Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Türkiye’nin mevcut siyasi ve sosyolojik yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplumsal siyasetin etkisiyle kutuplaşmanın tasarlanarak amaçlı bir şekilde ortak hareket etme duygusunu zayıflattığını ifade eden Uysal, Türkiye’nin sanayileşme döneminde olduğu gibi dijital bilgi ve yüksek teknoloji çağında dünyadaki gelişmelere yeterince hızlı uyum sağlayamadığını belirtti. Yüz yıllık süreçte dolara bağlı dış ticaret açığı veren ekonomik yapının da bu sorunların önemli göstergelerinden biri olduğunu dile getiren Uysal, savunma sanayi gibi bazı alanlarda önemli gelişmeler yaşansa da bunun toplum genelindeki tabloyu değiştirmediğini söyledi. Türkiye’nin yeniden ortak bir ruh, ortak bir hatıra ve ortak bir felsefe etrafında buluşması gerektiğini belirten Uysal, bu ihtiyacın karşılanması için Cumhuriyet’in kuruluş dönemindeki toplumsal dönüşümün yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
“TOPLUMUMUZ KUTUPLARA AYRILDI”
CHP’li Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal x hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi:
Maalesef siyasetin etkisiyle toplumumuz kutuplara ayrıldı. Maalesef toplumumuz dünyanın güncel üretimine ayak uyduramıyor. Nasıl sanayileşme devrimine 150 yıl, 200 yıl sonradan ayak uydurduysak, bugün de dijital çağa, bilgi devrimine, yüksek teknoloji çağına geriden bakma durumumuz maalesef söz konusu. Belli alanlarda, savunma sanayi gibi özel alanlarda bazı olumlu ilerlemeler var ise de toplumun genel toplamında hem sosyolojik bir kopuş, hem tasada ve kıvançta ortak hareket etme, ortak hissetme duygusunda bir eksiliş, hem de teknoloji çağına uyum gösterememe durumundan söz edebiliriz.

100 MİLYAR DOLAR DIŞ TİCARET AÇIĞI
Yılda 100 milyar dolar dış ticaret açığı veren bir ekonomimiz var. Bütün bunların toplamda düzeltilmesi gerekiyor. Bunların düzeltilmesini her ferdimiz ister. Bunların düzeltilmesini bütün vatandaşlarımız ister.
YENİ KİTABININ NEDENİNİ AÇIKLADI
Dolayısıyla bir ortak ruha, ortak hatıraya, ortak bir felsefeye ihtiyacımız var. Bu da 100 yıl önceki geçmişimizde saklı. Nasıl aç kalmış, muharebe meydanlarında koleradan, tifüsten, açlıktan ölmüş; ekonomisi sömürgeleşmiş bir imparatorluktan, yıkıcı bir savaştan sonra dimdik, gencecik, pırıl pırıl üreten, planlayan, kalkınan Cumhuriyet’i inşa edebildiysek; bugün de bu parçalanmış dokudan, tasada ve kıvançta ortak olma duygusunu zedelemiş, kutuplaşmış ve teknoloji çağına, üretim çağına, yüksek katma değerli ürün üretimi çağına yeterince uyum sağlayamamış toplumumuzda, ülkemizde o yüzyıl önceki ruhu bugüne uyarlayıp yeniden inşa etmemizde çok büyük toplumsal ve kamusal yarar vardır. “21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet” kitabının yazılma gerekçesi budur.”





