Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının üretimle mümkün olacağını belirterek, üretimin teşvik edilmesi gerektiğini aktardı. Üretim odaklı bir ekonomi modeli için harekete geçilmesi gerektiğini söyleyen Milletvekili Kılıç, faiz yükünü azaltacak ve yatırımı teşvik edecek yeni bir finansman sisteminin kurulmasını önerdi. Çiftçilere uzun vadeli faizsiz kredi sağlanması gerektiğini ifade eden Kılıç, kendi toprağında üretemeyen bir ülkenin ekonomik bağımsızlığını sürdüremeyeceğinin altını çizdi.

“ÖNCE ÜRETİM, ÖNCE ADALET, ÖNCE MİLLİ KALKINMA”
Konuyu Meclis gündemine taşıyan Milletvekili Kılıç, yapılması gerekenleri sıraladı. Kılıç Meclis’te şu ifadelere yer verdi:
“Kendi toprağında üretemeyen bir ülke, ekonomik bağımsızlığını sürdüremez. Bizim yaklaşımımız nettir: önce üretim, önce adalet, önce milli kalkınma. Biz bu çözümün mümkün olduğuna inanıyoruz.
“YATIRIMI TEŞVİK EDECEK BİR FİNANSMAN SİSTEMİ KURULMALIDIR”
Birincisi, ekonomi modeli üretim merkezli hale getirilmelidir. Faiz yükünü azaltacak, yatırımı teşvik edecek bir finansman sistemi kurulmalıdır. Çiftçiye ve üreticiye uzun vadeli faizsiz kredi imkanı sağlanmalıdır. İkincisi, tarım stratejik sektör ilan edilmelidir. Hangi ürünün nerede, ne kadar üretileceği planlanmalıdır. Devlet alım garantileri netleşmeli, çiftçi önünü görebilmelidir.

“YERLİ ÜRETİM YATIRIMLARI DESTEKLENMELİDİR”
Üçüncüsü, mazot, gübre ve yem üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Tarımsal girdilerde dışa bağımlılığı azaltacak yerli üretim yatırımları desteklenmelidir. Dördüncü, kooperatifçilik güçlendirilmelidir. Üretici ile tüketici arasındaki aracı zinciri kısaltılmalı, fiyat oluşumunda adalet sağlanmalıdır.
“EKONOMİ AHLAKLA, VİCDANLA, ADALETLE BİRLİKTE YÜRÜR”
Beşincisi, kırsal kalkınma politikaları hayata geçirilmelidir. Gençlerimizin köyünde üretim yapabileceği sosyal ve ekonomik şartlar oluşturulmalıdır. Ekonomi sadece teknik bir mesele değildir; ekonomi ahlakla, vicdanla, adaletle birlikte yürür. Eğer bir ülkede gelir dağılımı bozuluyorsa, zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyorsa, orada sosyal huzur zedelenir.

“BU SORUNLARI AŞMAK MÜMKÜNDÜR”
Biz istiyoruz ki hiçbir anne mutfakta mahcup olmasın, hiçbir baba çocuğuna “alamam” demek zorunda kalmasın, hiçbir çiftçi toprağını terk etmesin, hiçbir genç umutsuzluğa kapılmasın. Türkiye’nin potansiyeli vardır; toprağı bereketlidir, çalışkan insan gücüne sahiptir. Doğru planlama ve adil bir ekonomi anlayışıyla bu sorunları aşmak mümkündür.
“RANTIN DEĞİL EMEĞİN KAZANDIĞI BİR TÜRKİYE MÜMKÜNDÜR”
Ramazan ayı bize paylaşmayı ve adaleti hatırlatır. Biz de diyoruz ki ekonomide de paylaşım ve adalet hâkim olmalıdır. Faizin değil üretimin, rantın değil emeğin, ithalatın değil yerli kalkınmanın kazandığı bir Türkiye mümkündür.”





