Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkımından sonara devam eden tartışmalar, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz’ün açıklamalarının ardından yeniden alevlendi. İnceciköz, açıklamasında müzenin ihale sürecinin “ticari sır” ve müzenin zemin yapısının “granit” olduğunu ifade etmişti. Bu açıklamalar üzerine ise müze tartışmaması kentte geniş yankı uyandırdı. İnceciköz’ün açıklamalarına Av. Tuncay Koç’tan sert açıklamalar geldi. Av. Koç, Bakanlığın kamuoyuna eksik ve bilgiler verdiğini ileri sürerek müzenin zemin yapısı, deprem performans raporu, ihale süreci ve proje toplantılarına ilişkin açıklamalarda çok sayıda çelişki bulunduğunu savundu.

Antalya Müzesi’nin Gerçeklerini Anlattı (1)-1

“YENİ YALANLAR DİZİSİ”

Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz’ün kendisine yöneltilen eleştirileri cevaplamak yerine halkla ilişkiler aracı olarak durmadan eksik/çarpık bilgi verme ve propaganda metodunu kullandığını dile getiren Koç, “Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkımı ve yapım ihalesi konusunda da kamuoyuna neredeyse tek doğru söyledikleri bir şey yok. Müzenin yıkımını bile “yenileme” diye duyurdular ve ihaleyi de “taşınma ve yenileme” adı altında yaptılar. Birol İnceciköz konuyla ilgili en yetkili bürokrat olarak bazı bilgiler veriyor. ancak bunu yaparken kendilerini eleştirenleri “James Bondculuk” la suçluyor. Verdiği bilgiler yukarda bahsettiğimiz serinin bir devamı. Yeni Yalanlar Dizisi” dedi.

“MÜZE ALANINDAKİ MESELE DE TAM OLARAK BU”

Koç, açıklamasının devamında ise şu sözlere yer verdi:

“Öncelikle “Yeni Müzenin altına bir tünel açılacak mı “ sorusuna şöyle yanıt veriyor:

“Bunu iddia eden arkadaşlar çok fazla James Bond filmi izlemiş. Biz kendi temel hafriyatımızı yapmakta bile zorlanıyoruz. Zemin granit. Granit zeminde temel hafriyatı oldukça zordur. Tünel değil, kendi bloklarımızın temel hafriyatını bile öngördüğümüz sürede yapamamanın sıkıntısını yaşıyoruz. Zemin çok sert.” Bu kısmı Antalya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Karancı bir fıkrayla eleştirdi, “Hazreti Davut’a kız çocuğu kurban ettirip gökten Azrail’le keçi indiren hikâyeye benziyor. Yahu bunun neresini düzeltelim? Davut değil İbrahim, kız değil erkek, Azrail değil Cebrail, keçi değil koç... Müze alanındaki mesele de tam olarak bu!"

Antalya Müzesi’nin Gerçeklerini Anlattı (2)

MÜZE ZEMİNİ SERT Mİ?

Çünkü Müzenin zemini traverten ve mühendislerin aktardığına göre gözenekli tufa zeminden oluşuyor. Yani Granitle ilgisi hiç yok. Üstelik bu, Bakanlığın kendi yaptırdığı zemin etüdü raporunda da geçiyor. Bir de şunu hatırlatalım. Müzenin zemini sert ve sağlam ise, tek katlı Müze binasını “depreme dayanaksız” diye neden yıktınız? Birkaç kolonda hasar var idiyse baştan İnşaat Mühendisleri Odası ve bizim savunduğumuz gibi “güçlendirmeyle” hallolabilirdi. Demek zemin sağlam ve sertmiş! Peki… Devam edelim. Müzenin depreme dayanıklılığı ile ilgili bölümde; “Eski müze binasının statik anlamda yeterli olduğu iddia edildi. Biz raporları müze inşaatının önüne astık. Dünyanın en önemli eserlerinin bulunduğu bir yapının, güçlendirilse bile riskli olduğunu teknik raporlarla kanıtladık. Bir devlet kurumu olarak bunu görmezden gelemezdik.” Burası da yanlış elbet. Müzenin zemininde bir kolonda görülen hasar nedeniyle 2021 yılında bazı noktalarda karot testi ve zemin etüdü yapılıyor. Ancak bir kamu binasının sağlamlığını ve yıkılmasının gerekip gerekmediğine dair yapılması gereken “Deprem Performans Analiz Raporu” yapılmadan Müze için 8 Mayıs 2025 tarihinde yıkım kararı veriliyor.(Bu kararda açıkça “yıkım” değil taşınma ve yeniden yapım” şeklinde geçiyor) Müze 16 Temmuz 2025 tarihinde kapandı. Müzeye sahip çıkan eylemciler olarak 5 Temmuz 2025 tarihinde İlk olarak Müze önünde eylem yaparken “Deprem Performans Analiz Raporu” olmadığını belirttik.

