Antalya Arkeoloji Müzesi'nin 16 Temmuz 2025'te ziyarete kapatılmasının ardından müze bir gecede yıkılmıştı. Kapatılmasının üzerinden bir yıl geçti, ancak yeni müzenin akıbeti hâlâ merak konusu. Yeni müze ile ilgili çalışmalar belirsizliğini korurken, Müze Çalışma Grubu tarafından müze önünde anma etkinliği düzenlendi. Antalya Barosu, Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Mülkiyeliler Birliği, Antalya Kent İzleme Platformu ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilen programda müzenin yıkım süreci, yeni müze projesinin akıbeti ve kültürel mirasın korunmasına yönelik değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşıldı.

Etkinlikte ayrıca sanat sergisi, müzik ve şiir dinletileri ile Antalya'nın kültürel mirasına ilişkin alternatif görüşler dile getirildi. Basın açıklamasına CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, CHP Muratpaşa İlçe Başkanı Can Okan Kıran, JMO Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Fatmagül Yalçınkaya, TİP Antalya İl Örgütü, çeşitli sivil toplum dernekleri ve Antalyalı vatandaşlar katıldı.
ANTALYA ARKEOLOJİ MÜZESİ’NİN YIKIMININ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
Müze Çalışma Grubu adına ortak açıklamayı okuyan Prof. Dr. Hilmi Uysal şu sözlere yer verdi:
“16 Temmuz 2026. Antalya Kentinde sadece sizleri değil, ülkemizi ve dünyayı da ilgilendiren bir yıkım gerçekleştirildi. Antalya Arkeoloji Müzesi Yıkıldı. 16 Temmuz 2025 tarihinde, aniden müzenin kapısına zincir vuruluşundan sonraki birinci yıldayız bugün. Tam bir yıldır Antalya, müzesizdir. Çünkü Antalya Arkeoloji Müzesi yıkılmıştır, Hepiniz buna tanıksınız! Müzeyi çevreleyen panolarda yenileniyor yazarken içeride yıkım gerçekleştiriliyordu, hepiniz bunun tanığısınız.
“ANTALYA ARKEOLOJİ MÜZESİ DÜNYA MÜZESİYDİ”
Antalya Arkeoloji Müzesi Cumhuriyetin 50. yılına atfen ulusal bir yarışma ile 40 eser arasından seçilen mimari bir eserdi, 1972 yılında açıldı. Avrupa'daki müzeler arasında değerlendirildi ve Avrupa Müzesi ödülü aldı. Bir dünya müzesi idi. Çok sayıda ödülü vardı. İçinde dünyada sadece burada görülebilecek nadide eserler sergileniyordu. Pamfiyanın, Psidianın, Likyanın, Kilikyanın, Antalyanın Pergenin, Sidenin, Fasilisin, Ksantosun, Elmalının, Karainin ve çevresindeki birçok kadim yerleşim yerinin eserlerini, izlerini, anılarını, öykülerini, kemiklerini saklıyordu bağrında. Şimdi bütün bu eserler hangarlarda. Depolara sığmadığı için yıkılan müzedeki eserler iki hangara sığdırıldı ve kutularda. Hangarların tanığısınız.

“CUMHURİYET İLE AYNI YAŞTAYDI”
Bu müzenin ilk müdürü Süleyman Fikri Erten'di. Bir tarih öğretmeniydi ve İşgalde iken Antalya'daki tarihi eserleri koruyabilmek için İtalyan subaylarına karşı çıkarak kurtardığı eserlerle kuruldu müze. Bu müze Cumhuriyetimiz ile aynı yaştaydı ve ülkemizin en eski müzelerinden birisiydi. İşgale karşı direnişin müzesiydi. Müzenin girişinde bir duvar Süleyman Fikri Erten'in anısına ayrılmıştı, orada yaşatılıyordu. Antalya Arkeoloji Müzesi Kurtuluşun, İşgale direnişin simgesiydi. Cumhuriyet ile yaşıt olan bu müze yıkıldı. Antalya halkı bunun tanığısınız!
“RAPOR KAPATILDIKTAN SONRA ÇIKTI”
Antalya Arkeoloji Müzesi binası depreme dayanıksız diye yıkıldı. Yıkıma gerekçe gösterilen raporun, Müzenin 16 Temmuzda kapatılmasından sonra alındığı, tarihinin 23 Temmuz 2025 olduğu ortaya çıktı. Antalyalılar duyun, müze kapatıldığında onun kapatılma gerekçesi olarak söylenen depreme dayanıksız raporu yoktu!

