Korkuteli Belediyesi eski Başkanı Ömer Niyazi İşlek, sosyal medya hesabı üzerinden dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Siyasette yaşanan çıkar ilişkileri, ilkesiz duruşlara sert açıklamalarda bulunan Ömer İşlek, siyasetteki duruşunu anlattı. Siyasetteki en büyük sermayenin insanın inandığı değerlerden ve temel prensiplerinden taviz vermemesi olduğuna dikkat çeken İşlek, “İletişimi ya da siyaseti sadece "herkese yaranmak", "eyyamcılık yapmak" ve "taviz vermek" sananların; dik, onurlu ve ilkeli bir duruşun ne anlama geldiğini kavramalarını beklemek zaten beyhudedir. İşte bu yüzden, yapılacak ilk iş; sizi anlamayanları, bu davanın ağırlığını taşıyamayanları ve sadakati ilkelere değil güce olanları, ne kadar yakınınızda olurlarsa olsunlar geride bırakmayı bilmektir” dedi.

“TEK İLKEM MAKAM İÇİN DEĞİL, MEMLEKETİN YARINLARI İÇİN ÇALIŞMAK”
Resmi sosyal medya hesabı üzerinden dikkat çeken açıklamalarda bulunan Ömer Niyazi İşlek şu ifadelere yer verdi:
“Siyasette ve kamu hizmetinde en büyük sermaye, insanın inandığı değerlerden ve temel prensiplerinden taviz vermemesidir. Ben hayatım boyunca kolay olanı seçmedim; hep mücadele ettim. Çoğu zaman yalnız kalsam da kendi doğrularımdan ve yolumdan dönmedim. Başarıyı da gördüm, kaybetmeyi de. Dünyayı gezdim, araştırdım, öğrendim. Onlarca farklı yerel yönetime katkı sunup yüzlerce proje üretirken de, kendi memleketime 5 yıl boyunca hizmet ederken de tek bir ilkem vardı: Makam için değil, memleketin yarınları için çalışmak.
“SORUMLULUK ALAN KÖKLÜ BİR SİYASET ANLAYIŞIYDI”
Sabahın erken saatlerinden gecenin ilerleyen vakitlerine kadar adaleti, hakkı ve geleceği merkeze koyan bir yönetim sergilemeye gayret ettim. Ortaya koyduğumuz şey, sınırları çizilmiş bir dönem değil; üreten, geliştiren ve sorumluluk alan köklü bir siyaset anlayışıydı.
“AHLAKİ BİR TEMEL ÜZERİNDE YÜKSELMESİDİR”
Bu anlayış herkese kolay gelmez. Çünkü siyasette ilkeli kalmak; duruş ister, emek ister, bedel ister. Zaman içinde siyasette farklı süreçlerin yaşanması, farklı hesapların devreye girmesi olağandır. Herkes meselelere kendi penceresinden bakıp kendi doğrusuyla hareket edebilir. Ancak benim siyasete bakışımda asıl mesele hiçbir zaman günübirlik hesaplar ya da şahsi kariyer planları olmadı. Benim meselem; bu memleketin geleceği için ortaya konacak her ciddi çabanın, sağlam bir zemin ve ahlaki bir temel üzerinde yükselmesidir.
“BİR SİYASETÇİNİN EN BÜYÜK EN AĞIR SINAVI...”
Şunu çok iyi biliyorum ki; uzun ve çetin mücadeleleri dışarıdan esen sert rüzgarlar değil, en yakınınızda durup da sizi en az anlayanların vizyon eksikliği yavaşlatır. Yerel Liderlik, bazen en çok destek görmeyi beklediğiniz anlarda, en yakınlarınızın sığ siyasi okumalarıyla ve haksız yargılamalarıyla tek başınıza yüzleşebilmektir. Bir siyasetçinin en büyük erdemi ve en ağır sınavı; sadece eş, dost, akraba veya yakın çevresinin dar kalıplarına ve günübirlik duygularına yenik düşmemesi değil; aynı zamanda çevresini sarmaya çalışan menfaat ağlarını da yırtıp atabilmesidir. Güçlüyken yanınızda pervane olup ilk zorlukta 'dost' maskesini düşürenleri de, şu an muallakta bekleyip 'acaba rüzgar nereden esecek, ibre kime dönecek' diye fırsatçılık ve riyakarlıkla gözlem yapanları da çok net görebilmektir.

“YEREL LİDER MİLLETİNE OLAN BORCUNDAN VAZGEÇMEZ”
İletişimi ya da siyaseti sadece "herkese yaranmak", "eyyamcılık yapmak" ve "taviz vermek" sananların; dik, onurlu ve ilkeli bir duruşun ne anlama geldiğini kavramalarını beklemek zaten beyhudedir. İşte bu yüzden, yapılacak ilk iş; sizi anlamayanları, bu davanın ağırlığını taşıyamayanları ve sadakati ilkelere değil güce olanları, ne kadar yakınınızda olurlarsa olsunlar geride bırakmayı bilmektir. Bu, bir Yerel Liderin memleketi ve milleti için alması gereken zorunlu bir karardır. Hiçbir yerel Lider çevresinin kaprisleri, sığ eleştirileri veya sahte dostların basit hesapları uğruna ilkelerinden, şuurundan ve ülkesine, milletine olan borcundan vazgeçmez.
Bu bahsettiklerim bir kırgınlık ya da içe kapanma değil; tamamen ahlaki bir tercih ve prensip meselesidir. Yanlış insanlarla, doğru hedeflere ulaşılamaz.
“BENİM ASIL MESELEM BU MEMLEKETİN YÜKÜDÜR”
Sırf kan bağı, yakınlık veya geçmişin hatırı var diye kimsenin siyasi miyopluğunu veya menfaatperestliğini sırtımda taşımak zorunda değilim. Benim asıl meselem ve taşımaya talip olduğum tek yük, bu memleketin yüküdür. Geleceği inşa edecek irade; sözde değil, özde sorumluluk alan, vizyoner ve meseleleri büyük fotoğraftan okuyabilen liyakatli insanlardan oluşmalıdır.
“BENİM SİYASETTEKİ PUSULAM NETTİR”
Benim siyasetteki pusulam nettir: Adalet, üretim ve güçlü bir duruş. Bu değerlerin dışında kalan hiçbir anlayışın, toplumsal hafızada kalıcı bir iz bırakma şansı yoktur. Gerçek hazırlık, memleketin ihtiyaçlarına cevap verebilecek ahlaki altyapıyı kurmaktır. Duruşunu sağlam tutanlar için en adil hakem, daima zamanın kendisidir.
“AHLAKLI VE DURUŞ SAHİBİ TÜM İNSANLARA SELAM OLSUN”
Bu yazım vesilesi ile derdi; köyü, mahallesi, ilçesi,ili ve ülkesi olan, Çocukların ve gençlerin geleceğini dert edinmiş, Şahsına menfaati haram kılmış, Bilmediği konularda yorum yapmayı vebal olarak gören, ahlaklı ve duruş sahibi tüm insanlara selam olsun...”





