Antalya’da 1999-2004 yıllarında Büyükşehir Belediye başkanlığı yapan ve 1995 yılında Antalya Milletvekili seçilen Dr. Bekin Kumbul, ilginç hayat hikayesini paylaştı. Yörük Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (YÖRSİAD) konuğu olan Kumbul, ilginç hayat hikayesini anlatırken zaman zaman duygulandı.
NÜFUS CÜZDANINDA 2 YAŞ KÜÇÜK YAZILDI
Nüfus cüzdanında 1951 doğumlu görünmesine rağmen gerçek doğum yılının 1949 olduğunu belirten Kumbul, “Karakoyunlu aşiretinden Ali oğlu Bekir Kumbul olarak kayıtlarda yer alıyorum. Doğum yerim açık, ilçesi Serik, ili Antalya” diye konuştu.

İPTİDAİ YAŞAMDAN MODERN YAŞAMA UZANAN BİR HAYAT
Kendi yaşantısının, iptidai toplumdan modern topluma geçişi anlattığını belirten Dr. Bekin Kumbul, ilkokul eğitiminin çadırın içinde geçtiğine dikkat çekti. Yörüklüğün; Antalya sahilleri ve Toroslar için çok uygun olduğunu belirten Kumbul, “Çocukluğumda sahil kışlak, Toroslar yaylaydı. Her yörüğün 8-10 devesi vardı ve transfer aracı olarak kullanılırdı. Nisan’ın 15-20’i arasında göçler başlar, eşeğin heybelerine yeni doğan kuzular, diğer heybeye de varsa yeni doğan çocuklar konulurdu. 15-20 gün süren yolculuklar bayram havasında olurdu. Ağanın gelini veya kızı yeni urbası ile en önde giderdi. Develer bile süslenirdi. 15 gün içinde Anamas’a çıktığımız zaman develer, insanlar ve koyunlar zayıflamış oluyordu. Orası bizim uçsuz bucaksız yaylamızdır” şeklinde konuştu.
BİR YÖRÜĞÜN HAYAT HİKAYESİ
“Bir yörüğün geçimi; koyununun-keçisinin sütü, yoğurdu, yünü, kılıdır” diyen Kumbul, ilginç yaşamı ile ilgili şunları söyledi: “Bir yörük elbiseyi yünden, çarığını ineğin gönünden yapıyordu. Bunları bizzat yaşadım. 21 Haziran gün dönümüdür. Bu tarihten sonra yoğurt yapılır. Çünkü süt artık yağlanmıştır. Ağustos’un 10-15’i gibi koçlar önce kuzuların içindedir. Sonra koyunlarla buluşturulur. Sonbaharda yavaş yavaş geri döneriz. Ekim’in sonunda sahile ineriz. Koyunun kuzulaması zemheri ayında 1 hafta 10 gün içinde gerçekleşir.”
HER KOYUN SÜRÜSÜNÜN KENDİNE HAS KİMLİĞİ VARDI
Yaylalarda yüzlerce yörük obası olması nedeni ile hayvanların karışmaması gerektiğini belirten Kumbul, kendi sürülerindeki koyunların sağ kulağının kesik, sol kulağının ise dilik olduğunu ve her sürünün kendine has kimliğinin bulunduğunu belirtti.