2 HAFTADA RAPOR ÜRETİLDİ

Peki Bakanlık ne yaptı? 2 Mühendisi alelacele Antalya’ya göndererek 2 hafta içinde bir “Deprem Performans Analiz Raporu” aldırdı. Bunu mahkemeye sunulan evraklardan görüyoruz. 7 Temmuz tarihinde çalışmaya başlanmış ve 23 Temmuz da sayısal veriler girilerek bir rapor oluşturulmuş. Genel Müdür’ün “Raporları Müze İnşaatının önüne astık” dediği rapor bu 2 haftada üretilmiş rapor. Konuyu bilenler 2 haftada böyle bir rapor yazılamayacağını söylüyorlar. Buradan ek bilgi de verelim. O raporu imzalayan 2 mühendis tam da bu rapor yüzünden mesleki açıdan disiplin kurulu önünde. Bir de Genel Müdür demiş ya “Bir devlet kurumu olarak bunu görmezden gelemezdik” madem Müzenin kolonları çürük ve güvenliği tehdit ediyor, neden insanları ve çalışanları tehlikeye atarak 4 yıl beklediniz o halde? İlk kolonda bozulma olduğu bilgisi ve ön raporların 2021 yılı başında alındığı ortada. O halde, ya güvenli değil Müze ve 4 yıldır oraya gelen her turisti, her tarih severi ve kendi personelinizi de tehlikeye attınız ya da aslında tehlike olmadığını biliyordunuz ama dev bir “rant” yaratmak uğruna sağlam Müzeye “çürük” raporu verilmesini sağladınız. Takdir sizin.

Antalya Müzesi’nin Gerçeklerini Anlattı (2)33

TOPLANTI MUAMMASI

“Projeye başlamadan önce Antalya'da dört büyük toplantı yaptık. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'na tüm sivil toplum kuruluşlarını davet ederek projeyi anlattık. Mimarlar Odası, Kent Konseyi, İnşaat Mühendisleri Odası ve diğer tüm paydaşlar o toplantılarda vardı. Üstelik o toplantılar alkışlarla sona ermişti.” Bildiğim kadarıyla İnşaat Mühendisleri Odası o toplantı da yoktu. Tüm paydaşlar da yoktu. Hatta konuyla ilgili bazı bilim insanlarının toplantıya davet edilmediği ve alınmadığını da biliyoruz. Ayrıca kurumsal bir yapı işleyişi olarak, siz sunumunuzu yaparsınız, ilgili meslek odası ve kuruluş, sunulan projeyi kendi içinde değerlendirip esas çıktıyı/görüşü daha sonra verir. Bir oda başkanının ya da meslek örgütünün oraya gelip bir nedenle sizi ya da projeyi ya da makamı alkışlaması proje onayı değildir. Tek kişi, kendi içinde ortak karar almadan bir kurum adına resmi görüş bildiremez. Siz öyle alışmış olabilirsiniz ama demokratik kurum işleyişi öyle değildir. Nitekim daha sonra Kent Konseyi Alt Çalışma Grubu, Antalya Müzesi ile ilgili olumsuz görüş bildirdi. Müze projesini destekleyen Mimarlar Odası Başkanı ise çok tepki aldı ve Oda Başkanlığı seçimlerini kaybetti. Her alkışı bir onay, her eleştiriyi bir küfür olarak almayınız. Devlet ciddiyetine yakışmaz.

