Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) Eylül ayı meclis toplantısında konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, geçtiğimiz günlerde açıklanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program (OVP) ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

İSTİKRARIN YOLU; ÜRETİM VE ARZDAN GEÇER
Programın tarım bölümünde; yüksek katma değerli üretim, Ar-Ge ve teknoloji kullanımı, yöresel ürünlerin ekonomik değerinin artırılması, verimlilik ve rekabetçiliğin geliştirilmesi gibi başlıklarının öne çıktığını belirten Çandır, “Bunlar sektörümüz açısından önemli konular. Ancak tarımsal istihdamdan üretim maliyetlerine, finansmana erişimden gıda arz güvenliğine kadar sektörümüzün çözüm bekleyen yapısal meseleleri de var. Bizim beklentimiz; tarım politikalarının yalnızca fiyatlar üzerinden değil, üretimin devamlılığı ve üreticinin sürdürülebilirliği üzerinden de ele alınmasıdır. Çünkü kalıcı fiyat istikrarının yolu, üretimi ve arz kapasitesini güçlü tutmaktan geçiyor. Üreticiyi üretimde tutamazsak ne fiyat istikrarını ne de gıda arz güvenliğini sağlayabiliriz” diye konuştu.

SORUNLARA RAĞMEN ENSEYİ KARARTMADIK
OVP’deki hedeflerin kararlılıkla uygulamaya yansımasını beklediklerini belirten Ali Çandır, “Üretimi, yatırımı ve üreticiyi güçlendiren politikaların kalıcı hale gelmesini önemsiyoruz. Programın ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Ekonomide ve tarımda zorlu bir dönemden geçerken, 2022 yılında başladığımız çalışma dönemimizin sonuna yaklaşıyoruz. Geride bıraktığımız dört yılda, üretim maliyetlerinin hızla arttığı, finansmana erişimin zorlaştığı, iklim değişikliğinin etkilerinin daha fazla hissedildiği, ihracat pazarlarında belirsizliklerin yaşandığı bir dönemden geçtik. Ancak enseyi karartmadık. Sorunları yalnızca dile getiren değil, çözüm arayan; bugünü yönetirken yarını da düşünen bir anlayışla hareket ettik. Bütün çalışmalarımızın merkezine üyemizi, üreticimizi ve ortak aklı koyduk” diye konuştu.

MESLEK KOMİTELERİ 626 KARAR ALDI
4 yıl boyunca ATB meslek komitelerinin 626 karar aldığını belirten Çandır, şunları söyledi: “Bizim için önemli olan kararların sayısı değil, o kararların ne kadarının üyemizin sorununa dokunduğu ve sektörümüzün önünü açtığıdır. Bu nedenle alınan kararları dosyalarda bırakmadık. Finansmandan enerji maliyetlerine, ihracattan iş gücüne, sosyal güvenlikten mevzuata, üretimden pazarlamaya kadar üyelerimizin taleplerini başta TOBB olmak üzere bakanlıklarımıza, ilgili kurum ve kuruluşlara taşıdık. Sadece sorunu söylemedik. Sorunla birlikte çözüm önerimizi de ortaya koyduk ve takipçisi olduk. Çünkü biz Borsacılığı yalnızca tescil hizmeti olarak görmedik. Borsamızı; üyesini dinleyen, sahayı takip eden, veri üreten, çözüm geliştiren ve sektörüne yön gösteren bir kurum olarak gördük. Bu anlayışla dört yıl boyunca sektörümüzün nabzını tuttuk.”

