Antalya’nın önemli kamusal alanlarından Karaalioğlu Parkı, yeniden gündemde. 1991 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilerek “mutlak korunması gereken alan” statüsüne alınan park, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 8 Nisan 2026 tarihli kararıyla büyük ölçüde 3. derece doğal sit kapsamında “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak yeniden tanımlandı. Bu karar, parkın yapılaşma ve rant baskısına açık hale gelmesi tehlikesini gündeme getirdi. Bu gelişmeler ışığında US-DER Uluslararası Kültür Sanat Göç ve Uyum Derneği, parkın tarihini, doğasını ve kent kimliğindeki yerini hatırlatmak için farkındalık dolu bir rehberli gezi düzenledi. 07 Mayıs 2026, Perşembe günü saat 17.30da Parkın içindeki Kent Tarihi Müzesi önünden başlayan rehberli, bilgilendirici gezi, 3. Miradorda sonlandı.

KATILIMCILAR BİLGİYLE DOLU BİR YOLCULUK YAŞADI
Geziye 90’ın üzerinde kişi katıldı. Rehber Tuncay Neyişçi, yalnızca bir rehber değil; aynı zamanda bitki uzmanı, ekolog ve tarihçi yazar kimliğiyle parkın ekolojik değerini, tarihsel katmanlarını ve kuruluş öyküsünü aktardı. Bitkilerden sokak adlarına, binalardan parkın tarihine kadar pek çok ayrıntı katılımcılarla paylaşıldı. Heykel sanatçısı Emre Karaca ise parkın sanatsal dokusuna ışık tuttu. Parktaki ünlü heykellerin özelliklerini, yapım tekniklerini ve sanatçılarının anlatmak istediklerini aktardı. Katılımcılar, “Parkı hiç bu gözle görmemiştik, bu kadar bilgilenmemiştik” diyerek memnuniyetlerini dile getirdi.

SİT ALANI DEĞİŞİKLİĞİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
US-DER Başkan Yardımcısı Yeşim Ertan, sit alanı statüsündeki değişiklik hakkında bilgilendirme yaptı. Ertan, “Antalya’nın parkına farkındalıkla yaklaşması gerekiyor. Bu gezi, yalnızca bir yürüyüş değil; Antalya’nın yeşil belleğini koruma çağrısıdır” dedi.

RANTA KURBAN EDİLMESİN ÇAĞRISI
Karaalioğlu Parkı’nda düzenlenen bu etkinlik, Antalya’nın en önemli yeşil alanlarından birinin rant baskısına kurban edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı. US-DER’in öncülüğünde yapılan farkındalık çalışması, kent estetiğini, doğayı ve kültürel belleği koruma mücadelesinin güçlü bir örneği olarak yerel hafızaya geçti.



