Antalya'da 24 yıldır dağcılıkla ilgilenen Fahri Altun, aktif spor hayatı sayesinde bugüne kadar ciddi bir hastalık yaşamadığını söyledi. Türkiye Dağcılık Federasyonu bünyesinde antrenörlük yapan Altun, dağcılığın hayatına kattığı disiplin ve doğayla iç içe olmanın sağlığı üzerindeki etkilerine dikkati çekerek, yaşı el verdiği sürece dağlardan kopmayacağını ifade etti.

İLK TIRMANIŞIMDA ÇOK FARKLI DUYGULARLA KARŞILAŞTIM
Extrem sporlara yönelmeden önce ticaretle uğraştığını ifade eden Fahri Altun, 2002 yılında dağcılıkla tanıştıktan sonra hayatının değiştiğini söyledi. Antalya'nın dağlarını en iyi bilen isimler arasında olan Ömer Faruk Gülşen ile tanışan Altun, dağcılık ve tırmanış sporuna gönül verdiğini dile getirdi. 1993 yılında Antalya'ya geldiğini ifade eden Altun, “Ticaret hayatımdan sonra tanıştığım dağcılık yol haritasına çok ilgi ve sevgi duydum. 2002 yılında Antalya'nın dağlarını, derelerini, tepelerini, köylerini en iyi bilen dağcı arkadaşımız Ömer Faruk Gülşen ile tanıştım. Kendisi birçok kişiye dağcılığı sevdiren biri. Onunla tanışmamın ardından dağlara, dağcılığa sevda duydum. O gün bugündür bu yol haritasında yol alıyorum" diye konuştu. İlk tırmanışında yaşadığı duyguların dile getiren Altun, “İlk tırmanışımda çok farklı duygularla karşılaştım. O duygular beni mutlu etti. Dağlar, doğa, insanı özgür hissettiren algılar. Bana büyük bir keyif verdi ve bir daha bırakamadım" dedi.

FEDERASYON EĞİTİMLERİYLE ANTRENÖRLÜĞE ADIM ATTI
2003 yılında Toroslar Doğa Sporları Kulübü (TODOSK) ile tanıştığını söyleyen Altun, Türkiye Dağcılık Federasyonu çatısı altında eğitim aldığını söyledi. 8 modülden oluşan eğitimleri tamamladıktan sonra antrenör adayı olduğunu aktaran Altun, yurt içi ve yurt dışında birçok farklı yükseklikte dağa tırmandığını, dağcılık ve spor tırmanış branşlarında antrenörlük ve hakemlik konusunda eğitimler almaya devam ettiğini ifade etti. Altun, “Bu işin çatısı Türkiye Dağcılık Federasyonudur, biz de federasyonun eğitimini almaya başladık. Bu eğitimler 8 modülden oluşuyordu, onları bitirdikten sonra antrenör adayı oldum. Yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli yükseklikteki dağlara tırmandım" dedi.

'UNUMU ELEDİM, ELEĞİMİ ASTIM VE DAĞLARA YÖNELDİM'
Dağcılığı hayatının merkezine koyduğunu dile getiren, Altun, “Sonrasında unumu eledim, eleğimi astım ve dağlara yöneldim. Çok büyük bir tutku ve sevdayla bu yolda ilerledim. Dağcılık antrenörlük eğitimlerini alarak birinci kademe antrenör oldum. Spor tırmanış eğitimlerini de tamamlayarak spor tırmanış antrenörü oldum. İkinci kademe dağcılık eğitimlerini aldım, hakemlik eğitimlerini tamamladım ve Türkiye Dağcılık Federasyonu'nda antrenör olarak görev almaya başladım, halen devam ediyorum" ifadelerini kullandı.

'BU YAŞA KADAR HİÇ İLAÇ KULLANMADIM'
Dağcılık sporu sayesinde sağlıklı kaldığına dikkat çeken Altun, daha önce ciddi bir hastalık geçirmediğini, ilaç kullanmadığını ifade etti. Kendisine yaptığı en iyi yatırımın bu sporla ilgilenmek olduğunu dile getiren Altun, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Şu anda 73 yaşıma basmış bulunmaktayım. Bu yaşıma kadar hiç ilaç kullanmadım. Hastalık diye bir şey tanımadım, görmedim. Bu benim için büyük mutluluk. Bunu da tamamen bu spora olan bağlılığıma borçlu olduğumu hissediyorum. Yaşım el verdiği müddetçe de dağcılığı ve kaya tırmanış sporunu yapmaya devam edeceğim."
'DOĞAYA ÇIKTIĞINIZDA HÜCRELERİNİZ DANS EDİYOR'
Dağcılığın sadece fiziksel değil, ruhsal bir iyilik hali de sağladığını dile getiren Altun, doğada geçirilen zamanın insanı özgürleştirdiğini söyleyen Altun, “Yaşım el verdiği müddetçe dağcılığı ve kaya tırmanış sporunu yapmaya devam edeceğim. Doğaya çıktığınız zaman bol oksijen, temiz hava soluduğunuzda vücudunuzdaki bütün hücreler dans ediyor. Ferahlıyorsunuz, özgürleşiyorsunuz. Bundan daha güzel bir ödül olabilir mi?" ifadelerini kullandı.

ZİRVEDE İSMİ VAR
Antalya'daki arama kurtarma faaliyetlerinde de görev aldığını söyleyen Altun, bugüne kadar birçok sporcu yetiştirdiğini, gençlere örnek olabilmenin kendisi için büyük mutluluk olduğunu söyledi. Antalya'nın Sivri Dağı'nda, verdiği emekler nedeniyle dağcılar tarafından zirveye isminin yazılı olduğu bir plaket çakıldığını anlatan Altun, “Bu benim için çok onur verici. Gençleri teşvik edip örnek olabiliyorsam bu benim için çok büyük bir mutluluk. Beni görünce takdir ediyorlar, hepsinin övgülerini aldığım bir gerçek" sözlerine yer verdi.
Dağcılık sevdasını aktarmaya devam edeceğinin altını çizen Altun, “Bu saatten sonra dünya şampiyonu olmak ya da Everest'e çıkmak gibi hedeflerim yok. Antalya ve Türkiye koşullarındaki dağlara gitmeye, dağcılığı sevdirmeye devam ediyorum" ifadelerini kullandı.





