CHP Antalya İl Başkanlığı, Büyükşehir Belediyesi Emekliler Kahvesi'nde "Vatandaşı elektrikler çarptı" diyerek Gaz lambası ile CK Akdeniz Elektrik A. Ş'yi protesto etti. Emekliler kahvesinden başlayan yürüyüş, CK Akdeniz Elektrik A.Ş Muratpaşa Şubesi' önünde son buldu. CHP'nin elektrik eylemine CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Milletvekili ve PM üyesi Cavit Arı, CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya ve CHP Antalya İl örgütü katıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanlığı, yüksek elektrik faturaları ve özelleştirme politikalarına karşı CK Akdeniz Elektrik A.Ş önünde protesto eylemi gerçekleştirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi emekliler kahvesinde "Vatandaşı elektrik çarptı" diyerek gaz lambası yakan CHP Antalya İl Başkanlığı tarafından yapılan yürüyüş; sloganlar eşliğinde CK Akdeniz Elektrik A.Ş’nin Muratpaşa Şubesi önünde fatura yakılarak son buldu.

CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı açıklamada, "Bugün burada yalnızca bir elektrik zammını konuşmak için toplanmadık. Bugün burada, AKP iktidarının 20 yılı aşkın süredir adım adım kurduğu; halkı yoksullaştıran, emekliyi yaşamdan kısmaya zorlayan, kamuyu tasfiye eden bir düzeni konuşmak için bir aradayız. Çünkü artık mesele yaşam hakkıdır. İktidar, 2025 yılında yaşanan ağır enflasyonun bedelini halka ödetti. 2025 yılı enflasyon oranını düşürmek için beklettikleri zamlar, 2026’da son sürat devam ediyor. Halkımıza, 2026 yılının en ciddi kazığı elektrik faturaları üzerinden atılmak isteniyor."

EMEKLİNİN TABLOSU ORTADA
Türkiye’de en düşük tamamlanan emekli aylığı: 20 bin TL, ortalama emekli aylığı: 23 bin 551 TL olduğunu hatırlatan Kamacı, "Ve şunu açıkça gösteriyor: “Yaklaşık 5,7 milyon emekli, 20 bin TL ve altında aylıkla yaşamaya çalışıyor. Emeklilerin büyük bölümü 20–25 bin TL bandında sıkışmış durumda. Yani bu ülke, emeklisinden tasarruf etmeye çalışan bir iktidar tarafından yönetiliyor. 20 bin TL’ye mahkûm edilen emeklinin, elektrik faturasının iki katına çıkması açıkça canına kast etmektir. Artık yeter!" dedi. "Bugünkü elektrik zamlarını anlamak için 2004 yılına bakmak zorundayız" diyen Kamacı, "2004’te TEDAŞ özelleştirildi. Halka ne dediler? “Fiyatlar düşecek.” “Verimlilik artacak.” “Hizmet kalitesi yükselecek.” Hepsi yalandı. TEDAŞ üçe bölündü: EÜAŞ – Elektrik Üretim AŞ, EİAŞ – Elektrik İletim AŞ, EDAŞ – Elektrik Dağıtım A.Ş. Üretim ve dağıtım özelleştirildi, iletim kamuda bırakıldı. Neden? Çünkü iletimden doğrudan rant çıkmıyordu. Ama üretim ve dağıtım kâr makinesiydi. Bugün: Elektrik üretiminin %85’i özel şirketlerin elinde, dağıtımın tamamı özel şirketlerin elinde. AKP eliyle bazı şirketler kartelleşti" dedi.

“ARADAKİ FARK HALKIN CEBİNDEN KARŞILANIYOR"
Devlet'in, elektriği özel şirketlerden pahalıya aldığını; yine özel dağıtım şirketlerine ucuza sattığını ileri süren Kamacı, "Aradaki fark hazineden, yani halkın cebinden karşılanıyor. Buna da utanmadan “devlet desteği” diyorlar. Bu durum yetmez gibi, bu şirketleri ayakta tutmak ve daha da büyütmek uğruna sayısız vergi affı ve teşvik verilmektedir. Peki halk olarak karşılığında ne görüyoruz? Bunun karşılığını hemen her fırsatta zamlarla, kâr hırsının getirdiği ölümlerle almaktayız.

Diyarbakır ve Mardin’de elektrik hatlarından kaynaklanan yangın sonucunda 15 insanımız yaşamını yitirmişti. İzmir’de iki insanımız, bakımı yapılmayan elektrik kaçağı sonucu sokak ortasında feci şekilde can vermişti. Isparta’da elektrik hatlarının yetersizliği ve kış koşullarına dayanamaması sebebiyle oluşan uzun süreli elektrik kesintisinin ardından bir vatandaşımız yaşamını yitirmiştir. Sorumluluklarını yerine getirmeyen, gerekli önlemleri almayan hiçbir şirket yetkilisinin yargı önünde bu ölümlerin hesabını verdiğini; kâr hırsı uğruna canlarımızın yitip gitmesine neden olan bu özelleştirmeci mantığın sorgulandığını gördük mü? Hayır!

