Rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında 1 yıldır tutuklu bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında verdiği ek ifadesinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in talimatıyla Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’e bizzat 950 bin Euro nakit para teslim ettiğini söylemişti. Yaşananların adından CHP Grup toplantısında Konuşan Özgür Özel dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özgür Özel, Muhittin Böcek üzerinden Ferdi Zeyrek'e iftira attıldığını ileri sürdü.

Özgür Özel şu sözlere yer verdi; “Kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez geçtik. Ve o günden bugüne saldırı altındayız. Bunu bu kadar net koymak lazım. Yani “CHP’nin iç işi” diyorlar ya; bakarsan dışarıdan, anlamazsan meseleyi, çözmezsen kumpası, CHP’nin iç işi… CHP’nin iç işi falan değil. Kim karışır CHP’nin kurultayına? Öyle bir noktadayız ki… O günün delegasyonuyla iki kere olağanüstü kongre yapılmış, günü gelmiş sıfırdan başlanmış, mahallelere tek tek sandık konmuş, YSK denetiminde bütün süreçler bitmiş. Dönüp son dört kongreyi iptal etsen, daha doğrusu yok saysan… YSK’ya göre yok değil, mazbatalar duruyor, her şey tamam.
“ONDAN KURTULMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Hiçbir yere göre yok değil. Ama AK Parti yargı kollarının görevlendirdiği bir istinaf mahkemesi olmayacak bir karar alsın ve artık Türkiye’de hiçbir seçilmişin koltuğunun seçim hukukuyla, itirazlara ve kesinleşmeye bağlı seçim hukukuyla sonucunun kesinleşemeyeceği bir Asliye Mahkemesi’ni ikna edenin, bir istinaf mahkemesinin gözünü döndürenin her şeyi yapabileceği bir acayip sistemin içine düşürdüler Türkiye’yi. Ondan kurtulmaya çalışıyoruz.
“İKTİDARI ALACAĞIZ”
Ama öyle bir kötü akıl var ki, onu söylemeden olmaz. Onu görmeden olmaz. Kötü akıl şu: Yenilmiyorduk, yendiler. Kaybetmiyorduk, kaybettik. İstanbul’u da aldılar, Ankara’yı da aldılar, Türkiye’nin yüzde 65’ini aldılar. İlk seçimde iktidarı alırlar. “Biz bu iktidarı veremeyiz. Veremeyecek durumdayız. Sandıkla geldik ama sandıkla gidemeyiz. Dönülecek eşiği çoktan açtık. Bu iktidarı teslim edemeyiz.”
MUHİTTİN BÖCEK YAKINDA KONUŞACAK
Bütün mesele bu. Bunun üstüne oturuyor sistem. AK Parti’nin atadığı Anayasa Mahkemesi’nin 15’te 15 ile bozduğu karar… Düşünün yani. Hani 2 kere 2’ye 4 değil, 5 dememiş. 2 kere 2’ye 5 demiş. Öyle kararları alabilen ve bunu talimatla yapabilen birisine yargı kollarını kurdurdular. Hesabını veremediği, doğru olduğunu herkesin bildiği, defalarca Murat Kurum’a buradan söylediğim… Belediyelerin ellerinde Murat Kurum’un yolladığı yazılar var. Vergi gelirlerinin aktarılması için hepsinde belli. Murat Kurum tek tek biliyor 16 tapuyu. O yüzden bir kelime söyleyemiyor. Onu söylediğimiz gün çıktı dedi ki: “Efendim, Muhittin Böcek yakında konuşacak. Özgür Özel’e Manisa’da para verdi, ortaya çıkacak.” İçişleri Bakanlığı koruma ekibi çıktı ki ortaya… Özgür Özel o gün Ankara’da, gün boyunca programı belli. Dedim ki: “Bunu ispatlayamazsanız namertsiniz, alçaksınız. Böyle iftira olmaz.” İspatlayamadılar.
ANKET YAPTIRMIŞLAR
Sonra ne yaptılar biliyor musunuz? Ne yaptılar? 110 gün yoğun bakımda yatmış, yirmi tane ilaçla yaşayan bir adamı… Kendisi defalarca açıkladığı halde: “Adaylığım için bir kuruş para verdiysem şerefsizim” diye kendi yazıp açıkladığı halde… Ya ne parası zaten? Seçilmesi garanti o kadar belediye varken kimseden bir şey istenmemiş de bizden mi istenmiş diyordu. İki seçim üst üste hiçbir parti kazanamamış Antalya’yı. Adaylığından sonra, son aday gösterilmesinden üç gün öncenin anketi var. Parti gitmiş, aday göstermek için para almış da o parayla anket mi yaptırmış diyordu.
