Yeni Parti Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yeni eğitim yılının personel, temizlik, güvenlik, beslenme sorunlarının çözülmeden sorunlu koşullarda başladığını savunan Başkan Nail Kamacı, iktidara yüklendi. Eğitim sistemini eleştiri yağmuruna tutan Başkan Kamacı, “Eğitim sistemi; AKP iktidarı döneminde piyasa merkezli ve laiklik karşıtı dönüşüm ve eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkarılmış gerici bir yapıya dönüştürülmüştür” dedi.

Öte yandan Antalya Valiliği’ne çağrıda bulunan Kamacı, “Antalya Valiliğimiz Antalya’da kaç okul depreme dayanıklı ve kaçında güçlendirme çalışmaları başlatılmış ve başlatılacağını açıklamalıdır. Bu bilginin öğrencilerimiz, Eğitim çalışanları ve veliler açısından önemli olduğunu belirtmek istiyorum” dedi.
“2026-27 EĞİTİM YILI SORUNLARLA BAŞLADI”
Konuya ilişkin basın açıklaması yapan Başkan Kamacı şu sözlere yer verdi:
“2026/27 eğitim-öğretim yılı, eğitimde çözüm bekleyen köklü sorunların gölgesinde bugün başlamıştır. Okullar personel yetersizliğinin giderilmediği, temizlik, hijyen, güvenlik sorunlarının çözülmediği koşullarda yeni ders yılına başlatılmıştır.
KAMACI AKP’YE YÜKLENDİ
Eğitim sistemi; AKP iktidarı döneminde piyasa merkezli ve laiklik karşıtı dönüşüm ve eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkarılmış gerici bir yapıya dönüştürülmüştür. Eğitim, toplumsal eşitliğin ve kamusal yararın bir aracı olmaktan uzaklaştırılmış, piyasanın ihtiyaçlarına ve siyasi iktidarın ideolojik yönelimlerine göre şekillenen bir araç hâline getirilmiştir.
“BESLENME SORUNU ÜLKEMİZİN EN ACİL ÇÖZÜM BEKLEYEN TOPLUMSAL MESELE”
2026/27 eğitim-öğretim yılı başlarken, çocuk yoksulluğu ve öğrencilerin beslenme sorunu ülkemizin en acil çözüm bekleyen toplumsal meselelerinden biri olmaya devam etmektedir. Yoksulluk çocukların eğitimden sağlığa, sosyal gelişimden geleceğe kadar tüm yaşamını doğrudan etkilemektedir. Bugün Türkiye’de çok sayıda çocuk okula kahvaltı yapmadan gitmekte, önemli bir kısmı ise gün boyu okulda beslenme imkânına erişememektedir.
“DENGELİ BESLENME HAKKI ERTELENEMEZ”
Sağlıklı ve dengeli beslenemeyen öğrencilerde dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlükleri ve davranış sorunları görülmektedir. Öğrencilerin okul başarıları düşmektedir. Yetersiz beslenme, sadece bireysel sağlık sorunları yaratmamakta; aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Çocukların yeterli ve dengeli beslenme hakkı ertelenemez, pazarlık konusu yapılamaz. Ülkenin geleceği olan çocukların sağlıklı gelişimi ve eşit koşullarda eğitim alabilmesi için bu sorun derhal çözülmelidir. Çözülmez ise pek yakında Yeni Parti iktidarında bu sorunu ortadan kaldıracağız.
“AYRILAN BÜTÇE YÜKSEK GÖRÜLÜYOR”
Türkiye’de eğitime ayrılan bütçe uzun yıllardır yetersizdir ve gelişmiş ülkeleriyle kıyaslandığında oldukça düşük bir seviyede kalmaktadır. Ayrılan bu bütçe yüksek görülüyor olmasına rağmen bu bütçe yatırım harcamalarına değil personel giderlerine gitmektedir. Yetersiz bütçe, fiziki koşullardan öğretmen istihdamına, teknolojik altyapıdan kırsal bölgelerdeki okulların yaşadığı sorunlara kadar pek çok alanda derinleşen krizin nedenidir.

