Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde bulunan Kuğulu Park arazisinin satışıyla ilgili ihale gündeme gelmişti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un devreye girmesiyle arazinin satışı yerine, Akdeniz Üniversitesi'ne borç karşılığında verilmesine karar verilmişti. Parkın satış işleminin iptal edilerek alanın Akdeniz Üniversitesi’ne devredilmesini memnuniyetle karşılayan Mimarlar Odası Antalya Şubesi, kararın kent için önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.
Arazinin bağımsız bir arazi olmadığını belirten Mimarlar Odası Antalya Şubesi Antalya’nın kıyı ekosisteminin ve kültürel mirasının önemli bir parçası olduğu vurgulandı. Falezlerde geçmişte yapılan imar uygulamalarına dikkat çeken oda, Kuğulu Park’ın kamu yararı doğrultusunda korunmasını istedi.

KUĞULU PARK AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’NİN
Kuğulu Park önünde açıklama yapan Mimarlar Odası Antalya Şubesi şu sözlere yer verdi:
“Antalyalıların nesiller boyu nefes aldığı, kentsel hafızamızın en özel simgelerinden biri olan Kuğulu Park için bir aradayız. Bildiğiniz üzere, Karayolları Genel Müdürlüğüne ait bu alanın geçtiğimiz hafta 576 milyon lirayı aşan bir bedelle satış ihalesine çıkarılması, kentimizde derin bir hassasiyet oluşturmuştu. Antalyalılar bu kararı benimsemediğini açıkça göstermişti. Memnuniyetle görüyoruz ki; Antalya kamuoyunun bu haklı sesi karşılık buldu, satış ihalesi resmen iptal edildi ve alan Akdeniz Üniversitesi’ne devredildi.

“ANTALYA ADINA KIYMETLİ BİR KAZANIMDIR”
Bu süreçte kentin duyarlılığına kulak veren, bu eşsiz alanı özel mülkiyete ve ticari ranta açmak yerine kamu mülkiyetinde tutan tüm herkese tek tek teşekkür ediyoruz. Bu irade, katılımcı demokrasi ve Antalya adına kıymetli bir kazanımdır. Bugün ulaştığımız bu güzel sonucu hep birlikte takdir ederken, şimdi gözümüzü geleceğe çevirme ve geçmişin hatalarından ders çıkarma vaktidir. Çünkü bir mirası kamu mülkiyetinde tutmak, o hikâyenin ilk adımıdır. Şimdi hepimizin omuzlarında çok daha anlamlı bir görev var: Bu alanın amacını, doğasını ve kamusal geleceğini nasıl yaşatacağımız konusu.
“BURADA SADECE BİR PARKI SAVUNMUYORUZ”
Burası tek başına, bağımsız bir arazi değildir. Kıyı bandında uzanan kesintisiz ekolojik bir koridordur. Hemen karşısındaki yıkılan Antalya Arkeoloji Müzemiz ile birlikte kentin kültür ve yaşam aksıdır. Mimarlar Odası olarak bugün burada sadece bir parkı savunmuyoruz; Antalya’nın son 40 yılda falezler üzerinde yaşadığı tarihsel tahribata karşı bilimsel bir hafızayı da sizlere hatırlatıyoruz. Bakınız, Geçmişteki Kent İimar Planları’ında "Kıyılara ve sulak alanlara 300 metre mesafede yapılaşma olamaz" hükmü işlendi. 1985 yılında ise İmar Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca bu kıyı alanları doğrudan kamu yararı amacıyla kente bırakıldı.

