Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Türkiye Yeşil Taksonomi Yönetmeliği’, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi, sürdürülebilir yatırımlara finansman akışının teşvik edilmesi ve piyasada yeşil boyamanın (greenwashing) kontrolsüz kullanımının önlenmesi amacıyla hazırlanan yönetmelik, bu alandaki usul ve esasları düzenliyor.

KREDİBİLİTENİN YANINA, DOĞAYA ETKİSİNE DE BAKILACAK
Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, yönetmelikle birlikte işletmeler açısından önemli değişikliklerin gündeme geleceğini belirtti. Değişen dünya düzenine uyum sağlamak amacıyla yeni düzenlemelerin hayata geçirildiğini ifade eden Kaçın, “Bir şirketin verilerine bakılırken, sadece ekonomik gücüne değil, doğaya verdiği zararlara da bakılarak finansman desteğine karar verilecek. Kredibilitesine bakılırken sadece ekonomik güce değil, karbon ayak izine ve atık yönetimine de dikkat edilecek. Ciddi bir karbon salınımı varsa, daha az zarar veren firmalarla iş birliğini teşvik ederek karbon salınımı ortalamasının düşürülmesini hedefleyen bir yapı söz konusu olacak. Hatta daha farklı uygulamalar da gündeme gelebilir. Yeşil alanların bu firmalar tarafından kiralanması gibi uygulamalar dahi gündeme gelebilir” diye konuştu.

İŞLETMELER İÇİN YENİ BİR PUANLAMA SİSTEMİ
Karbon salınımına ilişkin uyum düzenlemelerinin hayata geçirilmeye başlandığını ve Türkiye Yeşil Taksonomi Yönetmeliği’nin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kaçın, “COP31 öncesinde çıkan bu düzenlemeyi, daha önce imzalanan Kyoto ve Paris İklim Anlaşmaları’na uyum sürecinin bir parçası olarak görüyoruz. Firmalar, doğaya ve çevreye verdikleri zararları kayıt altına almak ve bunları azaltmaya yönelik çalışmalar yapmak zorunda olacak. Avrupa Birliği’nin hazırladığı Yeşil Mutabakat’a entegrasyon kapsamında bu tür düzenlemeler önem taşıyor. Buna bir skorlama veya puanlama sistemi diyebiliriz. Karbon ayak izi ve emisyon salınımı üzerinden değerlendirilen firmalar, buna göre ele alınacak. Bir proje hazırlayan işletme, ekonomik gücünün yanı sıra doğaya etkisi açısından da değerlendirilecek” şeklinde konuştu.

TÜM İŞLETMELERİ İLGİLENDİREN BİR YÖNETMELİK
Yönetmeliğin doğa açısından olumlu, işletmeler açısından ise yeni sorumluluklar ve maliyetler getirebilecek bir dönemin başlangıcı olduğunu belirten Kaçın, şunları söyledi: “Bir işletme, atığını nasıl yönettiğini raporlamak zorunda olacak. Bunun için bir personel çalıştırması veya bir firmadan danışmanlık hizmeti alması gerekebilir. Bu da işletmeler açısından bir maliyet artışı anlamına gelecek. Sadece tarımsal girdi üreten gübre ve ilaç firmalarını değil, tüm işletmeleri ilgilendiren bir düzenlemeden söz ediyoruz.”

UYGULANMASI HEMEN MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR
Türkiye’deki ve Antalya’daki işletmelerin altyapısının bu yönetmeliğin gerekliliklerini tam olarak karşılamaya hazır olmadığını düşündüğünü belirten Kaçın, sözlerini şöyle tamamladı: “Göç yolda düzelir mantığıyla buna uymamız gerekecek. Çünkü düzenleme yürürlüğe girdi ve işletmeler buna uymak zorunda kalacak. Belki bir geçiş süreci olacaktır. Yönetmelik çok yeni ve hemen bugün tam anlamıyla uygulanması mümkün gibi görünmüyor. Atık yönetimi süreçlerinin her işletmede uygulanması gerekecek. Atık yönetimi ve karbon salınımı, bu düzenlemenin ana temellerini oluşturuyor. Fayda-maliyet denklemine göre hareket edilmesi, attığımız taşın vurduğumuz kuşa değmesi gerekiyor. Aksi takdirde işletmelerimizde yeniden düzenlemeler yapmak ve fayda-zarar analizleri doğrultusunda kontrol noktalarına geri dönmek durumunda kalabiliriz.”