“GECE APAR TOPAR YIKILDI”
Antalya halkı bu gerçeği bilebilseydi eminin yıkımı engelleyebilirlerdi. İçeride yıkım gerçekleştirilirken dışarıdaki devasa panellerde "Yenilenme" yalanına karşı çıkılmadı. Halk içeride yenilenme yapıldığını sandı hâlbuki içeride kepçe ve kaya deliciler bu nadide yapıyı yıkıyordu. Sayfa sayfa, üflesen, yıkılacak diyerek küçümsenen ve değersizleştirilen müze 4 günde dört kepçe ve kaya delicilerle apar topar, adli tatilin son gününe yetiştirme telaşı ile içinde makinalar bile unutularak, cumartesi, Pazar demeden, gece saat 03.00'lere kadar süren bir saldırı ile yıkıldı. Müze binası 4 gün direndi ve raporun katakulli olduğunu bizzat kendisi herkese gösterdi. Şimdi zemini çok sağlammış, inşaat ondan gecikiyor demekten mahcubiyet duymuyorlar.

“İNŞAAT SÜRECİ AÇIKLANMIYOR”
Burada bir inşaat sürüyor ve inşaatla ilgili hiçbir bilgi açıklanmıyor. Burada bir bilgi panelinin olmadığının tanığısınız! Antalya'nın en yüksek rantına sahip bu alana ne yapılıyor? 'Beş yıldızlı müze' sözleri dolaşıyor ortalıkta, 'beş yıldızlı müze' ne demek? İnşaat ihalesini kim aldı? Kaç liraya ihale yapıldı? İnşaat denetimini kim yapıyor? Ne zaman başladı, ne zaman bitecek? Yetkililer 2026'da Kültür yolu etkinliğinde açılacağını söyledikleri müzenin temeli atılıyor haberlerini basında duyuyoruz, temmuz ayındayız, Müze ne zaman bitecek, ne zaman açılacak? Neden bilgi panosu ile ilgili sorularımıza ticari sır deniliyor? Kamu alanında yapılan bir inşaat ticari sır olabilir mi? Burada bir kamu inşaatı yapılmıyor mu?
“CUMHURİYETİN MİRASI OLAN MÜZENE SAHİP ÇIKMAK SENİN ELİNDE”
Duyarlı, kentini seven Antalyalılar, bir yıldır müzenin önünde toplaşıyor ve müzesine sahip çıkıyor. Buraya müzeden başka bir binanın dikilmemesi için gözümüz kulağımız burada. Buraya müzeden başka bir binanın yapılamaması ey Antalyalı, sizlere bağlı. Antalya'nın bu en değerli alanına müzeden başka bir şey yapılıp yapılamaması senin iradene bağlı. Ve kent için en değerli Cumhuriyetin mirası olan müzene sahip çıkmak senin elinde.

“ANTALYA'NIN KADERİ SENİN ELLERİNDE”
Antalya'nın şanssızlığı onun 'dünyanın en güzel yeri olması' nedeniyle 'rantı dünyanın en yüksek yeri olması' olmamalıdır. Antalya'nın şanssızlığı güzelliğinden dolayı rantın güzelliğine kurban gitmesi olmamalıdır. Antalya'nın kaderi senin ellerinde. Antalya halkını kentin en değerli bu yapısına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Unutmayalım ki ana babalarımıza, Süleyman Fikri Ertenlere, Cumhuriyetimizi kuranlara vefa borcumuz var. Ve bilelim ki vefasızlık bir ölçüde vicdansızlıktır.”
KARANCI: “SORULARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ CEVAPSIZ”
Antalya İl Koordinasyon Kurulu adına JMO Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı şu sözlere yer verdi:
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kapatılması ve ardından yıkımına başlanmasının üzerinden bir yıl geçti. Aradan geçen bu süreye rağmen, geçen yıl kamuoyu adına sorduğumuz soruların büyük bölümü ne yazık ki hâlâ cevapsızdır.
“KENTSEL HAFIZANIN TAHRİBATI ANLAMINA GELMEKTEDİR”
TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki; Antalya Arkeoloji Müzesi süreci yalnızca bir yapının yıkılması meselesi değildir; kent merkezindeki kentsel odak noktalarından birinin yok edilmesi ve kentsel hafızanın tahribatı anlamına gelmektedir. Bu süreç, kamu yönetiminde şeffaflığın, hukukun üstünlüğünün, mühendislik ve bilimsel ilkelerin, kültürel mirasın korunmasının ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının sorgulanması gereken önemli bir örnektir.

