Antalya’da son yıllarda hız kazanan toplu konut projeleri, turizm yatırımları ve plansız kentleşme; tarım alanları ile yeraltı su kaynaklarında ciddi kayıplara yol açtı. TÜİK verilerine göre, Türkiye genelinde son 20 yılda tarım topraklarının yüzde 9,7’si kaybedilirken, Antalya’da bu oran yüzde 16,7’ye ulaştı. Özellikle seracılık merkezi olarak bilinen Kumluca’da yüzde 44, Kaş’ta yüzde 43, Demre’de yüzde 42 ve Gazipaşa’da yüzde 35 oranında tarım alanı kaybı yaşandığı kayıtlara geçti.

Yeni Raporda Çarpıcı Detaylar! Antalya’nın Kalbi Yavaş Yavaş Yok Oluyor (3)-1Akdeniz Üniversitesi ve Çevre Mühendisleri Odası’nın verileri ise yalnızca tarım alanlarının değil, su kaynaklarının da alarm verdiğini ortaya koydu. Kontrolsüz açılan kaçak sondajlar nedeniyle geçmişte 20 metreden çıkan yeraltı suyunun bugün 50 ila 70 metre derinliklerden çıkarıldığı, son 5 yılda yeraltı su seviyesinin 2 ila 4 metre daha düştüğü belirtildi.

Yeni Raporda Çarpıcı Detaylar! Antalya’nın Kalbi Yavaş Yavaş Yok Oluyor (2)Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Yasemin Leventeli, tarım alanlarının korunmasının yalnızca üretim açısından değil, deprem güvenliği açısından da hayati olduğunu söyledi. Ovaların deprem sırasında sıvılaşma riski taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Leventeli, Antalya’nın doğu aksındaki Lara, Kundu ve Yaban Saz gibi alüvyon zeminlerin ciddi riskler barındırdığını vurguladı. DOÇ. Dr. Leventeli, “Kayada sıvılaşma olmaz. Kentlerin imar yönü bilimsel veriler doğrultusunda sağlam kaya zeminlere kaydırılmalıdır” dedi.

“TARIM ALANLARI EKMEK TEKNEMİZDİR”

Yeni Raporda Çarpıcı Detaylar! Antalya’nın Kalbi Yavaş Yavaş Yok Oluyor (2)-1“Ne yazık ki tarım alanları da su kaynakları da kentleşme sürecinde tehdit altındadır” diyen Doç. Dr. Leventeli, “Tarım alanları ekmek teknemizdir. Buradaki yapılaşma üretimi olumsuz etkileyecektir. Ancak tek sorun bu değildir” dedi.

“KAYADA SIVILAŞMA OLMAZ”

“Bir de deprem gerçeğimiz vardır” diyen Doç. Dr. Leventeli, “Depremden kaçınmanın ilk ve en önemli çözümü tarım alanlarından, ovalardan uzak durmaktır. Tarihsel süreçte yaşanan depremlere baktığımızda, hepsinin ortak noktası; can ve mal kayıplarının ovalarda olduğudur. Kayada sıvılaşma olmaz; bu basit gerçekle hareket ederek kentleri kayalara taşımamız gerekmektedir” şeklinde konuştu.

YER SEÇİMİNDE BİLİMİN VE HUKUKUN GÖZ ARDI EDİLİYOR

Yeni Raporda Çarpıcı Detaylar! Antalya’nın Kalbi Yavaş Yavaş Yok Oluyor (1)-1Mevcut yasalar varken tarım arazilerinin imara açılmasını engellemenin zor olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Leventeli, “Aslına bakarsanız zor değil. Çünkü Anayasamızın 43, 44 ve 45. maddesinde kıyılar ve ovalar koruma altına alınmıştır. Nüfusun artması yapılaşma sürecini hızlandırmakta ve ne yazık ki yer seçiminde bilimin ve hukukun göz ardı edildiğine tanık olmaktayız. Doğa ile uyumlu hareket etmemiz ve bilimi referans almamız dışında başka bir çözüm olmadığı unutulmamalı” sözlerine yer verdi.

SU KAYNAKLARI KORUNMALI

Su kaynaklarını ise hem nitel hem nicel olarak koruması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Leventeli, “Yani hem bilimsel kriterlerden bağımsız açılan kaçak sondajların önüne geçmek hem de kirletici unsurları uzak tutmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Muhabir: ABDULREZZAK KILIÇ