Bir süredir ulusal medyada Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın CHP Genel başkan adayı olacağı yönünde haberler yapılmıştı. Son yıllarda Ulusal konularla ilgili olarak düzenlediği formlarda Uysal’ın ulusal siyasete yeşil ışık yaktığı şeklinde yorumlanıyordu.
Bu konularla ilgili arkadaşımız Cem Çon ile bir araya gelen Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, soruları yanıtladı.
C.Ç. “CHP Genel Başkan adayı mısınız?”
“GENEL BAŞKANLIĞA ADAYIM”
Ü.U. “Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ayrı bir karar vermem. Şu anda etik olmaz. Onunla beraber değerlendireceğiz. Ama o aday olmadığı takdirde ciddi şekilde aday olmayı düşünüyorum.”
C.Ç. “Şu anda 4-5 aday adayının daha adı geçiyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
Ü.U. “Değişik arkadaşların adı geçiyor, evet.”
C.Ç. “Kemal Bey'le herhangi bir görüşme yaptınız mı? Onunla da adaylık düşüncenizi paylaştınız mı?”
Ü.U. “Bu konuları söylemek şu anda doğru değil. Kemal Bey ile bu konuları şu anda konuşmak doğru değil. Onun kararına saygı göstermek zorundayız. Etik açıdan bu ortamda başka türlüsü yanlış olur. Kemal Bey "Devam edeceğim" demediği takdirde ben aday olmayı ciddi şekilde düşünüyorum. Çünkü şu an Türkiye genelinde görevdeki kadroların içinde en tecrübelilerden biriyim. 1992'den beri ciddi kademelerde görev yapıyorum. Hani böyle bir sorumluluktan kaçmam, ihtiyaç olduğu takdirde doğru olmaz.

“PARTİNİN İHTİYACINDAN KAÇMAK AYIP DEĞİL Mİ?“
C.Ç. “İhtiyaç olduğunu düşündüğünüz için mi adaysınız?”
Ü.U. “CHP kültürü bunu gerektirir. Şimdi 1992 senesinden CHP’de resmi görevim var. 34 sene ediyor. Şimdi böyle bir durumda eğer partinin ihtiyacı olursa bu işe soyunmamak ayıp değil mi yani? Kaçmak, böyle kendi konfor alanına çekilmek ayıp olmaz mı?”
ADAYLIK BİR FEDAKARLIK MI?
C.Ç. “2004 yılında Bekir Kumbul’un karşısında Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğunuzda, ‘8 milletvekili çıkardığım zaman nasıl milletvekili adayı olmamam bir fedakârlıksa, Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olmam da bir fedakarlık demiştiniz.’ Benzer bir süreç mi yaşanıyor?”
Ü.U.: “Şimdi bizim gibi insanlar bugünün Türkiye'sinde yeterince anlaşılamaz. Çünkü bugünün Türkiye'sinde siyaset kültürü, Türkiye'nin kuruluşu ve gelişimine olan kurumsal saygı, genel olarak siyasi etik normlar, kurum etiği çok anlaşılacak gibi değil. O kadar pratik ve gemisini kurtaranın kaptan olduğu bir siyasi dönemdeyiz ki toplum umutsuz. Toplumun üçte ikisi gıda alırken zorlanıyor. Gençlerin dörtte üçü yurt dışına gitmek istiyor. Siyasete güven sıfıra yakın. Siyasetçiye güven sıfıra yakın. Şimdi bu ortamda bizim gibi kişiler yeterince anlaşılmıyor. Yani ben CHP'yi bir kere terk etmedim. Hiç aklımdan geçirmedim. Bir saniye bile aklımdan geçirmedim. Kişiler yüzünden ya da kişiler nedeniyle ya da olan olaylar nedeniyle ben dünyanın en köklü üç-beş partisinden biri olan, Orta Doğu'da tek olan CHP'yi niye terk edeyim? Yani bu bir kere akıl dışı bir şey. Bunu hiç düşünmedim, düşünmem de. O yöne kaç olursa olsun.
İki, CHP'yi boşlukta, bir anlamda sahipsiz asla bırakmayız. CHP bizim ülkemizin ruhudur, iskeletidir. CHP ile ilgili biz, eğer bir gereksinim, bir ihtiyaç var ise, bir boşluk ya da belirsizlik varsa buna müsaade etmeyiz.”
C.Ç. “Bu durumda CHP’de sizce bir belirsizlik, ya da boşluk mu var?”
Ü.U. “Şu anda genel başkanımız var, şu an böyle bir durum yok. Gelecekte Mart kurultay sürecinde tekrar değerlendirilecek şüphesiz. Yani her kurultay döneminde değerlendirildiği gibi.”

