Antalya’nın en önemli noktalarından biri olan ikinci derece sit alanı olan Karaalioğlu Parkı, Resmi Gazete’de yayınlanan kararla üçüncü derece sit alanına düşürüldü. Karar tepkileri beraberinde getirdi. Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi, kararın Antalya’ya zarar vereceğini belirterek, şu açıklamaya yer verdi;
“Muratpaşa İlçemiz sınırlarında yer alan Karaalioğlu (İnönü) Parkı Doğal Sit Alanı’nın, Bakanlık Makamının 08.04.2026 tarihli ve 15364794 sayılı Olur’u ile “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edilmesini kaygıyla karşılıyoruz. Kamuoyuna koruma kararı olarak sunulan bu düzenleme, yalnızca bir statü değişikliği değil, Antalya’nın en önemli kıyı-peyzaj sistemlerinden biri olan Karaalioğlu Parkı ve falezlerinin geleceğini doğrudan etkileyecek bir yeniden tanımlamadır.

Karaalioğlu Parkı’ndaki Düzenleme Antalya’nın Kaderini Değiştirecek (2)

KÜLTÜREL MİRAS

Karaalioğlu Parkı, 1940’lı yıllardan bu yana kentlinin ortak kullanımında olan, Antalya kent merkezinin en önemli açık ve yeşil alanlarından biridir. Park ve çevresi, jeolojik yapısı, falezler üzerindeki konumu, bitki örtüsü, fauna varlığı ve peyzaj değeri nedeniyle 1992 yılında I. ve III. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiştir. Bu alan yalnızca bir rekreasyon alanı değil; aynı zamanda kentin belleğini, siluetini, kıyı ekosistemini ve kamusal yaşamını birlikte taşıyan çok katmanlı bir doğal ve kültürel mirastır.

KARAALİOĞLU PARKI’NIN KESİN KORUNMAYA ALINMALI

Burada altını özellikle çizmek isteriz: itirazımız, parkın bütününe tek tip bir koruma rejimi uygulanması gerektiği iddiası değildir. Ancak park içerisinde özellikle falezlerin oluşturduğu kesimler, jeolojik miras niteliği, kırılgan ekosistemi, biyolojik çeşitliliği ve geri döndürülemez tahribat riski nedeniyle çok daha sıkı bir koruma anlayışıyla ele alınmalıdır. Parkın bazı bölümlerinde farklı kullanım kararları tartışılabilir olsa da, falezlerin “kesin korunması gereken” alan niteliği zayıflatılmamalıdır. Aksi halde bugün “nitelikli koruma” olarak tanımlanan alanlar, yarın daha düşük koruma yaklaşımlarına açık hale gelecek ve süreç, parkın ve sit niteliğinin aşamalı biçimde aşınmasına dönüşecektir.

FALEZLERDE YAPILAŞMAYA NEDEN OLACAK

Nitekim yürürlükteki mevzuata göre doğal sit alanları; “kesin korunacak hassas alan”, “nitelikli doğal koruma alanı” ve “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” olmak üzere üç kategoriye ayrılmaktadır. Aynı mevzuat, nitelikli doğal koruma alanlarında bölge komisyonu değerlendirmesine bağlı olarak rekreatif amaçlı iskeleleri, yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı balıkçı barınaklarını, açık spor alanlarını, çadırlı kamp, karavan ve günübirlik kullanımları mümkün kılmaktadır. Bu nedenle sorun yalnızca bugünkü fiili durum değil; bu yeni statünün gelecekte falezler ve park üzerinde yaratacağı yapılaşma, kullanım baskısı ve parçalı müdahale riskidir. Özellikle kıyıdaki hassas ekosistemler bakımından, mevzuatın açtığı bu kapının nasıl kullanılacağı hayati önemdedir.

Karaalioğlu Parkı’ndaki Düzenleme Antalya’nın Kaderini Değiştirecek (1)

DİKKAT ÇEKEN SORULAR

Daha da önemlisi, böylesi bir alt bölgelemenin hangi bilimsel ölçütlerle yapıldığı kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde ortaya konulmuş değildir. Oysa ilgili yönetmelik, doğal sit alanlarının tespiti ve yeniden değerlendirilmesinin; orman mühendisi, ziraat mühendisi, biyolog, şehir plancısı, jeoloji mühendisi, peyzaj mimarı, çevre mühendisi ve benzeri disiplinlerden oluşacak en az beş kişilik uzman bir araştırma ekibince yürütülmesini öngörmektedir. Bu nedenle soruyoruz: Karaalioğlu Parkı’nda hangi bölüm hangi ekolojik, jeolojik, peyzaj ve kamusal kullanım analizine göre “nitelikli”, hangi ölçütlere göre “sürdürülebilir koruma” alanı olarak belirlenmiştir? Falezlerin hangi bilimsel gerekçeyle daha yüksek koruma statüsüne alınmadığı kamuoyuna açıklanmalıdır.

PARK KORUNACAK MI?

Karaalioğlu Parkı bakımından asıl mesele yalnızca statü isimleri değil, parkın park olarak korunup korunmayacağıdır. Antalya’da kişi başına düşen açık ve yeşil alanların yetersizliği uzun süredir bilinen bir sorundur. Bu koşullarda Karaalioğlu Parkı gibi kent merkezinde yer alan, herkesin erişimine açık, iklimsel rahatlama sağlayan, kentsel ısı adası etkisini azaltan ve kamusal yaşamı taşıyan alanların korunması bir tercih değil, kamusal zorunluluktur. Bugün parkın maruz kaldığı yoğun etkinlikler, geçici organizasyonlar, ticari kullanımlar, restoran-kafe baskısı ve kıyıdaki uygunsuz müdahaleler zaten bu alanın doğal karakterini aşındırmaktadır. Yapılması gereken bu baskıları azaltmak ve parkı güçlendirmek iken, yeni karar park üzerinde yeni kullanım taleplerini meşrulaştırma riskini taşımaktadır.

YENİ KARARLAR ÜRETİLMEMELİ

Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi olarak çağrımız nettir: Karaalioğlu Parkı ve özellikle falezler için yürütülen koruma yaklaşımı yeniden ele alınmalı; alt bölgeler bağımsız, şeffaf, bilimsel ve kamuoyuna açık analizlerle tekrar değerlendirilmelidir. Falezlerin daha sıkı koruma rejimi içinde ele alınması, parkın bütünü için ise “park olarak korunma” ilkesinin esas alınması gerekmektedir. İskele, kıyı yapısı, kamping, karavan, günübirlik ticari kullanım ve benzeri müdahaleler yönünden alanın taşıma kapasitesi, ekolojik hassasiyeti, peyzaj bütünlüğü ve kamusal yararı gözetilmeden hiçbir yeni kullanım kararı üretilmemelidir.
Antalya halkını, meslek odalarını, bilim insanlarını ve tüm ilgili kurumları Karaalioğlu Parkı’na sahip çıkmaya çağırıyoruz. Çünkü bu alan yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır. Karaalioğlu Parkı’nı korumak, Antalya’nın kıyısını, hafızasını, ekolojik bütünlüğünü ve kamusal yaşam hakkını korumaktır. Karaalioğlu Parkı’na ilişkin bu sürecin hem kamuoyu nezdinde hem de hukuki zeminde takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Kaynak: HABER MERKEZİ