15-20 GÜN OKULA GİTTİK, AMA CUMHURİYET SAYESİNDE OKUDUK
Nisan’da göçüp, Ekim ayı sonunda sahile indiklerini belirten Kumbul, bu şartlarda eğitim hayatlarını nasıl sürdürdüklerini ise şu sözlerle anlattı: “Yayladaki yakın köylere iner ve 15-20 gün o köyün okuluna gideriz. Öğretmen bizim elimize o okulda okuduğumuza dair yazı verirdi. Nisanda geri gidiyorduk ancak okul daha kapanmazdı. Öğretmenler bizim bu durumumuzu kabul eder ve derslerimiz iyiyse sorun yapmazlardı. Ben Cumhuriyet sayesinde okudum. 1 öğretmen, 5 sınıfın tamamını okutabiliyordu. Bu şartlarda çok da kötü yetişmedik”.
ORTAOKUL İÇİN ISPARTA’DA GEÇEN ZORLU YILLAR
İlkokulu zor şartlarda okuduktan sonra ortaokula yazılmak için gittiği Isparta’daki hayatını anlatan Kumbul, şöyle devam etti: “Çamaşırlarımızı bir bohçaya doldurduk. Babam bana 80 Lira verdi. 20 lirası kayıt ücreti, 20 lirası kitap, 20 lira yol, komşuda kalacaktım ve 20 lira da benim harçlığım olacaktı. 5-6 saat yürüyerek Şarkikaraağaç’a ulaştık ve otobüsle Isparta’ya gittik. Çadırın içinden geldik ve çıra ile aydınlandık ancak Isparta’nın ışıklı bir şehir olması bizi etkilemişti. Caddede yürürken kaybolmamak için fazla ilerleyemedik. Gece konakladığımız yerde uyurken, uyandığımda 50 Lira paramın kaybolduğunu anladım ve sabaha kadar ağlayarak uyuyamadım. Sabah olduğunda polisin ne olduğunu bilmeden polise gitmeyi düşündüm. Bu zorlu şartlar bizi olgunlaştırdı. Bu şartlarda ortaokulu bitirdim”.
OKULA KAYIT YAPTIRABİLMEK İÇİN 3 GÜN VELİ ARADIM
Ortaokul eğitiminden sonra liseye gitmek istediğini ve Antalya’da sadece Antalya Lisesi’nin olduğunu belirten Kumbul, o süreçte yaşadığı ilginç olayları ise şu sözlerle aktardı: “Liseye yazılacağım ve Antalya’da sadece Antalya Lisesi var. O zaman Antalya’nın nüfusu 51 bin. İstanbul’un nüfusu da 1 milyon 250 bindi. 3 gün veli aradım ve bulamadım. Antalya’da babamın iş yaptığı Mahmut Konuk vardı. Onun evini öğrendim ve kendisine ulaştım. Kendisinden velim olmasını ve beni Antalya Lisesi’ne kaydettirmesini istedim. O zamanlar 3 gün veli aradığım şehirde belediye başkanlığı ve milletvekilliği yapacağını hiç düşünmemiştim. Bir yörüğün hırsı ve azmi ile yapamayacağı iş yoktur”.

DOKTORUN FIRÇASINA AĞLADI, İYİ BİR DOKTOR OLDU
Üniversite öncesi sadece öğretmen olmak istediğini belirten Kumbul, “1967 yılında tıbbiyeyi kazandım. Tıbbiye 5’inci sınıfta yerleşik düzene geçmeye başladık ve ailem pamukla uğraşıyor. Halam hastaydı ve taburcu olurken, ailem benden yardım istedi. Yardım istemeye gittiğim doktor beni çok sert bir dille azarlayarak dışarı çıkmamı istedi. Bu benim çok zoruma gitti hastanenin önündeki palmiye ağacının altında dakikalarda ağladım. O anda iyi bir doktor olmaya karar verdi” şeklinde konuştu.
YAŞAMIM, İNSANLIĞIN FRAGMANI GİBİ
Çocukluğundan itibaren yaşadığı zorlukların kendisine dayanıklılığı, mücadeleyi, zoru, doğaya saygıyı öğrettiğini belirten Kumbul, “İnandıktan sonra ölümüne yürümek bizim kodlarımızda var. Benim yaşamım insanlığın bir fragmanı gibidir. Belediye başkanlığı ve milletvekilli yaptım. Rahmetli Deniz Baykal, başkanlığımın ikinci dönemde beni tercih etmedi ve o tarihten bu yana emekliyim. Tanıyanların iyi birer ağabeyiyim.
10 BİN YIL ÖNCEKİ HAYATTAN FARKLI YAŞAMIYORUZ
“Kitap yazmaya karar vermesi halinde, kitabına ‘11 bininci yaş günüm’ ismini vereceğini belirten Kumbul, sözlerini şöyle tamamladı: “Çünkü 10 bin yıl önce benim atalarımın yaşadığı hayat ile bugünkü hayat arasında çok fark görmüyorum. Çünkü yörüklük bir yaşam biçimidir. Bizim geleneğimizde kilim, yağ ve peynir var. Bugün marka haline gelen Ezine peyniri bizim binlerce yıl önce işimizdi”.