CHP TEŞKİLATLARINDAN DAVET VAR
C.Ç. “Kemal Bey eğer devam ederse, "Doğası gereği ben aday değilim" diyorsunuz. Peki bu zamana kadar çalışmalarınızı sürdürecek misiniz?”
“Ben örgütlerden davet alıyorum. Çünkü 21. yüzyıl perspektifimiz var. Yani bizim Türkiye'mizle ilgili. Yazdığım kitap var. Şu an Anadolu'da en az 10 ilden davetim var. Kitabımla birlikte oralara gideceğim. Örgütlerle görüşeceğiz. Bunu bir bilinç paylaşımı şeklinde yapacağız. Yani CHP nedir? Neydi? Gelecekte ne olacak? Türkiye'miz neydi, nedir? Gelecekte ne olacak? Çok yanlış, eksik tarih bilgileri var. O, Cumhuriyeti kıymetsiz kılmak isteyenlerin bir operasyonu diye düşünüyorum. Dolayısıyla gelecekle ilgili de umutlarımızı olumsuz etkiliyor.
“GEÇMİŞİ ANLAMAK GEREKİR”
Mesela 19. yüzyıl, yani 19 Mayıs 1919'dan geriye doğru 100 yıla ben "Mahcubiyet 100 yılı" diyorum. 1827 Navarin Baskını'na kadar olan 92 yıla "Mahcubiyet 100 yılı" diyorum ben. Sömürge durumuna düştüğümüz 100 yıl. Egemenliğimizi kaybettiğimiz 100 yıl. Aç kaldığımız, bütün savaş meydanlarında askerlerimizin açlıktan öldüğü, Edirne'ye, Lüleburgaz'a yemek veremediğimiz yüzyıl. O yüzyılı anlamadan Cumhuriyeti anlayamıyorsun. Cumhuriyetin önemini anlayamıyorsun, sadece laiklik, medeniyet, kanundan anlamaya çalışıyorsun; o da çok eksik oluyor. Cumhuriyetin kıymetini anlayamayınca da 21. yüzyılda nasıl bir ruhla hareket etmen gerektiğini anlayamıyorsun. Çünkü geçmişindeki hafızayı tam kavrayamadığın zaman geleceği de anlayamamış olursun. Tarih gelecek için lazımdır, geçmiş için değil.

“BİLİNÇ TOPARLANMASINA TÜM PARTİLERİN İHTİYACI VAR”
Şimdi orada bir büyük aşınma var. Herkes pratik. Herkes her şey oluyor. Yani böyle bir Türkiye pratiği oluşmuş. İnsanlar ve kurumlar derinliğini zedelemiş, kaybetmiş. Bir bilinç toparlanmasına bütün siyasi partilerde ihtiyaç var. Bizde de var. Onu sağlamaya çalışıyoruz. Yani neydik, ne oldu, ne sonuç verdi, gelecekte ne olmalıyız? Bunu konuşuyoruz.
Dolayısıyla bunu ben elimden geldiği kadar Anadolu'da her yerde anlatacağım. İşte cuma Fethiye'deydim. Batı ilçelerimizi ezip geçtim oradan. Şimdi yarın Doğu ilçelerimize bir gezim var. Çarşamba Manisa Akhisar'a davetliyim. Çarşamba günü, imza günü ve söyleşi için oraya gideceğim. Ona yakın ilden de davet var. Devam edecek.
C.Ç. “Son yıllarda Muratpaşa Belediyesi adına düzenlediğiniz formlar ulusal konuları kapsıyordu. Bu formlarda bir hazırlık mıydı?”
Ü.U. “Türkiye'nin ihtiyacı var. Türkiye'nin de CHP'nin de ihtiyacı var, ben bunu görüyordum. Kurumsuzlaşmak çok kötü bir şeydir. Yani kurumsallığın zayıflaması, kurumsallığın zedelenmesi, tarihsel bilinci yitirmek, onu yeterince anlamamak, geleceği de anlamamakla sonuçlanır. Geleceğe doğru bir eksiklikle sonuçlanır.”

