Halk TV'ye kayyum atanması ve yayınlarının durdurulmasına yönelik tepkiler sürüyor. Eleştirel yayın yapan basın kuruluşlarına uygulanan yayın durdurma, ekran karartma ve idari yaptırımların toplumun haber alma hakkını da etkilediği belirten Antalya Barosu yaptırımlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Demokrasinin yalnızca seçimlerden ibaret olmadığını vurgulayan Antalya Barosu, özgür basının, bağımsız yargının ve yurttaşların kamu gücünü denetleme hakkının korunması gerektiğine dikkat çekti. Halk TV’ye atanan kayyımın ardından yazılı açıklama yapan Antalya Barosu, “Hiçbir kamu makamı, hiçbir siyasi iktidar ve hiçbir yönetim anlayışı anayasal denetimin ve demokratik eleştirinin üzerinde değildir” dedi.
“DEMOKRASİNİN GERÇEK GÜVENCESİ ÖZGÜR BASININ KORUNMASIDIR”
Resmi sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Antalya Barosu şu sözlere yer verdi:
“Demokratik hukuk devleti, yalnızca seçimlerin yapılmasıyla varlığını sürdüren bir yönetim biçimi değildir. Demokrasinin gerçek güvencesi; özgür basının, bağımsız ve tarafsız yargının, ifade özgürlüğünün ve yurttaşların kamu gücünü sorgulama, eleştirme ve denetleme hakkının korunmasıdır. Bu güvencelerin ortadan kaldırıldığı bir düzende seçimlerin varlığı, tek başına demokratik meşruiyetin sürekliliğini sağlamaya yetmemektedir.

“YAPTIRIMLAR TOPLUMUN HABER ALMA DARALTMAKTADIR”
Başta Halk TV olmak üzere eleştirel yayın yapan ulusal ve yerel basın kuruluşlarına yönelik yayın durdurma, ekran karartma ve ağır idari yaptırım uygulamaları, yalnızca basın kuruluşlarının faaliyet alanını değil, toplumun haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını da daraltmaktadır. Kamu gücünün eleştirilmesini engelleyen, farklı sesleri kamusal alandan uzaklaştıran her müdahale, yurttaşların özgürce kanaat oluşturabilmesinin ve demokratik denetimin önünde ciddi bir engel teşkil etmektedir.
“HUKUK DEVLETİ İLKESİNİ YERLE YEKSAN ETMEKTEDİR”
Demokratik kurumların zayıflaması, çoğu zaman tek bir kararla değil, hukuka aykırılıkların olağanlaştırılması, hak ihlallerinin sıradanlaştırılması ve toplumsal itirazın giderek etkisizleştirilmesiyle gerçekleşmektedir. Basının susturulduğu, gazetecilerin yargısal ve idari yaptırımlarla karşı karşıya bırakıldığı, seçilmiş yerel yöneticiler üzerindeki müdahalelerin demokratik temsili tartışmalı hâle getirdiği, kamu kaynaklarına ilişkin iddiaların özgürce araştırılıp haberleştirilemediği bir ortamda, kamu gücünün gerçek anlamda denetlenmesinden söz edilemez. Cezasızlık algısını güçlendiren uygulamalar ile siyasal muhalefete yönelik adli süreçlerde ortaya çıkan eşitsizlik kaygıları, yargıya duyulan güveni ve hukuk devleti ilkesini yerle yeksan etmektedir.

“TEMEL HAKLARIN ÖZÜNÜN ORTADAN KALDIRILMASINA DAYANAK OLUŞTURAMAZ”
Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi, ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel haklara yönelik sınırlamalar ise ancak kanunla, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun biçimde gerçekleştirilebilir. Kamu düzeni ve güvenliği gerekçeleri, eleştirel düşüncenin bastırılmasına veya temel hakların özünün ortadan kaldırılmasına dayanak oluşturamaz. Hiçbir kamu makamı, hiçbir siyasi iktidar ve hiçbir yönetim anlayışı anayasal denetimin ve demokratik eleştirinin üzerinde değildir.
Antalya Barosu olarak bir kez daha özgür basının susturulmasına, demokratik iradenin baskılanmasına ve hukukun siyasal mücadelelerin aracına dönüştürülmesine karşı; bağımsız yargıyı, özgür yurttaş iradesini ve demokratik hukuk devletini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.”





