Antalya'da son haftalarda kuvvetli yağışlarla birlikte yaşanan su baskınları, yağış miktarlarından çok yağışın düşme biçiminin ve kentleşme anlayışının yaratığı riskler tartışılmaya devam ediliyor. Özellikle aşırı geçirimsiz betonlaşma nedeniyle kent genelinde ani sel baskınları gerçekleri gözler önüne serdi.
Antalya Dayanışma Grubu’nda Prof. Dr. İbrahim Atmaca, iklim değişikliği ile birlikte kısa sürede düşen yoğun yağışların betonlaşmış geçirimsiz yüzeylere sahip kentlerde büyük felaketlere yol açtığını vurguladı.
Ayrıca parça parça yapılan drenaj çalışmalarının sorununu çözemediğini dile getiren Prof. Dr. Atmaca kenti baştan sona kapsayan kuşaklama kanalları, yağmur suyu toplama hasatları ve geciktirme yapılarla desteklenen bütüncül yağmur suyu hasat yönetim sisteminin zorunlu olduğunu aktardı.
“GÜNÜ KURTARAN DEĞİL BÜTÜNÜ ESAS ALAN ÇÖZÜM ÜRETİLMELİ”
“Geçen haftalarda da yağışlarla bunun neticelerini hep beraber yaşadık” diyen Prof. Dr. Atmaca, aslında yağış miktarı artmadığını ancak anlık düşen yağış miktarının iklim değişikliğiyle birlikte büyük bir sorun haline geldiğini söyledi.
Kentte betonlaşmayla birlikte geçirimsiz yüzeyleri artırdığını söyleyen Prof. Dr. Atmaca, “Antalya’da bir yerde su baskını oluyor, yağmur suyu drenaj sistemleriyle ilgili çalışma yapılıyor. Ancak günü kurtaran çözümlerin zamanı geçti. Çözümler hidrolik bütünlüğü esas almalıdır. Anlık bir yerin çözümü değil, kentin tamamen bir noktadan başlayarak en son noktaya kadar suyu taşıyacak hidrolik bütünlük içerisinde olmalıdır” ifadelerini kullandı.

“KENTTİ SARAN KUŞAKLAMA KANALLARI YAPILMALI”
Çözümün kent genelinde yapılacak kuşaklama kanallarında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atmaca, “Daha kavşaklara su girmeden, mahalle aralarını su basmadan genel hatta çok büyük kanallarla bir kemer gibi şehri saran bir yağmur suyu drenaj sistemi gerekiyor.
Bunlara bağlı yağmur suyu toplama hatları mutlaka olmalıdır. Tarihi hatlar da önemli bir yere sahip. Ancak toplanan su sulak alanlara veya dere yataklarına doğrudan salındığında ciddi bir yük ve taşkınlar oluşturuyor. Bunun için de toplanan suları geciktirme yapıları aracılığıyla bekletmek zorundayız. Bu da hidrolik bütünlük demektir. Ama bunları yaparken altyapıyı güncel yağış projeksiyonları gözetmek zorundayız” sözlerine son verdi.