Antalya Müzesi’nin Gerçeklerini Anlattı (1)222

GRANİT İDDİASINA CEVAP

Müzenin yapımına neden başlanamadığı sorusuna da İnceciköz, zeminin “granit olduğunu” tekrarlarken ayrıca “Çeşitli sivil toplum örgütlerinin konuyu yargıya taşıması nedeniyle resmi prosedürler gecikti ve işe geç başladık.” diyor. Burada da doğru olmayan bir şeyler var. Müzenin yıkımı ile ilgili iki ayrı dava açıldı. Ancak bunlardan yargıda “yürütmeyi durdurma” kararı alınamadığı için bir yasal gecikme de yaşanmadı. Ancak bu süreç “yıkım” ile ilgiliydi. Yapıma ise bir dava dahi açılamadı, çünkü Kültür ve Turizm Bakanlığına yeni Müzenin yapımı, ihalenin konusu kime kaça verildiği ile ilgili sorularımızın yanıtı, “ticari sır” gerekçesiyle tarafımıza verilmedi. Bir kamu binasının ihalesini “Ticari Sır” olarak gizleyen kişi de bizzat Genel Müdür Birol İnceciköz’dür. İlgili evrakta bizzat imzası var. Yani açılmış bir davanın yapım sürecini geciktirmesi söz konusu değil. Eğer Müzenin karşısında bulunan Falezlerin SİT derecesinin düşürülmesi davası süreci geciktirdi ise o zaman “James Bond” söylemlerinde doğruluk payı var mı acaba?

MİLYONLARCA DOLAR PARA VERİP O TEKNOLOJİYİ SATIN ALDINIZ

Son olarak şu paragrafa bakalım. Genel Müdür İnceciköz diyor ki; “Türkiye'nin farklı müzelerinden alanında uzman ekipleri Antalya'da görevlendirdik. Tüm eserlerin konservasyonları yapıldı. Yurt dışında özel iklimlendirmeli konteynerler ürettirdik. Ahşap, metal, taş ve toprak eserlerin her biri kendi sıcaklık ve nem değerlerine uygun ortamlarda korunuyor. İtalya'dan gelen mevkidaşım depoları görünce 'Bizde bile böyle teknoloji yok' dedi. Ama biz kendi insanım tarafından ağır biçimde eleştirilsek de yaptığımız işten ve aldığımız tedbirlerden son derece eminiz.” Şimdi baştan düğme yanlış iliklenince sonradan yapılan doğrularda anlamını yitirebilir. Eğer Müze’nin yıkılmasına ihtiyaç yok idiyse, o eserlerin özel konteynırlarda bekletilmesi büyük maddi manevi kayıp var demektir. Hem yapılan masraf, hem Müzenin kapalı kaldığı sürede elde edilecek gelir yönünden maddi, sanat ve tarihseverler yönünden manevi kayıp büyük. İtalyan mevkidaşı “bizde bile böyle teknoloji yok” demiş de iki satır önce “Yurt dışında özel iklimlendirmeli konteynerler ürettirdik” cümlesi kime ait? Demek ki Türkiye’de de o teknoloji yok, ama milyonlarca dolar para verip o teknolojiyi satın aldınız. Belki de kamu zararına yol açtınız. Şunu da belirtelim yukarıda ki süreçlerde Bakanlık Yüksek Bürokratlarının ihmali açık olduğundan kendileri hakkında soruşturma izni istendi. Kültür ve Turizm Bakanı bu izni vermediğinden konu Danıştay’a taşındı. Birol İnceciköz de soruşturulması istenen bürokratlar arasındadır.”

Muhabir: ABDULREZZAK KILIÇ