KEMAL KILIÇDAROĞLU DEVAM EDERSE NE YAPACAK?
C.Ç. “Şu anda bir misyon yüklenmiş durumdasınız. Aslında bu birkaç yıllık bir mesele. Peki, diyelim ki Kemal Kılıçdaroğlu devam etme kararı aldı. Bu hazırlıktan sonra ulusal siyaset yapacak mısınız? Yoksa yerelde mi devam edeceksiniz?”
Ü.U. “Böyle bir durumda da görev almak isterim. Küsmek lüksümüz yok. Kemal Bey de uygun görürse öyle bir durumda en etkin şekilde görev almak isterim. Eğer "Aday değilim, siz devam edin, devam edilsin." derse de her göreve hazırım. Yani ben Türkiye’de partinin en tecrübelilerden biriyim. Ankara'da görev yapmadım ama büyük bir ilde kadın kolu başkanlığı hariç neredeyse her görevde bulundum.
C.Ç. “Özellikle fon kriziyle beraber ülkede siyasi bir kaos olduğunu düşünüyorum. İnsanlar çaresizlikten yakınıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
Ü.U. “Siyasete güven sıfır. Kurumlara güven sıfır. Bunu bütün partiler için söyleyeceğim. Evet. Adalete güven sıfır. Sıfıra yakın. Tam sıfır değilse de sıfıra yakın. Genel olarak beraberlikte büyük bir kopuş var. Genel bir umutsuzluk var. Bu sürecin sonunda bir şekilde Türkiye'miz yeniden umutlu olmak zorunda. Türkiye'miz yeniden geleceğe doğru plan yapmak, ilerlemek zorunda. Türkiye mevcut koşullarda bunu yapabiliyor mu? Nerede OVP var? Üç senedir orta vadeli ekonomik program uygulanıyor. Hani ilerleme var mı? Ekonomik kriz hafifledi mi? Yok. İnsanların geçim sıkıntısı hafifledi mi? Enflasyonu yenebildik mi? Dış ticaret açığını azaltabildik mi? Hiçbir şey. Verilen çabalar nafile çabalar. Çünkü mali disiplin yok zaten. Kurumlarda iyileşme yok. Uzun vadeli eğitim programı yok. Hukuka güvenin yükseltilmesi, demokrasiye güvenin yükseltilmesi yok. Bu ayaklar olmadan sadece finansal politikalarla çözemiyorsunuz, işte çözemiyorlar. Genel olarak siyaset kurumundaki büyük bir yıpranmadan söz edebiliriz. Bunu yeniden ayağa kaldırıp Türkiye'nin geleceğini kurmamız lazım. Şu an olayların orta yerindeyiz. Hani öyle gözüküyor. Çünkü bu kaotik bir ortam. Hani buradan Türkiye çıkacak muhakkak. Bir şekilde çıkacak.
Türkiye'miz baki ise, Türkiye buradan çıkacak. Yeniden umutlu olacak, yeniden planı olacak, yeniden “Aaa yeniden işler iyiye gidebilir." diyecek, yeniden bir perspektifi olacak. İşte bütün insanlar, bütün vatanseverler, onu sağlamakla mükellefiz. Ona uğraşıyoruz.”

“BENİM HAYATIMDA SUÇ YOK”
C.Ç. “Şu anda CHP Genel başkanlığı için ismi geçen 4-5 kişiden Belediye Başkanı olan bir tek siz varsınız. CHP Genel Başkan adayı olarak adı geçen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer gözaltında. Sizin de bazı çekincemeleriniz var mı?”
Ü.U. “Yok yani, korkunun ne faydası olur? bu faaliyetlerde bulunmak korkusu olan insanlara göre değil. Bir hukukçu olarak söylüyorum, benim hayatımda suç yok Allah'a şükür. Dolayısıyla öyle bir çekinmem söz konusu değil. Ha, suç yokken de saldırıya uğrayabilirsiniz. Onu bilemem yani. O, öyle bir düşünceyle uyuyup uyanmıyorum. Ben Türkiye düşüncesiyle uyuyup uyanıyorum. Türkiye'nin geleceği, vatanımın geleceği. Ben bununla uyuyup uyanıyorum. Diğer düşüncülere gündem, kafa, vakit ayırmıyorum. Öyle bir duygu içinde değilim. Bu arada Vahap Başkanımın da inşallah tutuksuz yargılanmasını temenni ediyorum. Çünkü kamuoyunda yapılan kolluk-adliye soruşturmalarında Adalet ve Kalkınma Partili hiçbir siyasetçinin tutuklanmadığı hissi, buna dayalı olarak kamu vicdanında ciddi bir rahatsızlık, adaletsizlik duygusu var. İnşallah Vahap Başkan da tutuksuz yargılanır ki bir nebze de olsa, ufak da olsa kamu vicdanında bir makul bulma, rahatlama olsun.”




