Avrupa Birliği, 2026 başında Hindistan ve Latin Amerika’daki Mercosur ülkeleriyle kapsamlı serbest ticaret anlaşmaları imzaladı. Bu anlaşmalar, küresel ticaret akışının büyük bir bölümünü kapsarken AB’nin dış ticaret stratejisinde önemli bir dönüşümü de beraberinde getirdi.
Ancak Türkiye, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda uzun süredir beklerken AB’nin yeni anlaşmalarında Türkiye’nin dışarıda bırakılması Ankara’yı; Hindistan, Brezilya ve Meksika gibi ülkelerle sıfır gümrük süreçlerine yönelmeye itti. Hal böyle olunca Gümrük Birliği müzakerelerinden kaçması ve sert vize uygulamaları sürerken Türkiye'nin Hindistan, Brezilya, Meksika Endonezya gibi ülkelerle sıfır gümrük sürecine girecek olması Antalya ekonomisi açısından alarm zillerini çaldırıyor. Antalya Dayanışma Grubu’ndan çevre mühendisi Cem Arüv, bu sürecin tarımda üretim fazlası ve pazar kaybı, turizmde ise iklim vergileri ve bölgesel rekabet nedeniyle ciddi kırılmalar yaratacağını vurguladı. Arüv, Antalya'da üretilen domatesin Antalya dışına çıkamayacağını ifade ederek acilen akıllı tarımsan planlamaya geçilmesi gerektiğini ifade etti. Antalya'da kalacak noktaya gelebilir akıllı tarama planlı öğretme ve kentin geleceğini merkezde alan yeni bir başka bir geçmezsek hem tarımı hem de turizmi kaybederiz diyerek kent sahip çıkma çağrısı yaptı

ANTALYA’DA ÜRETİLEN ÜRÜN ANTALYA’DA KALACAK
Avrupa Birliği, Gümrük Birliği ile ilgili olarak Türkiye ile müzakere etmekten kaçındığını ifade eden Arüv, yor. “AB vize uygulamasını da çok sert bir şekilde sürdürüyor; vize alamıyoruz. Tarım ürünleri ve sanayi ürünleriyle alakalı olarak Hindistan, Brezilya, Meksika, Endonezya gibi beş ülkeyle günlük ticaret anlaşmaları onaylandı. Türkiye, Gümrük Birliği kapsamında 18 aylık süreç içerisinde bu ülkelerle sıfır gümrükle ticarete başlayacak. Bu ne anlama geliyor Antalya ekonomisi açısından? Antalya’da üretilen domates Antalya’da kalacak demek. Yani tarım sektörü, eğer hükümet gerekli tedbirleri almaz, tarımsal üretim planlamalarını yapmaz, ürün desenlerini oluşturmaz ve akıllı tarıma geçmezse çok ciddi bir riskle karşı karşıya kalacak” ifadelerini kullandı.

TURİZM AÇISINDAN BAŞKA BİR RİSK DAHA VAR
Turizm sektörü açısından da risklerin olduğunu ifade eden Arüv, iklim değişiklikleri kapsamında karbon emisyonlarıyla ilgili olarak Avrupa Birliği dışındaki ülkelerden gelen turist başına 100 dolar iklim vergisi uygulanması söz konusu. Bu bazı ülkelerde uygulanıyor. Antalya bu risklere sahip bir şehir. O yüzden bakış açımızı değiştirmek zorundayız. Şehre, bu temel bilgiler ışığında yeniden bakmalı ve geleceğini buna göre planlamalıyız. Bu sadece bizim değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın da geleceğini ilgilendiriyor. Turizm açısından başka bir risk daha var. Kahire’nin yanında yeni bir şehir kuruluyor. Mısır bu konuda ciddi yatırımlar yapıyor. Filistin’de, Gazze’de Trump’ın “buraya kumarhaneler açacağım, oteller kuracağım” dediğini hatırlayın. Biz burada otururken güneyimizde Mısır böyle bir çalışma yürütüyor. Antalya’nın özelliği ne? Perge, altın sikkenin ilk basıldığı yer. Phaselis, altın ticaretinin yapıldığı yer. Tarih boyunca dünya ekonomisinin yönlendirildiği bölge burası. Ama biz şu anda yalnızca hizmet üretiyoruz ve çevremizdeki gelişmeleri izliyoruz” diye konuştu.

“ANTALYA'NIN GELECEĞİNİ SİYASETÇİLERE BIRAKMAYIZ”
1982 yılında Turizm Teşvik Kanunu yayınlanmasıyla kıyıların kaybedildiğini kaydeden Arüv, “Kontrolsüz bir süreçte şehrimiz elimizden gitti, kent kimliği yok oldu. Çevremizdeki gelişmeleri doğru analiz etmeli ve harekete geçmeliyiz. Biz şunu net bir şekilde görüyoruz: Türkiye’deki siyaset mekanizması artık çözüm üretmiyor. Biz bir sivil inisiyatif olarak, Antalya’yı sevenler ve Antalya’ya sevdalılar olarak bu yola çıktık.

Bu şehri yaşatmak zorundayız. Siyasetçilere bırakamayız. Dışarıdan atanmış kamu kurum ve kuruluşlarına bırakamayız. Antalyalı olarak, Antalya’yı seven insanlar olarak bir özne olmak zorundayız. Her platformda sesimizi duyurmak zorundayız. Medyasıyla, özel sektörüyle, inşaatçısıyla, işçisiyle bu şehre sahip çıkmak zorundayız” sözlerinde yer verdi.