OKULLARIN ÖDENEK SORUNUNA DİKKAT ÇEKTİ
Okulların ödenek sorunu artık en temel ihtiyaçların bile karşılanamaması noktasına gelmiştir. Elektrik, su, temizlik, kırtasiye, bakım-onarım gibi zorunlu giderler için kaynak bulamayan okul yöneticileri, sık sık velilerden maddi destek talep etmektedir. Yoksul ailelerin çocukları bu tablo karşısında daha da dezavantajlı hale gelmekte, eğitimde fırsat eşitliği sadece kâğıt üzerinde kalmaktadır. Eğitim harcamalarının velilerin sırtına yüklenmesi, devletin asli sorumluluğunu yerine getirmediğinin en somut göstergesidir.
MARAŞ VE URFA’YI HATIRLATTI
Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında Kahramanmaraş, Urfa ve İstanbul’da okullarda yaşanan katliamlara rağmen okul güvenliğini sağlamaya yönelik kayda değer bir çalışmanın yapılmamış olması buna yönelik ödenek ayrılmamış olması eğitime verilen önemi göstermektedir. Ne öğrencilerimizin ne öğretmenlerimizin katledilmelerini istemiyoruz Milli Eğitim Bakanlığı gerekli tedbirleri almalıdır.
“OKULLARIN ÖZERK BİR BÜTÇESİ OLMALI”
Okulların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek özerk bir bütçesi olmalı, yöneticiler velilerden para toplamak zorunda bırakılmamalıdır. Öğretmen açığının kapatılması, derslik ve altyapı eksikliklerinin giderilmesi, köy okulların yeniden açılması ve teknolojik donanımın güçlendirilmesi için ayrılacak kaynak artırılmadıkça, eğitimde eşitlikten söz etmek mümkün değildir.

“SINIFLARDA DERS İŞLEYEBİLMESİNİ İMKÂNSIZ HALE GETİRMEKTEDİR”
Türkiye’de okul ve derslik sayısı artırılmadığı için birçok bölgede öğrenciler hâlâ ikili eğitim görmek zorunda kalmaktadır. Sabahın çok erken saatlerinde başlayan ve akşamın ilerleyen saatlerine kadar süren ikili eğitim uygulaması, öğrencilerin dinlenme, sosyalleşme ve sağlıklı gelişim hakkını olumsuz etkilemektedir. Kalabalık sınıflar eğitimin niteliğini düşüren en önemli sorunlardan biridir. Özellikle kent merkezinde sınıf mevcutlarının 40-50 öğrenciyi aşması, öğretmenlerin bireysel farklılıklara göre ders işleyebilmesini imkânsız hale getirmektedir.
“EĞİTİMDE KIR-KENT ARASINDAKİ EŞİTSİZLİK DE GİDEREK DERİNLEŞMEKTEDİR”
Eğitimde kır-kent arasındaki eşitsizlik de giderek derinleşmektedir. Büyükşehirlerde nispeten daha donanımlı okullara erişim imkânı bulunurken, kırsal bölgelerde okulların fiziki koşulları, öğretmen sayısı ve derslik imkânları ciddi şekilde yetersizdir. 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı başlarken okullar eğitim öğretime hazır hale getirilmemiştir. Üç ay gibi bir yaz dönemi olmasına rağmen güçlendirmeye ihtiyacı olan okullarda herhangi bir çalışma yapılmamış ve eğitim öğretime başlarken Kepez Karatay Anadolu Lisesinde olduğu gibi öğrenciler farklı okullara dağıtılarak okul binasında güçlendirme çalışmalarına başlanmıştır.
“OKULLARDAKİ DEPREM RİSKİ AÇIKLANMALI”
Antalya Valiliğimiz Antalya’da kaç okul depreme dayanıklı ve kaçında güçlendirme çalışmaları başlatılmış ve başlatılacağını açıklamalıdır. Bu bilginin öğrencilerimiz, Eğitim çalışanları ve veliler açısından önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Dijital araçlara erişim bir lüks değil, temel bir eğitim hakkıdır. Devletin görevi tüm çocuklara bu haktan eşit ve ücretsiz biçimde yararlanmasını sağlamaktır. Aksi halde dijitalleşme, eşitsizlikleri ortadan kaldıran değil, tam tersine derinleştiren bir süreç olarak işlemeye devam edecektir.

