DEVA Partisi Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kerem Altun, Türkiye gündeminde tartışılan fon dolandırıcılığı iddiaları, denetim eksiklikleri ve toplumsal güven sorunlarına ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Sivil toplum kuruluşlarının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu ifade eden Altun, yaşanan gelişmeler karşısında derneklerin, vakıfların, meslek odalarının ve sendikaların daha etkin bir tutum sergilemesi gerektiğini söyledi. Toplumun vicdanını yaralayan olaylara karşı sessiz kalınmaması gerektiğini dile getiren Altun, adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin korunmasının ortak bir sorumluluk olduğunu belirtti.

“FON DOLANDIRICILIĞI YALNIZCA EKONOMİK BİR MESELE DEĞİL”

Son dönemde yaşanan gelişmelerin toplumun güven duygusunu olumsuz etkilediğini belirten Altun, fon dolandırıcılığı iddialarının yalnızca maddi kayıplar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Altun, “Son günlerde milletimizin vicdanını yaralayan, güven duygusunu sarsan hadiseleri hep beraber üzülerek takip ediyoruz. Yaşanan fon dolandırıcılığı, denetimsizlikler ve emanete ihanet örnekleri sadece bir ekonomik mesele değil, bir ahlak ve vicdan meselesidir” ifadelerini kullandı. Sivil toplum kuruluşlarının toplumsal değerlerin korunmasında önemli bir görev üstlendiğini vurgulayan Altun, Anadolu kültüründe dayanışma, dürüstlük ve emanete sahip çıkma anlayışının önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Altun, “Bizim geleneğimizde emanete sahip çıkılır, komşusu açken tok yatılmaz, yetimin hakkı yenmez. Bugün yaşananlar bu değerlerimizle uyuşmuyor. O yüzden DEVA Partisi olarak diyoruz ki gelin, hep birlikte bu yanlışa dur diyelim. Yüksek sesle ve vicdanımızın sesiyle” dedi.

Deva Partili Altun’dan Stk’lara Çağrı “Milletin Vicdanı Susmamalı” (2)

“SESSİZLİK, YANLIŞA ORTAK OLMAKTIR”

Sivil toplum kuruluşlarının toplumsal sorunlar karşısında yalnızca izleyici konumunda kalmaması gerektiğini ifade eden Altun, demokratik kurumların gerektiğinde eleştirel bir tutum ortaya koymasının önemine değindi. Altun, “STK'larımız, Anadolu irfanını, paylaşmayı ve emaneti korumayı şiar edinmiş demokratik kurumlar olarak olup biten yanlışlara sessiz kalmamalıdır. Çünkü sessizlik, yanlışa ortak olmaktır. Tüm sivil toplum kuruluşlarımızı adaleti, şeffaflığı, denetimi ve helal kazancı savunmaya, milletimizin hakkını ve hukukunu korumaya davet ediyoruz” diye konuştu. Toplumsal sorunların çözümünde ortak hareket etmenin önemine işaret eden Altun, sivil toplum kuruluşlarının ortaya koyacağı dayanışmanın kamuoyunda güçlü bir karşılık bulabileceğini belirtti. Altun, “STK'lar olarak bir anlayış birliği sağlarsak, bu yanlışlar düzelir. Sizin desteğiniz topluma güç verecektir. Milletimizin malına, emeğine zarar veren, güveni sarsan bu rezalete sessiz kalmak, bu yanlışları onaylamaktır” ifadelerini kullandı.

“DEMOKRASİ YALNIZCA SANDIKTAN İBARET DEĞİLDİR”

Demokrasinin yalnızca seçim dönemlerinde oy kullanmaktan ibaret olmadığını belirten Altun, demokratik kültürün toplumun bütün kurumlarında yaşatılması gerektiğini söyledi. Derneklerin, vakıfların, meslek odalarının ve sendikaların demokratik katılım açısından önemli birer okul niteliği taşıdığını ifade eden Altun, sivil toplumun güçlü olduğu ülkelerde hesap verebilirlik mekanizmalarının da geliştiğine dikkat çekti. Altun, “Demokrasi sadece sandıkta olmaz. Esas demokrasi derneklerde, vakıflarda, meslek odalarında ve sendikalarda olur. Ülke demokratikse STK'lar da demokrat olur. Devlet STK'yı düşman görmez, alan açar. İsveç'te, Almanya'da STK'lar devleti denetler, bakan istifa ettirir” ifadelerini kullandı. Demokratik bir toplumun oluşmasında sivil toplum kuruluşlarının kendi iç işleyişlerinin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Altun, bu kurumlarda eleştiri kültürünün ve katılımcı yönetim anlayışının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Sivil toplumun yalnızca yöneticilerin kararlarını destekleyen bir yapı olmaması gerektiğini savunan Altun, gerektiğinde yanlış uygulamalara karşı demokratik tepki gösterilmesinin toplumsal gelişime katkı sağlayacağını dile getirdi.

“STK'LAR DEMOKRASİ OKULUDUR”

Sivil toplum kuruluşlarının demokratik kültürün gelişmesindeki rolüne dikkat çeken Altun, bu yapıların bireylere katılım, eleştiri ve hak arama bilinci kazandırdığını söyledi. Altun, “STK demokratikse ülke demokratikleşir. Bu daha önemli. Çünkü STK demokrasi okulu gibi. İnsanlar orada oy kullanmayı, itiraz etmeyi, çoğunluk ve azınlık haklarını savunmayı öğrenir. Mahalle derneğinde başkanı eleştiremeyen adam, TBMM'yi de eleştiremez. O yüzden STK'larda lider sultası varsa, o ülkede de lider sultası olur” değerlendirmesinde bulundu. Demokrasinin toplumun en alt kademelerinden başlayarak güçlenebileceğini belirten Altun, demokratik kurumların yöneticilere koşulsuz destek veren yapılar yerine gerektiğinde yanlışları dile getiren bağımsız kuruluşlar olması gerektiğini savundu. DEVA Partisi Antalya İl Başkanı Özlem Arlıer'in değerlendirmesine ayrılan bölümde ise sivil toplum kuruluşlarının toplum ile yönetim mekanizmaları arasında önemli bir köprü görevi üstlendiği, ekonomik ve toplumsal sorunlar karşısında şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin ön plana çıkarılması gerektiği vurgulandı.

Arlıer'in onayına sunulmak üzere hazırlanan açıklama taslağında şu ifadelere yer verildi:

“Toplumun adalet duygusunun zedelendiği, vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal anlamda güven kaybı yaşadığı bir dönemde sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir. Antalya gibi çok sayıda meslek odasının, derneğin, vakfın ve demokratik kitle örgütünün faaliyet gösterdiği bir kentte, ortak aklın ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Hiçbir kurum ve hiçbir yönetici eleştiriden muaf değildir. Demokratik toplumlarda yanlışların dile getirilmesi bir tehdit değil, daha adil ve şeffaf bir yönetim anlayışının gereğidir. DEVA Partisi olarak hukukun üstünlüğünü, liyakati, şeffaflığı ve hesap verebilirliği savunmaya devam edeceğiz. Toplumsal güvenin yeniden inşası hepimizin ortak sorumluluğudur.”

Kaynak: DEVA PARTİSİ / BÜLTEN