“KENT HAFIZASI DA GERİ DÖNÜLMEZ BİÇİMDE YOK EDİLMİŞTİR.”
Müzenin kapatılması sürecinden önce gündeme gelen ve aralarında illiyet bağı bulunduğu iddia edilen Konyaaltı Varyant Falezleri'nin koruma statüsünü düşürerek yapılaşmaya kapı aralayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın hukuka aykırı idari işleminin yürütmesi, TMMOB'ye bağlı odalarımız tarafından açılan davalar sonucunda Danıştay tarafından durdurulmuştur. Ancak ne yazık ki aynı şans, hemen yanı başındaki Antalya Arkeoloji Müzesi'ne tanınmamıştır. Eksik, çelişkili ve bilimsel yeterliliği tartışmalı raporlara dayanılarak alelacele yıkılan ödüllü yapı ile birlikte Antalya'nın önemli bir kent hafızası da geri dönülmez biçimde yok edilmiştir.
“RAPOR YENİ MÜZENİN YAPIM İHALESİNİ ETKİLEDİ”
Geçtiğimiz yıl kamuoyuyla paylaştığımız üzere, müzeye ilişkin deprem performans analizi raporu ve zemin etüdü raporu; hazırlanış süreci, içeriği ve teknik yeterliliği bakımından kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmuştur. Raporda yer alan çelişkiler ve eksiklikler hakkında meslek odalarımız tarafından ayrıntılı teknik değerlendirmeler yapılmış, bu hususlar kamuoyuyla paylaşılmış ve ilgili süreçler başlatılmıştır. Ancak bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki, söz konusu rapor yalnızca müzenin yıkımına gerekçe oluşturmakla kalmamış, aynı zamanda yeni müzenin yapım ihalesinin yöntemini de doğrudan etkileyen bir sürecin başlangıcı olmuştur.
“İSTİSNAİ BİR İHALE USULÜDÜR”
Kamuoyunda dile getirilen iddialara göre, yeni müzenin yapım ihalesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 21/b maddesi kapsamında pazarlık usulüyle gerçekleştirildiği ifade edilmektedir. Bilindiği üzere bu yöntem; doğal afet, salgın hastalık, ani can veya mal kaybı tehlikesi ya da idare tarafından önceden öngörülemeyen olağanüstü durumlar için öngörülmüş istisnai bir ihale usulüdür. Bu usulde kamuoyuna ilan yapılmaz; idare tarafından davet edilen isteklilerden teklif alınarak ihale süreci yürütülür.

“SORULAR KAMU VİCDANINI TATMİN EDECEK AÇIKLIKTA CEVAPLANDIRILMALI”
Dolayısıyla kamuoyunda haklı olarak şu soru sorulmaktadır: İhale gerçekten 4734 sayılı Kanun'un 21/b maddesi kapsamında mı gerçekleştirilmiştir? Eğer kamuoyunda eksik ve tartışmalı olduğu yönünde ciddi eleştirilere konu olan deprem performans analizi raporu hazırlanmış olmasaydı, yeni müzenin yapım ihalesi yine 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi kapsamında pazarlık usulüyle mi gerçekleştirilecekti? Yoksa rekabetin, eşit katılımın ve şeffaflığın esas alındığı açık ihale yöntemi mi tercih edilecekti? Bu soruların kamu vicdanını tatmin edecek açıklıkta cevaplandırılması ve sürecin tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerekmektedir.
TURİZM SEZONUNA YETİŞTİRİLECEKTİ
Geçen yıl Antalya Valiliği’nde, Müze Çalışma Grubu ve ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, müzenin neden turizm sezonunun ortasında kapatıldığı yönündeki sorumuza yetkililer tarafından, “Önümüzdeki turizm sezonunu kaçırmamak adına süreci hızlandırdık. İnşaata kısa sürede başlanacak ve yeni müze en kısa sürede tamamlanacaktır.” cevabı verilmiştir.
“İLERLEME SAĞLANMADI”
Bugün ise aradan geçen bir yıla rağmen bırakın müzenin tamamlanmasını, temelinin dahi atılamadığı görülmektedir. Yani yıkım sürecinde gösterilen acelecilik ve kararlılık, ne yazık ki yapım sürecinde gösterilememiştir. Antalya'nın en önemli kültür yapılarından biri ortadan kaldırılmış; ancak aradan geçen bir yıla rağmen yeni müzenin yapımında kamuoyunun beklediği ilerleme sağlanamamıştır.
“DAVA VE ZEMİN KOŞULLARI GEREKÇE GÖSTERİLİYOR”
Geçen süre içerisinde yaşanan gecikmelere ilişkin dava süreçleri ve zemin koşulları gerekçe olarak gösterilmektedir. Oysa bugün itibarıyla yapım sürecini durduran herhangi bir yargı kararı bulunmamaktadır. Ayrıca, yıkım kararına dayanak olarak gösterilen raporlarda zemin ve temel etütlerinin yapıldığı ve gerekli teknik incelemelerin tamamlandığı ifade edilmiştir.
ESERLERİN AKIBETİ SORULDU
Bu durumda kamuoyunun şu soruları sorması son derece doğaldır: Eğer gerekli zemin incelemeleri yıkımdan önce yapılmışsa, yapım sürecini geciktiren yeni teknik sorun nedir? Bu sorun ne zaman ortaya çıkmıştır ve hangi bilimsel verilerle tespit edilmiştir? Kamuoyunun bu sorulara açık ve tatmin edici cevaplar alma hakkı vardır. Ayrıca bu süreçte müzede bulunan binlerce yıllık arkeolojik eserler depolara taşınmıştır. Bu eserlerin hangi fiziki koşullarda muhafaza edildiği, ne zaman yeniden sergileneceği ve Antalya halkıyla ne zaman buluşturulacağı konusunda kamuoyuna yeterli bilgi verilmemektedir.

