TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” kabul edildi. Oylamada 467 milletvekili 'evet', 87 milletvekili 'hayır', 7 milletvekili ise 'çekimser' oy kullanılmıştı. Konu ile ilgili konuşan İYİ Parti Antalya Milletvekili ve İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, şu sözlere yer verdi;

TEK SORUN KURAL TANIMAMAZLIK

“Cumhuriyetimize ‘100 yıllık reklam arası’ diyen zihniyet ile Cumhuriyetimize ‘100 yıllın zulümü’ diyen zihniyetin kurduğu komisyona oturulmasına da tepki vermiştik. Rica ettik, ikaz ettik, şikayet ettik. Ama her seferinde “Kürt Sorunu” sloganı ile bir sorun çözeceklerini millete söylediler. Oysa ki; ortadaki tek sorun uygulamacıların keyfiyeti, hukuk ve kural tanımazlığı. Anayasa’mızda açıkça; ifade, inanç özgürlüğü olmasına rağmen, toplantı gösteri hakkı olmasına rağmen bu ülkede insanlar attıkları twitten, verdikleri beyandan, gösterdikleri tepkiden keyfi tutuklama ve soruşturmalara muhatap kalıyor, haliyle de vatandaş bu olayları ibret olarak görüp çekiniyor. Çekindikçe de toplumdan ve siyasetten uzaklaşıp kendi kabuğuna çıkıyor.

Yeni Karara Dikkat Çekti; “Kürtlere Büyük Hakaret” (1)-1

“KÜRTLERE BÜYÜK HAKARET”

Son olarak; ‘Kardeşlik, demokrasi, milli, dayanışma’ dediler ortaya çıkan teröriste af oldu. Terörle ve teröristle kürdün ne alakası var? Siz Kürt sorunu diye kendinize mazeret bulup, terörist affına evet derseniz; Kürt ve teröristi aynı kabul ettiğiniz sonucu çıkar ki bu açıkça Kürtlere hakarettir. Keza; Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk’ü ağzından düşürmeyenler; cumhuriyetin ve Büyük Önder’in felsefesine mücadelesine ve hedeflerine açıkça aykırı bir tutumdalar. Cumhuriyet 103 yıldır ayakta ve kendini nasılsa koruyor gibi davranıp, 1. Vazifemiz olan Cumhuriyeti müdafaa ve muhafaza mevziisini terk ediyorlar.

Yeni Karara Dikkat Çekti; “Kürtlere Büyük Hakaret” (2)-1

SİYASİ KAMPANYANIN DUYARSIZLIĞI

TBMM’de teröriste af yasasına “Evet” verip, sonra da medyada kampanya başlatılmasına çok kızgınım. Büyün siyaset mühendisleri adeta düğmelerine basılmış gibi kararları ve eylemleri izaha hatta olumlamaya çalışıp milletin aklı ile dalga geçilmesine, geçim sıkıntısı bir yandan, yargı eliyle yaratılan korku iklimi bir yandan, geleceğe dair ümitsizlik bir yandan milleti sararken siyasi kampanya bana samimiyetsiz ve duyarsız geliyor. Bunu kimin yaptığından bağımsız söylüyorum. Ne milletvekili olmam ne grup başkanvekili olmam benim bir cumhuriyet yurttaşı olmam ve insan olmamın önünde değil. Cumhuriyet, milli kimlik ve üniter yapı tehdit altında iken kurucu değerlerimiz hoyratça tartışmaya açılıp bir de muhatap olarak terör hükümlüsü ve terör örgütleri alınmışken, tüm bunların olağanlaştırılması, olağanlaştırmakla da kalmayıp bir de milletin ikna edilmeye çalışılmasına gerçekten tahammül edemiyorum. Kendi adıma, Antalyalı yörüklerin şahsında milletime kendi adıma vereceğim söz; Bugüne kadar gördükleri, sevdikleri hatta zaman zaman kızdıkları Uğur bundan sonra da Cumhuriyeti ve Milleti için mücadeleye devam edecek.

Yeni Karara Dikkat Çekti; “Kürtlere Büyük Hakaret” (1)

ÇOK ÖNEMLİ KIRILMA YAŞANDI

İnandığım değerlerden, devletim ve milletim için hedeflerimden sapmam yok. Ben bir hukukçuyum ve adaleti hayatımın merkezine aldım. Bıkmadan usanmadan mücadeleye devam edeceğim. Genel Başkanım Müsavat Dervişoğlu, ben ve arkadaşlarımı inanmadığımız hiçbir şeyi savunmak zorunda bırakmadı. Ama bu ülkede vergisini ödeyen, kurallara uyan, suç işlemeyen, evladına da suç işletmeyen vatandaşı temsil ediyoruz. Teröristi temsil eden, bilmem neyi temsil eden, yolsuzluğu temsil edenlerden olmayacağız. Çok önemli bir kırılma yaşandı. Yani kamuoyu için de çok büyük bir kırılma yaşandı. Aslında bu işin en önemli çıktılarından biri, herkesin maskesi düştü.

Yeni Karara Dikkat Çekti; “Kürtlere Büyük Hakaret” (3)

TAKIM TUTAR GİBİ SİYASİ PARTİ TUTULMAZ

Çok samimi söylüyorum. Eğer bu ülkede bir şeyleri değiştirmek istiyorsak takım tutar gibi siyasi parti tutulmaması gerekiyor. Vatandaşın, siyasetçilerin sözleri ve davranışlarının birbirleriyle ne kadar uyumlu olduğunun gözlemlenmesi gerekiyor. Yani benim sözüme inanmayacak, benim sözümü takip edip benim sözümden etkilenmeyecek. O sözü ne kadar zamandır söylüyorum? O sözle davranışlarım aynı çizgide mi? Bunu muhakkak mukayese edecek. Artık vatandaş da elini taşın altına koyacak. Siyasetçiye hesap sormak zorunda. Seçim dönemindeyken “Neredeydiniz, niye gelmediniz, gelmiyorsunuz, sadece seçim döneminde geliyorsunuz?” değil. Bir siyasetçinin karnesi; ne söyledi, ne zaman söyledi, ne kadar söyledi, bu konuda duyarlı mı, duyarsız mı? Bunların hepsini kontrol edecek. Vatandaşın üzerine de sorumluluk düşüyor. En büyük satın almacının devlet olduğu, en büyük istihdam sağlayıcının devlet olduğu bir yerde vatandaş siyasetten kopuk değil. Siyaset kurumuna ve siyasetçiye güvenmiyor. Siyaset kurumu ve siyasetçi vatandaşına layık olmak mecburiyetindedir.”

Muhabir: YAPRAK ÖZER