Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanlığı, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerine ateş püskürdü. Açıklanan veriler ile vatandaşın yaşadığı hayat arasında dağlar kadar fark olduğunu vurgulayan CHP Antalya İl Başkanlığı, “Artık kimseyi kandırmasınlar” sözleri ile tepki gösterdi.
İktidarın ekonomi politikalarını eleştiri yağmuruna tutan CHP, yılın ilk birkaç ayında alım gücünün gerilemesine dikkat çekti. Sıcak para bağımlılığının bir an önce terk edilerek, üretim ekonomisine geçilmesi gerektiğinin altını çizen CHP, “Sabrın da bir sınırı var” dedi.

“BAŞARI DEĞİL, ÇÖKÜŞTÜR”
İktidarın ekonomi politikalarına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulunan CHP, “Bugün insanlar pazarda kilo ile değil, tane ile alışveriş yapıyorsa, bunun adı ekonomide başarı değil, çöküştür ve tekrar söylüyoruz: Bu ülkede en ağır vergi enflasyondur. Üstelik bu vergi, en çok dar gelirlinin sırtına yüklenmiştir” belirtti.
“ARTIK KİMSEYİ KANDIRMASINLAR”
İktidarı eleştiri yağmuruna tutan CHP Antalya İl Başkanlığı, şu ifadelere yer verdi:
“Bu bir enflasyon değil, halka kesilen açık bir faturadır. Artık kimseyi kandırmasınlar. Açıklanan enflasyon rakamlarıyla vatandaşın yaşadığı hayat arasında dağlar kadar fark vardır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre enflasyonun: Bu yıl için hedefi %16 olarak açıklanmıştır. Ancak daha ilk 4 ayda enflasyon %14,4’e ulaşmıştır. Yıllık gerçekleşme ise %32 seviyesinde açıklanmaktadır. Yani yılın dört ayında, yıl sonu hedefinin neredeyse tamamı tüketilmiştir.

“BAŞARI MASALLARI ANLATMAK EN BÜYÜK SAYGISIZLIKTIR”
Gıda fiyatlarındaki artış %75’i aşmış, kiralar %100’e yaklaşmış, temel tüketim ürünlerinde artış %80–120 bandına çıkmıştır. Yılın daha başında maaş zamlarının yarısından fazlası erimiştir. Asgari ücretin alım gücü sadece birkaç ayda %30’a yakın düşmüştür. Hâlâ başarı masalları anlatmak, bu millete yapılmış en büyük saygısızlıktır. Biz buradan açık ve sert konuşuyoruz: Türkiye’de enflasyon bir sonuç değil, yanlış politikaların doğrudan ürünüdür ve bugün bu yanlışların bedeli, emekliye, işçiye, sabit gelirliye ödetilmektedir.
“ENFLASYON YOKSULLAŞTIRMA ARACIDIR ”
Bu düzen halkı yoksullaştırma düzenidir. Enflasyon artık bir ekonomik veri değil, bir yoksullaştırma aracıdır. 2024 başında 10.000 TL ile alınabilen temel gıda sepeti bugün 18.000 TL’ye çıkmıştır. Emeklinin maaşı yıl içinde reel olarak %35’e varan erime yaşamıştır. Asgari ücretli, maaşının %70’ini sadece kira ve gıdaya harcar hale gelmiştir.
“EN AĞIR VERGİ ENFLASYONDUR”
Bugün insanlar pazarda kilo ile değil, tane ile alışveriş yapıyorsa, bunun adı ekonomide başarı değil, çöküştür ve tekrar söylüyoruz: Bu ülkede en ağır vergi enflasyondur. Üstelik bu vergi, en çok dar gelirlinin sırtına yüklenmiştir.

“TÜRKİYE’NİN YARINI GÖZ GÖRE GÖRE SATILMAKTADIR”
Sıcak para uğruna ülkenin geleceği satılıyor. Bugün uygulanan ekonomi politikası; üretimi değil, sıcak parayı kutsayan bir anlayıştır. Politika faizi %45-50 bandına çıkarılmış, buna karşılık sanayicinin kredi maliyeti %60’lara dayanmıştır. Yüksek faizle ülkeye çekilen kısa vadeli para: Üretimi daraltmış, Sanayi büyümesini %2’nin altına itmiş, Reel sektörde yatırımları %20’ye varan oranda düşürmüştür. Bu bir ekonomi politikası değil, geleceği ipotek altına almaktır. Açık konuşalım: Günü kurtarmak uğruna Türkiye’nin yarını göz göre göre satılmaktadır.
“ÜLKE EKONOMİSİNİN ALARM VERDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR”
İhracatçı eziliyor, turizm darbe alıyor. Kur baskısı altında bırakılan ihracatçı rekabet edemez hale gelmiştir. İhracat maliyetleri %70 artarken, döviz kuru artışı %30’larda kalmıştır. Bu durum ihracatçının kâr marjını yarı yarıya eritmiştir.
Turizm sektörü de aynı çıkmazdadır: Türkiye’de turizm maliyetleri son 1 yılda %90’a yakın artmıştır. Rakip ülkelerde bu oran %3–4 seviyesindedir bu tablo, sadece sektörlerin değil, ülke ekonomisinin alarm verdiğini göstermektedir.
“BECERİKSİZLİK DEĞİLSE, TERCİHTİR”
Bugün Türkiye ekonomisi yangın yeridir: Esnafın kapanan iş yeri oranı %25’e yaklaşmıştır, vatandaşın kredi ve kredi kartı borcu 3 trilyon TL sınırını aşmıştır, Takibe düşen bireysel borçlar son 1 yılda %50’den fazla artmıştır ama buna rağmen ekonomi yönetimi ya gerçeği görmüyor ya da görmek istemiyor. Bu bir beceriksizlik değilse, tercihtir ve bu tercihin bedelini millet ödemektedir.

“SOSYAL DEVLET SORUMLULUĞU DERHAL YERİNE GETİRİLMELİDİR”
Buradan açıkça uyarıyoruz. Sıcak para bağımlılığı derhal terk edilmelidir, Üretim ekonomisine geçilmelidir, Emekli ve sabit gelirli gerçek enflasyona göre korunmalıdır. Sosyal devlet sorumluluğu derhal yerine getirilmelidir.
“SABRIN DA BİR SINIRI VAR”
Son söz: Sabrın da bir sınırı var. Türkiye sahipsiz değildir. Bugün asgari ücretlinin alım gücü son yılların en düşük seviyesine inmiştir. Emeklinin maaşı, temel ihtiyaçlarını karşılamaktan %40 oranında uzaklaşmıştır. Bu millet daha fazla yoksullaşmayı, daha fazla adaletsizliği kabul etmeyecektir. Ya bu yanlış politikalardan derhal dönülür, ya da bunun siyasi ve toplumsal bedeli ağır olur. Bizim durduğumuz yer nettir: Halkın yanındayız. Emeğin yanındayız. Bu adaletsiz düzenin karşısındayız. Kamuoyuna saygıyla değil, sorumlulukla duyurulur.”