“SÜREÇ ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE PAYLAŞILMALI”
TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu olarak çağrımız nettir.
Antalya Arkeoloji Müzesi, bu kentin ortak hafızasıdır. Bu süreç; bilimsel esaslara, mühendislik ilkelerine, hukuka ve kamu yararına uygun şekilde yürütülmeli; başta ihale süreci olmak üzere proje detayları, maliyetler, yapım takvimi ve teknik bilgiler şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Antalya’nın kültürel mirası, kamuoyunun güvenini zedeleyen belirsizliklerle değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve bilimsel yaklaşımla korunmalıdır."
BOZANER: “SÜRECİN ŞEFFAF İLERLEMESİNİ BEKLEMİŞTİK”
Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner şöyle konuştu:
“Başından beri müze konusunda, müzenin cumhuriyetimizin, cumhuriyet mimarisinin önemli bir değeri, kent belleğinin canlı bir yansıması, kültürel bir miras olduğuna ilişkin itirazlarımızı hep dile getirdik ve istedik ki yapılacak olan hususları kapıların ardına saklamayın. Kentle, sivil toplumla, meslek odalarıyla, yurttaşlarla, alanında uzman kişilerle paylaşın. İdarenin şeffaf bir şekilde tüm işlem ve eylemleri kamuoyunun gözünde yürüsün. İstek ve beklentimiz buydu. Ama yine başından beri müzeye reva görülen muamele, bir internet sitesinde iki satırlık bir yazıyla kamuoyuna duyurmak ve müzeye bu anlamda verilmeyen değeri göstermek oldu. Burada müzenin öncelikle kapatılacağı ve sonrasında da yıkılacağı belirtiliyordu.
“OLDU BİTTİYE GETİRİLEMEZ”
Başından bu yana gerek Bilgi Edinme Kanunu kapsamında ilgili yerlere dilekçelerimizi, başvurularımızı yaptık. Ama maalesef çok fazla bir sonuç alınamadı. Devamında hemen Antalya Barosu olarak meslektaşlarımızla, meslek odalarımızla, sivil toplumla birlikte dava hazırlığına girip davalarımızı açtık. Burada belli başlı vurguladığımız noktalar şunlardı: Birincisi, bu kültürel bir varlıktır, çok önemli bir miras değeridir, ödüllü bir müzedir; oldu bittiye getirilemez. İdarenin işlemleri şeffaflıkla yürümelidir. Burada böyle bir husus yok.
“SÜRÜNCEMEDE BIRAKILDI”
Birinci seneyi devriyesinde olduğumuz müzenin kapatılmasından sonra açtığımız davaya verilen cevapta gördük ki deprem analiz raporu dahi bu kararlardan sonra alınmış (23 Temmuz 2025). Ve buna rağmen sayfalarca gönderilen cevap dilekçesinde müzenin depreme dayanıksız olduğunu gösteren herhangi bir bilgi, belge, emare yok. Tüm bunlara rağmen iki ayrı dava açmış olmamıza rağmen bunlar sürekli sürüncemede bırakılarak, dilekçeler verilerek maalesef yargının içinde bulunduğu durumu da bugün bize çok rahatlıkla gösterir şekilde bir oldu bittiye getirilerek buralarla ilgili karar verilmedi, sürüncemede bırakıldı. 13-14 Eylül’ü birbirine bağlayan gecesinde, bir oldu bitti ile mahkeme kararları beklenmeden bu yıkım sürecine girişildi.

