Anahtar Parti Antalya İl Başkanı Turhan Faruk Tuncer, kamuoyunda tartışılan fon krizi ve siyaset dünyasından bazı isimlere ilişkin iddialar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Tuncer, iddiaların tüm yönleriyle araştırılması, varsa siyasi ve idari sorumlulukların ortaya çıkarılması ve yatırımcıların haklarının korunması gerektiğini belirtti. Tuncer ayrıca, Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu'nun başörtüsüne ilişkin açıklamalarına yöneltilen eleştirilere cevap verdi.

“SİYASETİN BU İDDİALARLA ANILMASI KABUL EDİLEMEZ”

Finans piyasalarında yaşanan gelişmelerin yalnızca ekonomik boyutuyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden Tuncer, siyaset kurumunun güvenilirliğinin de önemli olduğunu vurguladı.

Fon Iddialarına Antalya’dan ‘Hesap Verin’ Sesleri Yükseldi-2

"SİYASET KURUMU, KİŞİSEL MENFAAT İÇİN KULLANILAMAZ"

Tuncer, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Milletin güvenini temsil etmesi gereken siyasetin böylesine ciddi iddialarla yan yana anılması dahi utanç vericidir. Siyasetçinin görevi, vatandaşın hakkını, hukukunu ve alın terini korumaktır. Siyaset kurumu, kişisel menfaat ve çıkar ilişkilerinin değil, millete karşı sorumluluğun temsil edildiği bir makam olmalıdır. Kamuoyuna yansıyan iddialarda adı geçen kişilerin görevleri, unvanları veya siyasi konumları ne olursa olsun, ortaya atılan iddialar hukuk çerçevesinde bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Hiç kimse hakkında peşinen suçluluk hükmü kurulamayacağı gibi, hiçbir makam da hukuka uygun biçimde yürütülecek bir incelemenin önünde engel olmamalıdır.”

Fon Iddialarına Antalya’dan ‘Hesap Verin’ Sesleri Yükseldi-1

"MİLLETİN ALIN TERİNİN HESABI VERİLMELİDİR"

Tuncer, finans piyasalarındaki güvenin korunması ve yatırımcıların yaşadığı sorunların giderilmesi gerektiğini belirterek denetim mekanizmalarının önemine dikkat çekti. Tuncer, “Burada cevap bekleyen temel sorular vardır: Finansal işlemler hangi mekanizmalarla denetlenmiştir? Riskler ne zaman tespit edilmiştir? Gerekli tedbirler zamanında alınmış mıdır? Ortaya çıkan zararların hukuki sorumluluğu kimlere aittir? Bütün bu soruların cevapları, bağımsız ve tarafsız bir incelemeyle ortaya konulmalıdır. Gerçek zararların ve varsa hukuka aykırı kazançların tespit edilmesi, mağduriyet iddialarının değerlendirilmesi ve sorumluluğu hukuken belirlenen kişiler hakkında gerekli işlemlerin yapılması büyük önem taşımaktadır.” dedi.

"TARTIŞILMASI GEREKEN İSE BİR İNSANIN İNANCI VEYA KIYAFETİ DEĞİL"

Tartışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Tuncer, Genel Başkan'ın açıklamasını şu sözlerle yorumladı:

“Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu'nun açıklamalarını başörtüsüne ve inanç özgürlüğüne yönelik bir saldırı gibi göstermek, yapılan siyasi eleştirinin özünü değiştirmektedir. Başörtüsü meselesi, yıllarca bu ülkede hak ve özgürlükler çerçevesinde tartışılmıştır. Bugün tartışılması gereken ise bir insanın inancı veya kıyafeti değil, kamu görevi üstlenmiş kişiler hakkındaki ciddi iddialar ve bunların hukuki karşılığıdır. Genel Başkanımızın sözlerinden farklı anlamlar çıkarılarak kendisine söylemediği ifadelerin atfedilmesini doğru bulmuyoruz. Bu tür yayın ve paylaşımları, kamuoyunun dikkatini asıl meselelerden uzaklaştıran ucuz bir iftira kampanyası olarak değerlendiriyoruz. Yapılan açıklamaya itiraz eden herkesin eleştiri hakkı vardır. Ancak eleştiri hakkı, söylenmemiş sözleri söylenmiş gibi göstermeyi veya ifadeleri bağlamından kopararak kamuoyuna sunmayı haklı kılmaz.”

"HUKUKİ SÜREÇ İŞLETİLMELİDİR"

Tuncer, açıklamasının sonunda fon sürecinin bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini yineleyerek şu ifadeleri kullandı:

“İddiaların araştırılmasını istemek, herhangi bir kişiyi peşinen suçlu ilan etmek değildir. Aksine, masumiyet karinesine ve hukuk devletinin temel ilkelerine bağlı kalarak gerçeğin ortaya çıkarılmasını talep etmektir. İlgili kurumlar tarafından yürütülen bütün incelemelerin sonuçları, mevzuatın izin verdiği ölçüde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Herhangi bir ihmal veya hukuka aykırı işlem tespit edilmesi hâlinde gerekli hukuki süreçler işletilmelidir. Siyasi tartışmaların gölgesinde kalmaması gereken asıl mesele, vatandaşların haklarının korunması, varsa mağduriyetlerinin hukuki yollarla giderilmesi ve kamu kurumlarına duyulan güvenin güçlendirilmesidir.”

Kaynak: ANAHTAR PARTİ/ BÜLTEN