Antalya Sanayici ve İş insanları Derneği (ANSİAD) 2. Olağan Toplantısı gerçekleştirildi. ANSİAD Başkanı Ercan Özbek ve üyelerinin katıldığı toplantıda Himmet Öcal başkanlığında oturum düzenlendi ve Gazeteci Sedat Ergin, “Kuralsız ve Belirsiz Bir Dünyada, Türkiye Dış Politikasına Nasıl Bir yol Çizebilir?” başlıklı sunum gerçekleştirdi.
TRUMP’IN GRÖNLAND’I İSTEMESİ SARSINTIYA NEDEN OLDU
Son dönemde ABD, Venezuela, İran, Suriye, Avrupa ve tüm Dünya’da önemli gelişmelerin yaşandığını belirten Sedat Ergin, 2026’nın çok yorucu bir tempoda başladığını söyledi. Uluslararası sistemi yakından ilgilendiren gelişmelerin Türkiye’yi de doğrudan etkilediğini belirten Ergin, “Trump’ın Grönland’ı ABD’ya katma hevesi NATO içinde tarihinin büyük sarsıntısına yol açtı. Trump, gerekirse askeri güce başvurabileceğini söyledi. NATO ilk kurulduğunda bu ihtimal düşünülemezdi bile. Sovyetler Birliği’ne karşı kurulan NATO, müttefiklerine karşı birlikte hareket edeceklerdi. Grönland Danimarka toprağı olduğu için NATO toprağı ve tehdit ABD’den geldi. Tehdit aslında ittifakın içinden geldi. Bu da büyük sarsıntıya yol açtı” diye konuştu.

ULUSLARARASI İLİŞKİLER SİSTEMİ ÇÖKTÜ
Hollywood senaryolarında olabilecek bir senaryo ile karşı karşıya kalındığına dikkat çeken Sedat Ergin, “Ancak kurgusal olarak karşımıza çıkabilecek bir senaryo, 2026 yılında gerçeğin kendisi olarak karşımıza çıktı. Trump’ın uluslararası ilişkilerde güç kullanmaya yönelik tavrı, gümrük tarifelerini kullanması, askeri güç kullanmaktan kaçınmaması, uluslararası sistemin çöktüğünü gösteriyor. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan devletlerin kural temelli düzenin sonuna gelindiği konusunda herkes hemfikir. Sistem çöktü ancak yerine gelecek yeni sistem henüz bilinmiyor. Uzun bir süre Dünya bu kuralsız düzende yol almaya devam edecek. Gözle görülür bir gelecekte Dünyanın krizler içinde savrulacağını rahatlıkla söyleyebiliriz” diye konuştu.

GELECEKTEKİ ÇEKİŞME HENT PASİFİK BÖLGESİNDE OLACAK
Yaşanan sürecin uzun sürebileceği endişesinin hakim olduğunu belirten Sedat Ergin, “İşin nereye varacağını maalesef bilmiyoruz. 20. Yüzyıl 2 büyük Dünya savaşanı sahne oldu. 1950 yılından sonra ABD ile Rusya arasında bir soğuk savaş şeklinde geçti ancak büyük bir savaş olmadı. Berlin Duvarı’nın yıkılması ve demir perdenin kalkması ile tek kutuplu bir Dünyada yaşamaya başladık. 1990 yılından itibarin tek kutuplu batı hakimiyetinin olduğu bir Dünyada yaşamaya başladık. Ancak son 20 yılda Dünyada çok büyük bir değişim yaşanıyor. Çin’in ana ağırlık merkezinin oluştuğu Hint Pasifik bölgesine doğru bir kayma yaşanıyor. Önümüzdeki yüzyılın temel ekonomik çekişme alanı Avrupa değil, Hint Pasifik bölgesi olacağını gösteriyor” ifadelerini kullandı.
ÇİN’DEKİ BÜYÜME ABD’Yİ YENİ ARAYIŞLARA İTTİ
Üretimini ve Dünya ekonomisindeki payını artıran Çin’in aynı zamanda bilim ve teknolojide de önemli bir güç haline geldiğini belirten Ergin, “ABD Ulusal güvenlik stratejilerini Çin’le başa çıkma üzerine kurdu. Rusya ve Avrupa, ABD için artık ikinci plana düştü. Tüm ülkelerin Dünya ekonomisindeki payı düşerken Çin’in ekonomisini katlayarak büyütmesi, ABD’nin uzun yıllardır dikkatini çekiyor. Obama döneminden itibaren bu strateji izleniyor. Titanik, Grönland’dan kopan bir buza çarparak batmış ve Avrupa yine Grönland’dan çıkacak bir krizle karşı karşıya” dedi.

AVRUPA’NIN SAVUNMASI İÇİN TÜRKİYE ÇOK ÖNEMLİ
32 ülkesi olan NATO’nun, bazı kritik üyelerinin AB’nin dışında olduğunu belirten Sedat Ergin, “ABD ilgisini Avrupa’dan azalttıkça, AB üyeleri arasında bir savunma endişesi baş gösterdi. Çünkü ABD’den sonra en güçlü ve çalışmaya hazırlıklı ordu Türkiye’de. AB üyesi ülkeler bunu son yıllarda daha açık ve sık bir şekilde dile getiriyor. Ancak Türkiye’nin AB üyesi olmaması konusunda zorlanıyorlar. ABD ile Avrupa arasındaki çözülmeyi dikkate aldığımızda, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin hemen olmasa bile yeni bir sürece gireceğini söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.
1960’LI YILLARIN DÜNYASINDA TÜRKİYE
ABD ile Avrupa arasındaki ayrışmada Türkiye’nin alacağı tavır ile ilgili konuşan Ergin, şunları söyledi: “Ülkemizin etrafı savaşlarla kuşatılmış durumda. Özellikle İran’ın geleceği konusunda büyük endişeler var. Türkiye bu ortamda tek bir yön belirleyemez. Türkiye 1960’lı yıllardan itibaren bu tabloya alışık. ABD ve Batı hayranlığının hayal kırıklığı nedeni ile Sovyetler Birliği ve Arap ülkeleri ile arasının normalleşmesine neden olmuştur. Bunun sonucunda da demir çelik tesisleri gibi projeler hayata geçirilmiştir. Bu süreç 2000’li yıllara kadar devam etmiştir”.
AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE İLE BÜYÜYEBİLİR
Belirsizlik döneminin yaşandığını ve Türkiye’nin dış politikadaki riskleri olabildiğince dağıtması gerektiğini belirten Ergin, “Belirsizliğin hüküm sürdüğü bir dönemde dış politikada çeşitliliğimizi artırmalıyız. Avrupa ile ilişkiler bizim açımızdan hayati önem taşıyor. Sürekli büyüyen Çin karşısında sürekli ekonomik kayıp yaşayan Avrupa Birliği, Türkiye ile yapacağı derin işbirliği ile daha güçlü hale gelecektir. Türkiye’nin de Avrupa’ya dönük hukuksal ve yapısal reformlardan vazgeçmemesi gerekiyor. ABD artık öngörülemez bir ülke. İnsan hakları, demokrasi ve yargı bağımsızlığı konusunda reformlar yapıp Avrupa Birliği ile ilişkilerimizi daha da güçlendirmeliyiz. Yeni dönemi göğüsleyebilmek için buna ihtiyaç var” dedi.