“SAATLER SÜREN ÇALIŞMANIN ARDINDAN YIKILABİLDİ”
Ben o yıkım günü de buradaydım akşamı. Bırakın raporları, diğer hususları; şeffaflıktan uzak olmayı, o gün orada o müzenin yıkım anıyla tanışmak dahi müzenin depreme dayanıksızlığıyla ilgili bir durum olmadığını bizlere gösterdi aslında. Üflediğinizde yıkılacak denen müze binası, saatler süren iş makinelerinin uğraşı sonucunda ve yarım bırakılarak ancak o şekilde yıkıldı. Adeta feryat etti. Adeta kendisiyle ilgili olan tüm hususların yalan olduğunu ortaya çıkarırcasına bir direniş gösterdi. Ve buna rağmen büyük bir toz bulutu eşliğinde, herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan, ilgililere bu kararlar tebliğ edilmeden, bir gece yarısı çevre sakinlerinin sükûnu da sekteye uğratılarak oldu bittiye getirilerek bu müze yıkımı tamamlandı.
“İNŞAAT YASAKLARINA RAĞMEN YIKILDI”
İnşaat yasaklarının da olduğu bir dönemde Antalya halkının gözleri önünde gece yarısı müze ortadan kaldırıldı. Bu mücadele sadece müze binası ile ilgili değildi. Çünkü müze binası sadece bir binadan ibaret değil; sanattan, kültürden, toplumun ortak değerlerinden, Antalya’nın yaşayan canlı bir mirasıydı. Ve hemen bu mücadele burada bitmedi dedik. İlgililerle ilgili suç duyuruları yaptık. Valiliğe başvurduk. Hem Çevre Şehircilik ile ilgili hem Kültür Müdürlükleri ile ilgili. Maalesef bir konu hâlâ Danıştay’da, diğeriyle ilgili de bir takipsizlik kararı verildi. Ama o zaman da söyledik: Antalya Barosu olarak tabii ki dayanışarak meslek odalarıyla, örgütlerle, sivil toplumla, yurttaşlarımızla, Avukatlık Kanunu’nun 76 ve 95. maddeleri gereği nerede bir haksızlık varsa, nerede bir hukuksuzluk varsa hukukun üstünlüğü, insan hakları ve cumhuriyetin temel değerlerini savunma ve yüceltme görevimizi bir an olsun bırakmayacağız.”

AV. KOÇ: “DAVA DEVAM EDİYOR”
Antalya Müzesi ile ilgili dava sürecini takip eden Av. Tuncay Koç şöyle konuştu:
“Ben de kısaca onları vurgulayayım, ne davalar vardı diye. Birisi yıkım davası; yıkım davası şu anda Danıştay’da devam ediyor. Çünkü Ankara İdare Mahkemesi dedi ki: “Burada yıkımı gerektirecek bir karar yoktur. İşlem yokluğundan ben bu davaya bakamam.” Oysa buradaki yüksek bürokratları biz şikâyet etmiştik. Burada bir görev zararı var. Yüksek bürokratlar, bakan yardımcısı, Kültür Varlıkları Genel Müdürlüğü; bu kararı imza atanlar suç işledi ve kamuyu zarara uğrattı diye. Orada gelen müfettiş raporunda bizim dava ettiğimiz 7 Mayıs 2025 tarihli kararın geçerli bir karar olduğunu söylüyor.
“ANLAŞMAZLIK VAR”
Yani burada Bakanlık müfettişi ile Ankara İdare Mahkemesi hâkimi arasında bir anlaşmazlık var. Ya hâkim doğru söylüyor ve müzenin yıkılmasını gerektirecek bir karar yok. Eğer öyle bir karar yoksa zaten bu işlemi yapanlar baştan daha büyük bir suç işliyor. Ya da müfettiş doğru söylüyor, hâkim bu davaya bakmaktan topu taca atıyor. Bunu yakında Danıştay’ın kararıyla göreceğiz.
“RAPORUN SONRADAN ALINDIĞI AÇIK”
Ancak müzeyi yıkanlar hakkında yıkım kararı verenler hakkındaki şikâyetimiz şu anda Danıştay Birinci Dairesi önünde. Çünkü Kültür Bakanlığı başmüfettişi raporuna göre Kültür Bakanı soruşturmaya gerek duymadı. Oysa başmüfettişin raporunda müzenin yıkıma esas tutulması gereken deprem analiz raporunun bu kararların alınmasından sonra alındığı açık. Dolayısıyla yapılan işlemin yanlış olduğu aslında müfettiş raporunda da gözüküyor.

