Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos ayı meclis toplantısı, Borsa meclis salonunda Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında gerçekleştirildi. ATB meclis üyelerinin katıldığı toplantıda, Antalya ekonomisi, tarım sektörü ve ekonomisi ele alındı. Mecliste konuşan ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır,

TİCARET, KREDİ ODAKLI YAPILIYOR
Türkiye ve Antalya ekonomisini kıyaslayan ATB Başkanı Ali Çandır, “Haziran itibarıyla toplam nakdi krediler Türkiye’de yüzde 38, Antalya’da yüzde 42 artarken, takipteki alacaklar Türkiye’de yüzde 81, Antalya’da yüzde 89 yükseldi. Antalya’da kredi kullanımı ticarette ve inşaatta yüzde 38, tarımda yüzde 34, turizmde yüzde 30 arttı. Turizm kredilerinde Antalya, Türkiye toplamının yüzde 41’ini oluşturmaya devam ediyor. Antalya’da konut kredileri yüzde 50, diğer tüketici kredileri yüzde 43, bireysel kredi kartları yüzde 46 artarken taşıt kredileri yüzde -22 geriledi. Konut kredilerindeki artış Türkiye ortalamasının 13 puan üzerinde gerçekleşti” iye konuştu.
TOPLUM KREDİYE BAĞIMLI HALE GELDİ
Çok uzun süredir ekonominin yapısal lokomotifini kredilerin oluşturduğunu belirten Çandır, “Bunun sebeplerini de yine uzun süredir konuşuyoruz ama sonuç değişmiyor. İşletmelerimiz ve toplumumuz krediye bağımlı hale gelmiştir. Dolayısıyla kredi politikalarındaki uygulamalar, hepimizi yakından etkilemektedir.

KREDİ HACMİ 2026’DA DARALDI
Yıllık veriler kredi hacminde enflasyonun üzerinde bir artışa işaret etse de yılın ilk altı ayında farklı bir tablo görüldüğünü belirten Çandır, “Bu dönemde nakdi krediler Antalya’da yüzde 14,3, Türkiye’de yüzde 13,8 artarken enflasyon yüzde 18 oldu. Yani kredi hacmi yılbaşından bu yana reel olarak daraldı. Bu durum, yüksek finansman maliyetinin yanı sıra krediye erişimde yaşanan sıkıntının da açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.
KREDİYLE BİRİKTE ÖDEME GÜCÜ DÜŞÜYOR
“Kredi büyüyor ancak ödeme gücü aynı hızda büyümüyor” diyen ATB Başkanı Ali Çandır, şöyle devam etti: “Takipteki alacakların kredi hacminden çok daha hızlı artması, işletmelerimizin finansman yükünün ağırlaştığını gösteriyor. Üstelik temel sektörlerimizde kredi artışı uzun süredir enflasyon civarında veya altında kalıyor. Bu nedenle kullanılan kredinin önemli bir bölümünün yeni yatırımdan çok mevcut faaliyetleri sürdürmeye ve borç çevirmeye yöneldiğini görüyoruz. Bugün ihtiyacımız olan; uygun maliyetli, uzun vadeli, erişilebilir ve sektörlerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş finansmandır. Finansman, üretimi ve ticareti büyüten bir araç olmalı; işletmelerimizi borç çevirmeye mahkûm eden bir yük haline gelmemelidir”.
DESTEKLER MALİYETLERLE UYUMLU OLMALI
Eylül ayında açıklanacak yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP), iş dünyası için büyük önem taşıdığını belirten Çandır, “Yeni OVP’de tarımın stratejik sektör olarak ele alınmasını bekliyoruz. Üreticimiz yüksek gübre, enerji, akaryakıt ve işçilik maliyetleriyle karşı karşıya. Tüccarımız ve sanayicimiz ise yüksek finansman maliyeti ve kur baskısıyla mücadele ediyor. Bu nedenle OVP’nin; üreticiyi üretimde, tüccarı ticarette, sanayiciyi üretim ve ihracatta tutacak bir çerçeve ortaya koyması gerekiyor. Bunun için; desteklerin maliyetlerle uyumlu ve öngörülebilir olması, finansmana erişimin uygun maliyetli ve uzun vadeli hale getirilmesi, üretim ve ihracatın rekabet gücünü koruyacak bir kur ve kredi politikasının oluşturulması ve yatırımı teşvik eden öngörülebilir bir ekonomik ortamın sağlanması gerekiyor” şeklinde konuştu.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ İHRACATA ETKİSİ
Rusya-Ukrayna savaşı kapsamında Karadeniz’de limanlara ve ticari gemilere yönelik saldırıların, dış ticaret açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirten Ali Çandır, “Rusya’ya yapılan yaş meyve ve sebze sevkiyatlarında Samsun-Karadeniz hattının önemli bir güzergâh olması nedeniyle, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği Antalya ihracatını da doğrudan ilgilendiriyor. Bu nedenle bölgedeki gelişmeleri ve ticaret yollarındaki riskleri yakından takip ediyoruz. Ticaret yollarının açık ve güvenli tutulması, ihracatımızın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor” diye konuştu.

KONKORDATO SİSTEMİ YENİDEN ELE ALINMALI
Antalya Hali’nde bazı firmaların konkordato ilan etmesinin sektörde endişeye neden olduğunu belirten Çandır, bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Konkordato uygulamasında kamu ve banka alacakları ile üretici ve ticari işletmelerin alacaklarının farklı değerlendirilmesi gerekiyor. Üreticinin ürününü teslim ettikten sonra alacağını zamanında tahsil edememesi, yaşanan finansal sıkıntının zincirleme biçimde diğer işletmelere de yansımasına neden olabiliyor. Bu nedenle konkordato sisteminin, finansal sıkıntı yaşayan işletmeye nefes aldırırken üreticiyi ve ticari zinciri mağdur etmeyecek şekilde yeniden ele alınmasını bekliyoruz. Bankalarımızın da sektör bazlı genelleme yapmak yerine firmaların kendi mali yapılarını ve ödeme performanslarını dikkate almasını önemsiyoruz. Bir işletmenin yaşadığı finansal sorun, aynı sektörde faaliyet gösteren bütün işletmelerin sorunu değildir”.
AKARYAKIT VE GÜBRE MALİYETLERİNE DİKKAT
Meslek komitelerinin değerlendirmelerinin, kendileri için önemli bir uyarı verdiğini belirten Çandır, sözlerini şöyle tamamladı: “Akaryakıt ve gübre başta olmak üzere artan maliyetler, üreticimizin gelecek sezon ekim kararını olumsuz etkiliyor. Üreticinin üretimden kopmaması için artan girdi maliyetlerine karşı doğrudan, hedefli ve öngörülebilir desteklerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü üreticiyi bugün desteklemezsek, yarın yalnızca üreticiyi değil; gıda arzını ve tüketiciyi de daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya bırakırız”.