CHP olarak bir kez daha vurguluyoruz: Elektrikte yapılan bu gizli zam kabul edilemez. Sübvansiyonun geri çekilmesi derhal durdurulmalıdır. Parti Programımızda elektrik; bir ticari meta değil, temel bir insan hakkı olarak tanımlanmaktadır. Ucuz, kesintisiz ve güvenli enerjiye erişimin kamusal bir sorumluluk olduğu açıkça ifade edilmektedir. Bugün elektrik dağıtımının tamamı özel şirketlerin elindeyken bu hakkın korunması mümkün değildir. Bu nedenle elektrik dağıtım şirketlerinin kamulaştırılması, halkın yaşam hakkının gereğidir. Elektrik dağıtım şirketleri değil; emekli, işçi ve dar gelirli yurttaşlarımız korunmalıdır. Biz susmuyoruz. Biz kabullenmiyoruz. Bu düzeni normalleştirmiyoruz. Emeklinin, dar gelirlinin ışığını söndürmeye çalışanlara karşı halkın yanında durmaya devam edeceğiz. Buradan bir çağrımız da emeklilerimizedir: Evde ampulünüz sönmesin istiyorsanız, önümüzdeki seçimlerde AKP’nin ampulünü söndürün" diye konuştu.
"KARARIN EN AĞIR SONUÇLARINI ANTALYA’MIZDA GÖRÜYORUZ"
CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya ise gerçekleştirilen eylemde şu sözlere yer verdi:
"Antalya yaz-kış elektrik tüketiminin yoğun olduğu bir ilimizdir. EPDK, mesken aboneleri için elektrik faturalarında uygulanan devlet desteği sınırını beş bin kilovatsaatten dört bin kilovatsaate düşürmüştür. Bu düzenlemeyle birlikte dört bin kilovatsaat üzerindeki tüketimler destek dışı bırakılmış, vatandaşlarımız fiilen son kaynak tedarik tarifesine yani SKTT’ye yönlendirilmiştir. Kararın en ağır sonuçlarını Antalya’mızda görüyoruz. Çünkü yaz-kış elektrik tüketiminin yoğun olduğu, klima kullanımının bir tercih değil, zorunluluk haline geldiği bir ilimiz Antalya’dır. Isıtma ve soğutmanın büyük ölçüde elektrikle yapıldığı Antalya’da mesken abonelerinin yaklaşık yüzde 70’i 4 bin kWh üzerinde tüketimde kalmaktadır. Yani bu düzenleme Antalya’da on binlerce haneyi mağdur eden bir düzenlemedir."
“TEDARİK ŞİRKETLERİNİN YAPTIĞI SÖZLEŞMELER DENETLENMELİDİR”
"Sorun sadece bu sınır değişikliğiyle sınırlı değildir" diyen Kaya, "Elektrik tedarik şirketleri ucuz elektrik ve sabit fiyat garantisi vaadiyle yüksek tüketimi olan vatandaşlarımıza sözleşmeler imzalatmaktadır. Ancak bu sözleşmeler yalnızca piyasa takas fiyat ortalaması üzerinden yapılmaktadır. Oysa vatandaşın faturasında karşılaştığı bedel SKTT dediğimiz toplam birim fiyattır. SKTT; piyasa takas fiyatı ortalaması, yekten dağıtım bedeli ve tedarikçi kârı olmak üzere dört ayrı kalemden oluşmaktadır. Vatandaş farkı bilmediği için ucuz elektrik vaadine inanmakta, sözleşmeyi imzalamakta; ancak ilk fatura geldiğinde vaat edilen ucuz elektrik çok daha yüksek bir faturaya dönüşmektedir. Türkiye genelinde bu kapsama giren hanelerin oranı yaklaşık yüzde 3 iken Antalya’da bu oran yüzde 15’e kadar çıkmaktadır. Dolayısıyla bu uygulama Antalya’yı diğer illere kıyasla çok daha derinden etkilemektedir. Buradan EPDK’yı göreve davet ediyoruz: Faturalarda SKTT’nin içeriği ayrıntılı ve şeffaf biçimde gösterilmelidir. Tedarik şirketlerinin yaptığı sözleşmeler denetlenmelidir. Ayrıca Antalya gibi iklim koşulları nedeniyle zorunlu elektrik tüketiminin yoğun olduğu illerde devlet desteği sınırının dört bin kWh’den tekrar beş bin kWh’ye çıkartılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.




