Antalya Sanayici ve İşinsanları Derneği (ANSİAD) üyeleri ile bir araya gelen Siyasetçi, İktisatçı, Yazar Prof. Dr. Yalçın Karatepe, gündeme dair önemli açıklamalar yaptı. ANSİAD eski başkanı Ergin Civan başkanlığındaki toplantıda konuşan Karatepe, güncel ekonomik durumun yanı sıra, geleceğe dönük dikkat çeken saptamalarda bulundu.

BAŞKAN ERCAN ÖZBEK’TEN EKONOMİ DEĞERLENDİRMESİ
Toplantının açılışında konuşan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, Türkiye için temel meselenin dünyadaki ekonomik ve jeopolitik değişimin neresinde duracağına karar vermesi gerektiğini belirterek, “İş dünyası olarak, öngörülebilir bir ekonomi ortamı, rekabetçi finansman koşulları ve yapısal reformlarla desteklenen bir büyümü bekliyoruz. Ülke olarak sadece büyüme değil, rekabetçi ve katma değerli ürünler üretmeliyiz. Avrupa ile güçlü ekonomik entegrasyonumuz, güçlü altyapımız ve coğrafi konumumuz avantajlarımızdan bazıları. Avrupa ile entegrasyonumuzun güncellenmesi ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesini önemsiyoruz” diye konuştu.

45 DAKİKADA 690 MİLYON LİRA FAİZ ÖDÜYORUZ
Toplantıda, “Türkiye Ekonomisi: Bugünü Yönetmek, Yarını Kurmak” başlıklı bir sunum yapan Prof. Dr. Yalçın Karatepe, 45 dakikalık sunumu sürecinde bile Türkiye’nin 230 Milyon Lira faiz ödediğini belirterek, “Bu rakam 690 kişinin asgari ücretine tekabül ediyor. Türkiye bugüne kadar çok fazla kriz yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Ekonominin geleceği, son 50 yılda gördüğümüzden çok daha farklı bir yere doğru evriliyor” dedi.
FON KRİZİNDE HER KURUM SORUMLU, EKONOMİ BAKANI KAYIP
Yaşanan fon krizini herkesin bildiğini ve kendisinin de olay patlak vermeden 15 gün önce isim vererek yazı yazdığını belirten Karatepe, “Bu iş alenileştikten sonra kendi içlerinde sönümlendireceklerini düşünmüş olabilirler. Bu işin baş sorumlusu iktidar. SPK, İMKB gibi kurumların tamamının sorumluluğu var. SPK’da işin uzmanı olan çok sayıda insan var. Ancak karar verici konumunda değiller. Bu krizin temeli, 2020’li yıllarda halka arzlar başladığında başladı. Fonlarda yaşananlarla ilgili şikayetçi olan eski MASAK başkanı tutuklandı. Mehmet Şimşek, 4 Kasım’da sorun olduğunu söyledi. Bir bakan televizyona çıkıp sorun olduğunu söylemez, sorun varsa çözer. Ancak yaşanan süreçte Adalet Bakanı dahi konuşurken Ekonomi Bakanı tek kelime söylemiyor. Borsada param yok ve yaşanan sorunları ben biliyorsam, ekonomiyi yönetenlerin bilmemesi imkansız”.

ARZ KAYNAKLI ENFLASYONLA MÜCADELE ETMELİYİZ
Önceki yıllarda enflasyonun, talep fazlalığı ile ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Yalçın Karatepe, “yeni dünyada enflasyonun kaynağının artık yüksek talepten kaynaklanmadığını belirterek, “Tedarik zincirinde yaşanan sorunlar bu sebeplerden birisi. Körfez’den petrol gelmezse enflasyon yükseliyor. Kar marjları da enflasyonu belirleyen önemli bir etken haline geldi. Bu nedenle artık arz kaynaklı enflasyonla mücadele etmeyi öğrenmeliyiz” şeklinde konuştu.
MADE İN EUROPE’E DAHİL OLMALIYIZ
Son 50 yılda Çin ekonomisinin Dünya genelinde etkili olduğunu belirten Karatepe, bu nedenle “Made İn Europe” sloganının geliştiğini belirterek, Türkiye’nin bu sisteme dahil olması gerektiğine dikkat çekti. Avrupa ile güçlü bir ekonomik ilişkinin olduğunu belirten Karatepe, ‘Madi İn Europe’ye dahil olmaması halinde Türkiye’nin büyük bedel ödeyebileceğine dikkat çekti.

TÜİK ÖZERK VE DENETLENEBİLİR OLMALI
Yaşanan ekonomik tabloyla ilgili, “Yangını çıkaran ile söndürmeye çalışan aynı yönetim, söndürme masrafı ise yangında evi yananlara ödetiliyor” yorumu yapan Pof. Dr. Yalçın Karatepe, şunları söyledi: “2019’dan bu yana Merkez Bankası Başkanı 5 kez değişti. Hesap vermeyen siyasi talimatla alınan kararlar yerine, demokratik denetim ve eşgüdüm ile bu işler yapılmalı. TÜİK’in resmi verilerine göre belirlenen enflasyon yerine özerk ve denetlenebilir bir TÜİK’e göre hareket edilmeli. TÜİK’in neredeyse hiçbir verisine artık inanılmıyor. Bu nedenle yaşanan kurumsal erozyonların bedeli ağır oluyor”.
FAİZE HARCANAN PARA, EĞİTİMDEN FAZLA
Son yıllarda uygulanan ekonomi politikalarının en büyük bedelinin alt gelir grubunun ödediğini belirten Karatepe, “28 Bin liralık asgari ücret, 36 bin lira olan açlık sınırının bile altında. 2026 yılında eğitime ayrılan bütçe yüzde 12.3 iken, faize harcadığımız para 14.5 oldu. Bir ülkede eğitime yapılan harcama, faizin gerisinde kalıyorsa o ülkenin ekonomisinde ciddi sıkıntı var demektir. Türkiye şu anda bu sıkıntıyı yaşıyor” ifadelerini kullandı.

POLİTİKANIN KAZANAN VE KAYBEDENLERİ
Uygulanan ekonomi politikalarından kazananları ve kaybedenleri anlatan Karatepe, şunları söyledi: “Yüksek faiz geliri alan büyük mevduat ve tahvil sahipleri kazandı. Döviz geliri ve yurt dışı kredi erişimi olan büyük şirketler de kazançlı çıktı. Carry trade yapan yabancı yatırımcılar da kazandı. Ücretli, asgari ücretli, emekliler, KOBİ’ler ve emek yoğun ihracatçılar ise kaybetti. Kiracılar, genç işsizler ve kadınlar da bu ekonomi politikalarının kaybedenleri oldular”.
EKONOMİ POLİTİKALARINDAKİ YANLIŞLIKLAR
Enflasyonu düşürmek için yapılan yanlış politikaları anlatan Karatepe, şöyle devam etti: “Negatif reel faiz ve plansız para basmak ile döviz kurunu baskılamak doğru bir tercih değildir. Hesap vermeyen siyasi talimat ile teknokratik yalıtım ve piyasa güvenine endekslemek uygulanan yanlış politikalar. Bunun yerine; ekonomi politikasının eşgüdümle, yükün sermaye gelirine ve servete kaydırılması, kamu yatırımını ve planlamayla üretim kapasitesi ve örgütlü emekle gerçek bir uzlaşma yolu tercih edilmeli.”





