Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e yönelik protestolar nedeniyle tutuklanan Nehir Dizdar ve Nevin Tekin için Antalya'da özgürlük çağrısı yapıldı. Attalos Meydanı'nda düzenlenen basın açıklamasında, Türkiye İşçi Partili öğrenciler ve Öğrenci Sendikası temsilcileri iki öğrencinin serbest bırakılmasını talep etti. Açıklamalarda, tutuklamaların ifade ve protesto özgürlüğü açısından kaygı verici olduğu savunulurken; eğitimde tarikat ve cemaatlerin etkisi, öğrencilerin yaşadığı ekonomik sorunlar ve bilimsel eğitim konuları da gündeme getirildi.

“NEHİR VE NEVİN’E ÖZGÜRLÜK”
Türkiye İşçi Partili öğrencilerden Yusuf Kiraz şu sözlere yer verdi:
“Tarikatın Bakanı Yusuf Tekin istifa! Tarikatın Bakanı Yusuf Tekin istifa! Tarikatın Bakanı Yusuf Tekin istifa! Bugün, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i protesto ettikleri gerekçesiyle gece baskınıyla gözaltına alınarak tutuklanan öğrenci yoldaşlarımız Nehir ve Nevin'e özgürlük talebimizi dile getirmek için toplandık.

“NEHİR VE NEVİN NEDEN CEZAEVİNDE?”
Soruyoruz: Nehir ve Nevin neden cezaevinde? Halkın kaynaklarını halk için kullanmayan bir kamu görevlisini protesto etmek, eğitimden sorumlu bakanın eğitim politikalarını eleştirmek, herhangi bir adaletsizliğe karşı sesini yükseltmek yurttaşlar için suç mudur? Böyle olmadığını bizler biliyoruz. Anayasayla güvence altına alınmış haklarını kullanan iki genci jet hızıyla tutuklayarak gençliğin sesini kısabileceğini hayal eden Yusuf Tekin de bunu pekâlâ bilmektedir.
“GENÇLERİN EĞİTİM POLİTİKALARI ÜZERİNE SÖZ SÖYLEME HAKKI VARDIR”
Bu ülkenin yurttaşları olarak gençlerin eğitim politikaları üzerine söz söyleme hakkı vardır. Kendilerini ilgilendiren kararlara itiraz etme, sorumlulardan açıklama isteme, onları protesto etme ve taleplerini kamuoyuna duyurma hakları vardır. Nehir ve Nevin sadece kendileri için değil; eğitim hakkına erişemeyen, yoksulluk ve güvencesizlik kıskacında sıkıştırılan, çeşitli meselelerde katledilen sıra arkadaşları için, umutlu bir yarın tahayyülünü kaybetmiş kardeşlerinin hakları için de seslerini yükseltebilirler.

“RAZI GELMEYECEĞİZ”
“Bize yarın yoksa sana huzur yok.” diyen arkadaşlarımızın kararlılığıyla Yusuf Tekin'e sesleniyoruz: Gençlerin öfkesi huzurunuzu bozacak. Bu ülkenin emeğiyle geçinen milyonları olarak haklarımızın peşinde, evlatlarımızın, kardeşlerimizin ve yoldaşlarımızın onurlu mücadelesinin arkasındayız. Çocukların okul sıralarında açlıktan bayıldığı, bir kısmının o sıralara dahi ulaşamadığı, tarikatların karanlık ellerine bırakıldığı bir sisteme; barınmadan ulaşıma kadar en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hâle gelmiş, işsiz ve çaresiz bırakılmış yığınlara dönüştürülmeye razı gelmeyeceğiz.
“BİZE GELECEK YOKSA SİZE HUZUR YOK!”
Hukuku paspas edebileceğini sananlara sesleniyoruz: Gençlerin yarınlara inandığı adil bir ülkeyi mutlaka kuracağız. Orada Yusuf Tekinlere yer olmayacak. O kirli ellerinizi gençlerin üzerinden çekin. Nehir ve Nevin'i derhal serbest bırakın. Elinizle koymuş gibi bulabileceğiniz foncuları, katilleri alın. Şunu asla aklınızdan çıkarmayın: Bize gelecek yoksa size huzur yok! Özgür Türkiye! Özgür Türkiye!”

“TEKİN'İ ELEŞTİRDİĞİ İÇİN TUTUKLANDI”
Öğrenci Sendikası adına Eda Karabulut ise şöyle konuştu:
“Öğrenci Sendikası olarak bugün, anayasal hakkını kullanmış olmasına rağmen tutuklanan iki arkadaşımız Nehir Dizdar ve Nevin Tekin'in serbest bırakılmasını talep etmek için buradayız. Sıra arkadaşlarımız Nehir ve Nevin, bu karanlık eğitim sisteminin Bakanı Yusuf Tekin'i eleştirdiği ve onun kurduğu düzene tehdit oluşturduğu için tutuklandı.
“GÖZALTILAR VE TUTUKLAMALARLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILIYORUZ”
Yusuf Tekin, işlediği suçların gündem edilmesinden o kadar korkuyor ki açılan bir pankartı bile tutuklama gerekçesi sayabiliyor. İşlediği onca suça rağmen yüzleri kızarmayan bakanları eleştiren, onlardan hesap soran bizler ise medya ablukaları, gözaltılar ve tutuklamalarla karşı karşıya bırakılıyoruz. Çocukların yüzde yirmisi okula aç giderken, okul kantinleri ailelerin bütçelerini aşarken, sınıflar veliler tarafından temizlenirken, çocuklar ellerini yıkayacak sabuna bile ulaşamazken huzurlu olmak kimsenin hakkı değildir.

“ÇOCUKLARI SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKENLERSİNİZ”
Sıra arkadaşlarımızın can güvenliği tehlikedeyken, kampüsler birer ticarethaneye dönmüşken, bilimsel eğitim tasfiye edilmişken huzurlu olmak hiç kimsenin hakkı değildir. Buradan soruyoruz: Okullarımız kime ait? Onları birer ticarethane ve mülk gibi yöneten bakanlara mı, yoksa içinde okuyan bizlere mi? Sizler tarikatlarla, patronlarla iş birliği yapan; okul sıralarında çocukların can güvenliğini sağlayamazken onları sermayeye peşkeş çekenlersiniz. Sizler ceplerini, bütçelerin yatırıldığı fonlardan ve çocuk işçilerden dolduranlarsınız.
“BİZ SİZDEN HESAP SORARIZ”
Ama biz biliyoruz ki Yusuf Tekin ve daha niceleri, sizler bir gün o koltuklardan ineceksiniz. Ancak biz gençler daima burada, sıralarımızda kalacağız. Sizi yaptığınız kötülüklerle ve yolsuzluklarla anacağız. Adınızı hatırlayan bir öğrenci bile kalmayacak. Biz buradan buna söz veriyoruz. Okullarımız, kampüslerimiz bizimdir. Eğer kardeşlerimiz okul sıralarında açlıktan bayılıyor, okullarda anayasal haklarımızı kullanamıyor, kullanmamız engelleniyor, sıra arkadaşlarımız çalışırken canlarını yitiriyorsa biz sizden hesap sorarız ve sormaya da devam edeceğiz.
Çünkü Tarikatların Bakanı Yusuf Tekin varsa, öğrencilerin de sendikası var. Karanlığa teslim olmayacağız! Karanlığa teslim olmayacağız! Karanlığa teslim olmayacağız! Yoldaşlarımız Nehir ve Nevin'e özgürlük talebimizi tekrardan iletiyoruz. Özgürlük! Özgürlük!”