SORUNLARI ORTAK AKILLA BELİRLEDİK
Hububat, susam, yaş meyve sebze, zeytin ve zeytinyağı, et ticareti ve hayvancılık, kesme çiçek, tıbbi ve aromatik bitkiler başta olmak üzere sektörlerimizin sorunlarını doğrudan sektör temsilcileriyle konuştuklarını belirten Çandır, “16 sektörel analiz toplantısı gerçekleştirdik. Üreticiyi, tüccarı, ihracatçıyı; kamu kurumlarını, üniversiteleri ve araştırma kuruluşlarını aynı masa etrafında buluşturduk. Rekolteyi, maliyetleri, pazarlamayı, ihracatı, mevzuatı, iklim koşullarını ve sektörün geleceğini birlikte değerlendirdik. Sorunları ortak akılla belirledik, çözüm önerilerini raporlaştırdık ve ilgililerine sunduk” diye konuştu.
ÜRETİLENİ DÜNAYA SATMAYA ÇALIŞTIK
Keçiboynuzundan keçiye, coğrafi işaretlerden kırsal kalkınmaya, zeytinyağından tarım topraklarının korunmasına kadar farklı başlıklarda 9 ulusal ve uluslararası çalıştay gerçekleştirdiklerini ifade eden Ali Çandır, konuşmasının devamında, “Bilim insanlarımızın bilgisini sektörümüzün tecrübesiyle buluşturduk. Çünkü tarımın sorunlarının tek bir kurumun ya da tek bir kişinin çözebileceği sorunlar olmadığına inanıyoruz. Üretmek kadar, ürettiğimizi dünyaya satabilmek de önemlidir. Bu nedenle yaş meyve sebze ve kesme çiçek sektörlerinde UR-GE projelerimizi sürdürdük. Geride bıraktığımız dört yılda 11 ülkede üyelerimizi yeni pazarlarla buluşturduk. Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Güney Amerika’ya kadar farklı coğrafyalarda fuarlara katıldık, üretim ve ticaret merkezlerini inceledik, firmalarımızın doğrudan alıcılarla görüşmesini sağladık” görüşlerine yer verdi.

SUYU YÖNETMEDEN, ANTALYA’YI YÖNETEMEYİZ
Tarımı hiçbir zaman yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görmediklerine işaret eden Ali Çandır, “Toprağı, suyu, çevreyi ve doğayı korumadan tarımın geleceğini koruyamayacağımızı biliyoruz. Bu nedenle kuraklığı, iklim değişikliğini, tarım topraklarının korunmasını, biyolojik çeşitliliği ve sürdürülebilirliği sürekli gündemde tuttuk. Zeytinpark’a sahip çıkmaya devam ettik. Çocuklarımızı ve gençlerimizi toprakla, doğayla ve üretimle buluşturduk. 2026 yılı çalışma temamızı SU olarak belirledik. Çünkü artık Antalya için su; yalnızca tarımın değil, turizmin, sanayinin, kent yaşamının ve gelecek nesillerin ortak meselesidir. Suyu yönetmeden Antalya’nın geleceğini yönetemeyiz. Bu anlayışla Antalya Su Diyaloğu toplantılarını gerçekleştirdik. Tarım, turizm, sanayi ve kentsel su yönetimini aynı çerçevede ele aldık. Dün gerçekleştirdiğimiz Antalya Su Zirvesi ile çalışmalarımızın çıktısını somut bir yol haritasına dönüştürmek istiyoruz. Amacımız yalnızca sorunları konuşmak değildir. Kimin, neyi, nasıl ve hangi takvimde yapacağını ortaya koymaktır” dedi.
SORUMLULUĞUMUZUN SONU YOK
Ali Çandır, seçimlerden önce son kez yapılan meclis toplantısındaki konuşmasını şöyle tamamladı: “Görevlerin ve dönemlerin bir başlangıcı ve bir sonu vardır. Ancak Borsamızın üyelerine, tarıma ve Antalya’ya karşı sorumluluğunun sonu yoktur. Borsamız bundan sonraki dönemde de üyeyi ve üreticiyi merkeze alan; tarıma, suya, çevreye, doğaya, teknolojiye, ihracata, katma değerli üretime ve kırsal kalkınmaya odaklanan bir anlayışla yoluna devam edecektir. Günü yönetmekle yetinmeyecek, geleceği hazırlayacaktır. Sorunları seyretmeyecek, çözümün parçası olacaktır. Ortak akıldan, üretimden, kurumsallıktan ve çalışmaktan vazgeçmeyecektir. Çünkü güçlü kurumlar, ürettikleri güçlü değerler ve oluşturduğu kurumsal kültür sayesinde yoluna emin adımlarla devam eder”.





