Antalya Barosu, avukatlık faaliyetleri nedeniyle tutuklu bulunduğunu belirttiği Avukat Mehmet Pehlivan'ın Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden Kandıra F Tipi Cezaevi'ne gece saat 03.00 sıralarında, ailesine ve müdafilerine herhangi bir bildirim yapılmadan sevk edildiğini ifade etti. Baro, naklin özellikle ailesiyle gerçekleştirilecek açık görüş öncesinde yapılmasının mağduriyet oluşturduğunu öne sürdü. Nakil işleminin ziyaret ve haberleşme hakkını ihlal ettiğini savunan Antalya Barosu, ceza infaz kurumlarının kapasitesi, düzeni veya güvenliği gibi idari gerekçelerin temel hak ve özgürlükleri sınırlamak amacıyla keyfi bir biçimde kullanılamayacağını ifade etti.

“HABERLEŞME HAKKINI DA AÇIKÇA İHLAL ETMİŞTİR”
Antalya Barosu tarafından yapılan açıklamada ise şu sözlere yer verdi:
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası kapsamında yalnızca yürüttüğü avukatlık mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek tutuklanan meslektaşımız Avukat Mehmet Pehlivan, tutuklu bulunduğu Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden Kandıra F Tipi Cezaevi'ne nakledilmiştir. Söz konusu sevk işleminin neden gece saat 03.00 sularında, meslektaşımızın ailesine ve yasal müdafilerine hiçbir bildirim yapılmaksızın icra edildiğinin kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. Nakil işleminin özellikle ayda bir yapılan açık görüş öncesinde gerçekleştirilmesi mağduriyet yarattığı gibi meslektaşımızın ziyaret ve haberleşme hakkını da açıkça ihlal etmiştir.

YARGILANMA HAKKININ AÇIKÇA ÇİĞNENİYOR
Savunma makamını temsil eden bir avukatın, adeta kaçırılırcasına, haberleşme olanaklarından yoksun bırakılarak başka bir infaz kurumuna gece yarısı sevk edilmesi; hukuk devleti ilkelerinin, kişi güvenliğinin ve adil yargılanma hakkının açıkça çiğnenmesidir. Yapılan bu işlem münferit bir idari tasarruf olmanın ötesinde, meslektaşımız yönünden tecrit koşullarının ağırlaşacağına dair şüpheleri de beraberinde getirmektedir. Ceza infaz kurumlarının kapasitesi, düzeni veya kurumsal güvenlik gibi soyut ve denetlenemez idari gerekçelerin arkasına sığınılarak temel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması hiçbir hukuk düzeninde makul ve meşru kabul edilemez. İdarenin sevk ve nakil yetkisi sınırsız ve keyfi değildir. Bu durum, somut ve hukuken geçerli herhangi bir zorunluluk ortaya konulmadan, müdafilerinden ve takip ettiği yargılama dosyasından fiilen koparılmak istenen tutuklu bir avukatın savunma hazırlama olanaklarının ölçüsüz biçimde ortadan kaldırılmasına neden olacaktır.

HUKUKİ YOLLARI KARARLILIKLA İŞLETECEĞİZ
Avukatların üstlendikleri davalar, temsil ettikleri kişiler ve mesleki pratikleri nedeniyle tutuklanması, ardından da yasal güvencelerinden yoksun biçimde sürgün niteliğinde nakillere tabi tutulması, savunma dokunulmazlığını yok etmektedir. Avukata yöneltilen her türlü hukuk dışı müdahale, özünde yurttaşın savunulma hakkına ve adalet arayışına vurulmuş bir ağır darbedir. Savunmanın baskı altına alındığı, avukatın haklarının hiçe sayıldığı bir yargı sisteminde adil yargılanmadan, hak arama hürriyetinden söz etmek imkânsızdır. Antalya Barosu olarak, mesleğini icra ettiği için tutuklu bulunan meslektaşımızın yanında durmaktan, yargı bağımsızlığını ve meslek onurumuzu savunmaktan bir adım dahi geri adım atmayacağımızı; bu idari işleme karşı gerekli tüm hukuki yolları kararlılıkla işleteceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla duyururuz.”