“2026/27 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI VELİLERİN SIRTINA YIKILMIŞTIR”
2026/27 eğitim-öğretim yılı, ekonomik sorunlar ve hayat pahalılığının gölgesinde başlarken, en büyük yük bir kez daha velilerin sırtına yıkılmıştır. Kayıt parası, “zorunlu bağış” adı altında toplanan ücretler, servis, yemek, kıyafet ve kırtasiye giderleri eğitimi adeta parayla satın alınan bir ayrıcalığa dönüştürmüştür. Enflasyon %31.51 dir. Bu ayın en yüksek enflasyon oranı %8.62 ile eğitimde gerçekleşmiştir. Bir çocuğun sadece okul çantası ve kırtasiye gideri için yapılan harcama, asgari ücretle geçinmeye çalışan bir ailenin bir aylık gelirinin büyük bölümünü tüketmektedir. Birden fazla çocuğu olan aileler için bu yük katlanarak artmakta, veliler borçlanmakta ya da en temel ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda kalmaktadır. Özellikle büyükşehirlerde fiyatlar çok daha yüksektir.
“60 BİNİ AŞKIN DEVLET OKULUNDA HALEN TEMİZLİK GÖREVLİSİ EKSİKLİĞİ VARDIR.”
Bu tablo, eğitimdeki eşitsizliğin en somut göstergesidir. Çocuklarımız sınıfa eksik malzemelerle girmekte, arkadaşlarının yanında kendini yetersiz hissetmekte ve eğitim hakkı açıkça gasp edilmektedir. Bu tabloyu kabul etmek mümkün değildir. 2026/’27 eğitim-öğretim yılı henüz başlamışken daha ilk günden okullarda temizlik ve hijyen sorunları gündem olmuştur. Türkiye genelinde 60 bini aşkın devlet okulunda halen temizlik görevlisi eksikliği vardır.
“FİZİKSEL VE ZİHİNSEL GELİŞİMİNİ OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEMEKTEDİR”
Eğitim kurumlarında ihtiyaç kadar personel görevlendirilmemesi nedeniyle pek çok okulda ciddi temizlik sorunları yaşanmaktadır. Bu durum çocukların sağlığını tehdit etmektedir. Her okula yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli atanmalıdır. Ülkede yoksulluk artışına paralel olarak çocukların, düşük ücretli ve tehlikeli işlerde çalışmaya zorlandığı bilinmektedir. Bu durum, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

“1,5 MİLYONUN ÜZERİNDE İNSANIN EMEĞİ İŞVERENİN HİZMETİNE SUNULMUŞTUR”
Çalışan çocukların %38’i ya okula hiç devam etmemekte ya da düzensiz eğitim almaktadır. 14-17 yaş aralığındaki çalışan çocukların okulu erken bırakma oranı, çalışmayan akranlarına göre 3 kat daha fazladır. Bu durum, çocuk işçiliğinin yarattığı nesiller arası yoksulluk döngüsünü beslemektedir. Türkiye’de meslek liselerinin büyük bölümü, birer eğitim kurumu olmaktan çok fabrika gibi işletilmektedir. Çocuklar ve gençler “çırak” ya da “stajyer” kimliğiyle işçi gibi çalıştırılmakta, emek sömürüsünün sınırları zorlanmaktadır. MESEM projesiyle 300 bini çocuk olmak üzere 1,5 milyonun üzerinde insanın emeği işverenin hizmetine sunulmuştur.
EĞİTİMDE YAPILMASI GEREKENLERİ SIRALADI
Eğitimde ivedilikle yapılması gerekenleri kısaca şöyle özetleyebiliriz.
1-Eğitim Bilimi açısından sorunlu olan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” uygulaması geri çekilmelidir.
2-ÇEDES vb uygulamalara son verilmelidir.
3-Okulda her öğrenciye bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek verip, temiz su ihtiyacı karşılanmalıdır.
4-Öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının sağlığı ve güvenliği için kadrolu personel istihdam edilmelidir.
5-Çocuklarımızın ucuz işgücü olmasını önlemek için MESEM uygulamasına son verilmelidir.
6-Gerçek ihtiyacı giderecek sayıda öğretmen ataması mülakatsız bir şekilde atanmalıdır.
7-Özel okullarda fahiş fiyat uygulaması engellenmelidir.
8-Özel okul öğretmenlerinin taban ücret talebi karşılanmalıdır.”