“ANTALYA FALEZLERİNİN SIRTINA TAŞIYAMAYACAĞI BİR BETON YÜKÜ BİNDİRİLDİ”
Ancak ne yazık ki, 1980 sonrasında bu koruma kalkanları rant uğruna delik deşik edildi! Turizm teşvikleri bahanesiyle falezler üzerinde başlayan yoğunlaşma, turistik tesis adı altında fazladan kat alınıp sonradan lüks konutlara dönüştürülen devasa beton bloklarla falezlerimizin silüetini ve dengesini bozdu. 1. Derece Doğal Sit Alanı sınırları ve kıyı kenar çizgisi, yapılan plan tadilatlarıyla 100 metrelerden 35 metrelere kadar geriletildi; kat sınırlamaları delinerek 5 milyon yılda oluşan bu doğa harikası Antalya falezlerinin sırtına taşıyamayacağı bir beton yükü bindirildi.
“KONYAALTI FALEZLERİNDE ASLA TEKRARLANMAMASI GEREKMEKTEDİR”
Peki, doğaya ve bilime rağmen yapılan bu tarihsel hataların bedeli ne oldu? Nasıl ki 1999 Gölcük depreminde kıyı şeridinin sıvılaşarak denize kaydığı acı bir gerçekse; altı oyulan, üstü betonla gerilen falezlerimizde de benzer bir felaketin yaşanabileceği bilimsel bir uyarıdır. Bu yüzden falezlerin üzerini ağır beton ve yapı yükleriyle zorlamaktan kesinlikle kaçınmak zorundayız. İşte Lara falezlerinde geçmişte yapılan bu imar hatalarının, Konyaaltı falezlerinde asla tekrarlanmaması gerekmektedir.

“ANTALYA’NIN KIYILARI İMAR İHTİLAFINA KONU OLAMAZ”
Endemik bitki örtüsünden antik surlara kadar yaşayan bir ekosistem olan bu falez bandı, kentin akciğerleridir; denizden gelen rüzgârı içeri taşıyan ve manzarayı koruyan en kritik hattır. Toprağın altındaki bu doğal gerçek ne kadar netse, toprağın üstündeki hukuki ve tarihsel gerçek de o kadar nettir. Hâkim Rauf Bey’in tarihi güçlü bir ilkesinde bahsettiği gibi: "Antalya’nın kıyıları seyrangahtır; herhangi bir imar ihtilafına konu olamaz!"
“KIYILAR HALKTAN KOPARILAMAZ”
Bugün Anayasamızın 43. maddesi de bu tarihsel mirası açıkça güvence altına alır ve der ki; "Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, bunların çevrelediği sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir." Yani kıyılar mülkiyete konu edilemez, halktan koparılamaz ve ayrıcalıklı kullanımlara kapatılamaz. Aynı şekilde, bu alanın almış olduğu "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" statüsü de bize kesin bir hukuki sınır çizer. “Nitelikli Doğal Koruma Alanı”, doğal yapısı ve ekolojik değerleri korunması gereken, insan faaliyetlerinin ve yapılaşmanın özel kurallara tabi olduğu bir korunan alan statüsüdür.

“YAPILAŞMA HAKKI ANLAMI TAŞIMAZ”
Bu bilinçle yaklaşmamız gereken Kuğulu Park, yaklaşık 9 dönümlük büyüklüğüyle halkımızın sığınağıdır. Her ne kadar resmi tapu kayıtlarında kadastral olarak "tarla" vasfında görünse de; bu durum bir imar veya yapılaşma hakkı anlamı taşımaz. Kent merkezinde kalan bu tür ender araziler paha biçilemezdir. Geçmişte Lara’da, yapılan imar hatalarının Konyaaltı falezlerinde tekrarlanmasına karşı kamuoyunda farkındalık oluşmuştur. Bu tarz eşsiz alanlar bina üretmek için değil, doğrudan kamu odaklı, halkın huzuru ve refahı odaklı değerlendirilmelidir.
“AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’NE GEÇMESİ GÜVENCEDİR”
Bu kıymetli arazinin, bizzat falezlerin korunması ve ekolojisi üzerine onlarca bilimsel tez ve rapor üreten Akdeniz Üniversitesi’ne geçmesi bizler için büyük bir memnuniyet ve güvencedir. Üniversitemizin; kendi bilim insanlarının yıllardır ortaya koyduğu raporlara sahip çıkacağına, bu eşsiz mirası kütlesel yapılardan ve fiziki sınırlardan uzak tutacağına, doğasına ve "seyrangah" kimliğine uygun şekilde koruyarak gençlerimize ve tüm Antalyalıların kullanımına açık biçimde kente kazandıracağına yürekten inanıyoruz.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi olarak tüm birikimimizle, bu alanın halkla ve doğayla bütünleşen geleceği için üniversitemiz, bakanlıklarımız ve yerel yönetimlerimizle her türlü bilimsel iş birliğine hazır olduğumuzu ilan ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.”





