Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Çakırlar bölgesinde yapılmak istenen TOKİ projesi tepkilere neden olmuştu. Söz konusu proje Çandır Çayı üzerinde yapılması planlanırken projeye Antalya Valiliğince “ÇED gerekli değildir” kararı verilmişti. Kararın ardından bölgede şantiye kurulmuş ve çalışmalar başlatılmıştı. Ancak Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi tarafından açılan dava sonucunda Antalya 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermişti

Konuya ilişkin Çandır Çayı’nda Yapılaşmaya Hayır Platformu ise açıklamada bulundu. Mahkeme, söz konusu kararı hem usul hem de yetki yönünden hukuka aykırı bularak, kararı oybirliğiyle almıştı. Çandır Çayı’nda Yapılaşmaya Hayır Platformu ise sürecin başından beri, ilgili meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla koordinasyon içinde çalışarak kamuoyunda farkındalık yarattı.

Üretilen yazılı ve görsel içeriklerle, uzmanların bir araya geldiği toplantı ve seminerler düzenleyip teknik raporları kamuoyuyla paylaşan platform; dava sürecine bizzat müdahil oldu. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı sonrasında bir açıklama yapan Çandır Çayı'nda yapılaşmaya Hayır Platformu; amacının hiçbir zaman kalem kavgası yaratmak olmadığını, bilimsel verilere, afet risk haritalarına ve kamu yararına dayalı doğru bir planlama anlayışının hâkim olmasına katkı sunmak olduğunu söyledi.

MAHKEME KARARI RİSKİ GÖZLER ÖNÜNE SERDİ
“Mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararı, başından beri dile getirdiğimiz risklerin ve hukuki sakıncaların yargı tarafından da tespit edildiğini göstermektedir” denilen açıklamada, “Bu karar nihai bir karar değildir. Süreç devam etmektedir ve önümüzde uzun bir yargı süreci bulunmaktadır. Nitekim daha yeni, Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde depremzedeler için dere yatağına yapılan konutların şiddetli yağışlar sonrası sular altında kaldığı kamuoyuna yansımıştır. Yer seçimi konusundaki uyarılara rağmen inşa edilen bu konutlarda vatandaşların mağduriyet yaşaması, benzer hataların tekrar edilmemesi gerektiğini açıkça göstermektedir. Bu noktada sormak zorundayız: İlgili meslek odalarının, uzmanların, sivil toplumun ve sonunda mahkemenin de gördüğü riskler, proje sürecinde neden dikkate alınmamıştır? Taşkın riski bilinen bir dere yatağında, mahalle ölçeğinde yoğun yapılaşma planlanırken hangi kamusal öncelikler esas alınmıştır? Altyapı ihalelerine çıkılarak kamu kaynakları neden bu denli riskli bir projeye yönlendirilmiştir?” ifadeleri kullanıldı.

“KENT PLANLAMASI ACELEYE GETİRİLECEK BİR SÜREÇ DEĞİL”
Kent planlaması aceleye getirilecek bir süreç olmadığı vurgulanan açıklamada, “Afet riski taşıyan alanlarda yapılacak her tercih, yalnızca bugünü değil, geleceği de etkiler. Platform olarak, kentin çıkarına, bilimsel ve katılımcı bir planlama anlayışının hâkim olması için sürecin takipçisi olmaya ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğimizi bir kez daha kamuoyuna duyururuz" denildi.




