Antalya’ya bir gastronomi evi kazandırılması gerektiğini belirten açıklaması ile dikkat çeken Şef Elfida Asar, bu söylemine açıklık getirdi. Gastronomi Evi’nin aynı zamanda bir Ar-Ge mutfağı olması gerektiğini belirten Asar, kurulması planlanan Antalya Gastronomi Evi’nin de yalnızca geçmişte yapılan yemeklerin sergilendiği bir alan olarak düşünülmemesi gerektiğini ifade etti.

ANTALYA GASTRONOMİ AR-GE MUTFAĞI ÖNERİSİ
Yaşayan ve üreten bir gastronomi merkezi olması gerektiğini belirten Elfida Asar, “Yerel üreticiler ürünlerini anlatabilir, yaşlı kuşakların bildiği reçeteler kayıt altına alınabilir, üniversiteler araştırmalar yapabilir, gastronomi öğrencileri eğitim alabilir ve profesyonel şefler Antalya ürünlerinden yeni reçeteler geliştirebilir. Hatta bünyesinde bir Antalya Gastronomi Ar-Ge Mutfağı kurulabilir” şeklinde konuştu.

ANTALYA’YI ANLATAN BİR MUTFAK MARKA OLUŞMALI
Antalya’nın yeni nesil imza lezzetlerinin oluşturulması gerektiğini belirten Elfida Asar, “Bu merkezde, her yıl Antalya’yı temsil eden belirli ürünler seçilebilir. Turunç, zeytinyağı, Toros otları, keçi ürünleri, Akdeniz deniz ürünleri gibi marka olabilecek ürünler seçilerek markalaşması sağlanabilir. Şeflere de bu ürünlerden Antalya’yı anlatan nasıl bir tabak oluşturulabileceği sorularak, ortaya çıkan başarılı reçeteler kayıt altına alınarak zaman içerisinde Antalya’nın Yeni Nesil İmza Lezzetleri oluşturulabilir” şeklinde konuştu.

ŞEF ASAR’DAN MARKA LEZZET TAVSİYELERİ
Toros kekiğiyle marine edilmiş Akdeniz balığı, turunç gastrique ve Antalya zeytinyağlı yabani otlardan oluşan çağdaş bir tabak hazırlanabileceğini belirten Şef Asar, şunları söyledi: “Tatlı tarafında ise turunç konfit, keçi sütlü mousse, keçiboynuzu crumble ve narenciye jel kullanılarak Antalya’nın ürünlerinden hareket eden özgün bir imza tatlı geliştirilebilir. Buradaki amaç; geleneksel Antalya mutfağının yerine yeni yemekler koymak değildir. Tam tersine, geçmişi korurken geleceğin Antalya mutfağını da bugünden oluşturmaya başlamaktır”.

ANTALYA’NIN TEK EKSİĞİ ORTAK GASTRONOMİ HİKAYESİ
Denizi, güneşi, doğası ve turizmiyle kendisini Dünyaya tanıtan Antalya’nın, bu gücünün yanına gastronomiyi de koyabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Asar, “Bunun için Gaziantep’in, Hatay’ın, Adana’nın veya başka bir gastronomi şehrinin hikâyesini tekrar etmemize gerek yok. Onların hikâyeleri kendi coğrafyalarına ait. Antalya kendi hikâyesini kendi ürünleriyle yazmalı. Çünkü Antalya’nın ürünü var, üreticisi var, şefi var ve dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca misafiri var. Eksik olan, bütün bunların ortak bir gastronomi hikâyesinde buluşması” ifadelerini kullandı.

DÖNEN TURİST, ANTALYA LEZZETİNİ TAVSİYE EDEBİLMELİ
Antalya’ya gelen turistin sadece deniz ve güneş için değil, ülkesine döndüğünde “Antalya’ya gidersen mutlaka şu yemeği tat, şu ürünü gör ve şu tatlıyı dene” diyebildiği bir şehir olması gerektiğini belirten Şef Elfida Asar, sözlerini şöyle bitirdi: “Belki de Antalya’yı gelecekte temsil edecek bazı yemekler ve tatlılar henüz ortaya çıkmadı. Ben bunu bir eksiklik olarak değil, Antalya’nın şeflerinin, üreticilerinin ve yeni nesil gastronomi profesyonellerinin önünde duran büyük bir fırsat olarak görüyorum”.