“BAKANLIĞIN SÖYLEDİĞİ HER ŞEY YALAN”
Söyledikleri, iki tane kolondan aldıkları karot testiyle bu yıkımı gerekçelendirmeye çalışıyorlar. Bu mümkün değil. Ve ek bina var. Ek bina 2003 yılında yapıldı. Yani 1999 Deprem Yönetmeliği’nden sonra. İnşaat Mühendisleri Odası’nın hesaplamalarına ve açıklamasına göre bu binanın yıkılmaması lazım. Sadece ek binanın yıkılması şu anda 5 milyon dolarlık bir kamu zararı getiriyor. Bakanlık bunun da üstünü örtüyor, onu da ana binayla ilişkilendiriyor. Dolayısıyla bu müze konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kamuoyuna söylediği her şey yalan.
“On dört ayda müze yapılacak” dendi. Bir yıl geçti, şu anda henüz bir yapım bile yok. Onun için buraya katılan herkese, kamuoyunda müze yıkımını tutan bakanlığın bu işlemlerde usulsüz olduğunu dile getiren herkese teşekkür ediyoruz.”

ARI: “MÜZENİN YERİNE NE YAPILACAK?”
CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı şu sözlere yer verdi:
“Antalya’mızın en önemli değerinin, Antalya’mızın tescilli ve ödüllü binasının yıkımını, kapatılmasını önlemek için hep birlikteydik. Buradaydık ve burada bu müzeyi korumak için mücadeleye başladık. Yaz sürecinde hep birlikte bu mücadeleyi sürdürdük. Ancak Eylül ayı içerisinde bir gece yarısı operasyonuyla bu tarihi ve ödüllü binayı yıktılar. Şimdi ikinci bir mücadeleyi hep birlikte başlattık. Bu alan ne olacak? Bu alana söylenen müze binası ifade edildiği gibi yapılacak mı? İşte tam da burada, yani artık bugün yıkılmış bir müzenin yerine ne yapılacak konusu Antalya’nın önemli bir sorusudur.
“BAKANLIĞA SORULAR SORDUM”
Bu anlamda ben kendi adıma şu girişimlerde bulundum: Öncelikle Kültür ve Turizm Bakanı’na Kasım ayında yapılan Plan ve Bütçe toplantısında, “Sayın Bakan, siz bir Antalyalısınız. Antalya’nın en önemli değerini yıktınız. Şimdi buraya ne olacak ve ne zaman olacak?” diye sordum. Sayın Bakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarına geçen ifadesiyle, “Merak etmeyin, 2026 yılında Antalya’yı bir müzeye kavuşturacağım” dedi. Şimdi bu beyanın üzerine 13 Şubat 2026 günü tekrar tarafımdan yazılı olarak Sayın Bakan’a soruldu: “Sayın Bakan, o müzenin yerine yeni inşaat ne zaman başlayacak ve ne zaman bitecek? İfade ettiğiniz gibi 2026’da tamamlanacak mı? Ve bu ihalenin koşulları nedir?” diye tüm Antalyalıların merak ettiği soruları sordum.

“BAKANLIKTAN CEVAP ALAMIYORUZ”
Üzerinden tam 5 ay geçti. Bugüne kadar bir kelime dahi olsa cevap verilmedi. Daha iki gün önce yine Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Turizm Bakan Yardımcısı’na aynı soruları tekrarladık. Yine bir cevap yok arkadaşlar. O nedenle diyoruz ki biz bu sürece hep birlikte sahip çıkalım. Mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürelim. Burayı bir müzeye kavuşturuncaya kadar bu mücadeleyi hep birlikte sürdürelim diyorum. Ve Antalya’nın tüm değerlerine, Karaalioğlu Parkı’na, SGK Hastanesi dâhil tüm değerlerine sahip çıkmaya devam edelim diyorum.”
DETAYLAR GELİYOR



