürlüğü bütünüyle ortadan kaldıran güvenlik yaklaşımı, hukuk devleti ve anayasal güvencelerin istisna kılındığı bir duruma sebebiyet verir.

“VALİLİĞİ YASAKLAMA KARARINI DERHÂL KALDIRMAYA DAVET EDİYORUZ”

Antalya Barosu olarak Anayasa'nın 2’nci, 13’üncü, 26’ncı ve 34’üncü maddelerini ağır biçimde ihlal eden bu hukuk dışı işlemi kabul etmiyor, Valiliği hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, yüksek mahkeme içtihatlarına ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine uygun davranarak yasaklama kararını derhâl kaldırmaya davet ediyoruz. Demokratik toplumun temelini oluşturan bu hakları savunmayı sürdüreceğimizi ve hakları yok sayarak etkisizleştiren bu ve bu türden idari işlemlere karşı hukuki mücadelemizi kararlılıkla yürüteceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Muhabir: DEMET GÖKÇE