Erdem, Türkiye'deki eğitim sisteminin yıllardır çözülemeyen temel sorunlarının devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
"Bugün okullarımızın en büyük sorunu öğrenci dolaplarının aranması değildir. Asıl sorun; öğretmen açığıdır, kalabalık sınıflardır, temizlik personeli eksikliğidir, güvenlik görevlisi yetersizliğidir, rehberlik hizmetlerinin yetersizliğidir. Çocuklarımızın önemli bir kısmı okulda sağlıklı bir öğün yemeğe ve temiz içme suyuna bile ulaşamazken, yönetmelikte bunlara ilişkin tek bir somut adım bulunmuyor."
"ŞİDDETİ ÖNLEMENİN YOLU ÇOCUKLARI ARAMAK DEĞİLDİR"
Yönetmelikle okul yönetimlerine öğrenci dolaplarında ve gerekli görülen durumlarda arama yetkisi verilmesini de eleştiren Erdem, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Okullarda yaşanan şiddet elbette hepimizin ortak sorunudur. Ancak şiddetin nedenlerini ortadan kaldıracak sosyal ve eğitsel politikalar üretmeden, her okula kadrolu güvenlik görevlisi, yeterli rehber öğretmen ve psikolojik danışman görevlendirmeden çözümü öğrenci aramalarına indirgemek doğru değildir. Çocuklarımızı potansiyel suçlu gibi gören anlayış güvenliği sağlamaz. Güvenli okul; güçlü rehberlik hizmetleriyle, güvenli fiziki ortamla ve nitelikli eğitimle sağlanır."
"ÇOCUKLARIN DEĞİL, EĞİTİM SİSTEMİNİN ÜZERİ ARANMALI"
Erdem, Bakanlığın önceliklerinin yanlış olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bugün aranması gereken çocuklarımızın çantası değil, eğitim sisteminin eksikleridir. Ülkede çocukların yaşadığı sosyal sorunları görmezden gelerek, öğretmen açığını kapatmadan, sınıf mevcutlarını düşürmeden, okullara temizlik ve güvenlik personeli sağlamadan eğitimde kaliteyi yükseltemezsiniz. Okullardaki şiddeti aramalarla önleyemezsiniz."
Yönetmelikte yer alan "Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi" ile "farklı program uygulayan ilkokullar" ifadelerine de değinen Erdem, eğitimin ideolojik tartışmaların dışında tutulması gerektiğini söyledi. Erdem; "Eğitimin görevi çocuklara belli bir yaşam biçimini dayatmak değildir. Devletin görevi; her çocuğa eşit, laik, bilimsel ve kamusal eğitim sunmaktır. Yönetmelikte yer verilen ucu açık ifadeler ve farklı okul modellerine kapı aralayan düzenlemeler, Cumhuriyet'in ortak eğitim anlayışı açısından ciddi kaygılar doğurmaktadır." dedi.
"SEÇMELİ DERS GERÇEKTEN SEÇMELİ OLMALIDIR"
Seçmeli derslere ilişkin düzenlemeleri de eleştiren Erdem, öğrencilerin tercih hakkının korunması gerektiğini belirtti. Erdem; "Bir öğrencinin seçmek istediği ders okulda açılmıyorsa ya da tercih yapmadığında dersi okul yönetimi belirliyorsa buna seçmeli ders denilemez. Çocuğun seçmediği hiçbir ders, adı ne olursa olsun seçmeli değildir." dedi. Açıklamasının sonunda Millî Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulunan Mustafa Erdem, şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye'nin ihtiyacı yeni yasaklar, yeni bürokratik yükler ve yeni ideolojik tartışmalar değildir. İhtiyacımız; her okula yeterli öğretmen, kadrolu güvenlik görevlisi, rehber öğretmen, temiz ve güvenli okul ortamı, ücretsiz sağlıklı bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlayan güçlü bir kamusal eğitim sistemidir. Çocuklarımızın geleceği ancak laik, bilimsel, kamusal ve fırsat eşitliğini esas alan eğitim politikalarıyla güvence altına alınabilir."