Böyle birisine en son ne ifade verdirttiler. En son ifade… Önce o paraya orası olmadı, burasını attılar. Yalan tutmadı. En son “Gittim, kimse görmezken Ferdi Zeyrek’e verdim” diye ifade verdirdiler. Ferdi Zeyrek’e… Nasılsa ölmüştür, savunamaz, inkâr edemez, Özgür Özel’le de ilişkilidir. Böyle dersek biz bu yalanın içinden tutarız, yalanı kara deliğe atarız, zaman tünelinde hakikati yok ederiz. Bütün hesabı böyle yaptılar.
İŞLERİ ÇÖZMEYE KALKTILAR
Bu kadar kötüleşebilen birilerinden bahsediyorum. Bu kadar kötüleşebilen birilerinden bahsediyorum. Öyle bir noktaya geldik ki; ölmüş insanlara iftira atan, ölmüş kardeşime iftira atan, ölmüş bir başka kardeşimizin namusuna dil uzatan… Ve içimizdeki bir çekişme bile değil, bir umut bile değil, bir inat mıdır nedir bilinmez; oraya hamle yaparak partiyi bu duruma getirerek, partiyi adaysızlaştıran, kurumsuzlaştıran, lidersizleştiren bir çözüm paketinde içeriden dışarıdan her türlü iş birliği ile ilerleyerek bu işleri çözmeye kalktılar.
BAVUL BAVUL PARA
Eğriye eğri, doğruya doğru… Amerika bayrağına, Amerikan bayrağına el basıp yemin eden birisinin televizyon kanalı; Ekrem İmamoğlu ilk tutuklandığında her türlü yalana atan… Şimdi saymayacağım tek tek ama hepinizin duyduğu, bizim “iddianameyi yargılanmak değil, yargılamak için istiyoruz” dediğimiz, hepsi yalan olan iddialar… Ama popüler olan: 1200 cep telefonundan tutun da parke altında paralar, toplantıda görüntüler, bavul bavul para… Hiçbiri çıkmadı ya. TGRT bu yalanları atarken, A Haber bu yalanları atarken, “İddianamede olacak” diye söylerken, “kanıtı ispatı var bunların” derken… Şimdi “ya ben de yalan attım” diyenler, “videoyu ben de gördüm” derken; Ekrem Başkan’ın evine desteğe koşanlar, ziyaret edenler, Cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminde kullandığı oyla poz verenler… Şimdi kendilerine bir şeyler vaat edilince, bütün her şey yalan çıkmasına, itirafçılar tek tek caymasına, helallik istemesine, tel tel dökülmesine rağmen iddianame günlerinde Ekrem Başkan’a “hırsız” demeye başladılar. Arkadaşlarımıza “hırsız” demeye başladılar.
RAKİPSİZLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR
Belediye Başkanı diyor: “Bana geldiler, kurultayda para dağıttım de, kurultay iptal olsun, seni serbest bıraktıracağız” dediler. Buralara geldik, buralara… O yüzden mesele ne öyle parti içi mesele, ne bir başka mesele. Mesele Cumhuriyet Halk Partisi’ni olası tüm adaylarıyla, kurumsal kimliğiyle, lideriyle, bütün güçlü kaslarıyla birlikte ortadan kaldırmaya çalışan; rakipsizleştirme, Erdoğan’ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil.
Kimse bu işi parti içi bir mesele sanmasın. Aha da bizim parti… Parti içi bir mesele olacak, Ali ile Veli kavgaya tutuşacak, burada gidecek ele güne karşı… Meclisin giriş kapısının önünde… O cılız, o aslında güçsüz ama gücünü haklılığından alan bedenini, oradan buradan toplanmış serseri güruhun önüne koyacak. Biz parti içi meseleyi değil, Türkiye demokrasisini, ülkenin iktidarının sandıkla değiştirilmesini savunuyoruz. Bedellerini koyuyorlar orada insanlar. Bugün yapılan iş, milletle birlikte iktidara yürürken dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir şekilde bir çelme, bir kumpas, bir yolundan çevirme operasyonudur.”





