Antalya ve bölgede 2026’nın ilk aylarında etkili olan yağışlı havaya rağmen, son yıllarda yaşanan kuraklık tarım sektörünü düşündürmeye devam ediyor. Yeraltı su kaynaklarının tükenme noktasına geldiği bölge için önlem alınmasını isteyen uzmanlar, su krizi varken aşırı su tüketen ürünlerin yetiştirilmesi için verilen devlet teşviklerinin tezat oluşturduğunu söyledi.
EKİM MODELİNİ DEĞİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR
Türkiye genelinde 50 bin hektarlık tarım alanında danışmanlık yapan Ziraat Mühendisi Ayşe Metin, su krizinin günübirlik kararlarla yönetilemeyecek kadar büyük bir sorun olduğunu belirterek, bazı bölgelerde su kısıtlamasına gidildiğine dikkat çekti. Sorunun çok daha öncesinden düşünülmesi gerektiğini belirten Metin, ekim modelinin değiştirilmesi gereken bir seviyeye gelindiğini ifade etti.
SU YOKKEN MUZ SERASI YATIRIMI YANLIŞTI
Danışmanlık yaptığı bazı bölgelerde kiraz bahçelerine 10-15 gün su verilemediğini gördüğünü belirten Metin, “Bu çok ciddi bir sıkıntı. Çünkü tarımın devamı ancak su ile sağlanabilir. Serik’ten sonra Manavgat ve Alanya’ya kadar olan bölgelerde çok ciddi anlamda muz serası yatırımı yapıldı. Bu kadar susuzluğun gündemde olduğu bir dönemdeyiz ve özellikle muz gibi suyu çok çeken bitkiler teşvikle üretici veya otel sahipleri için bir yatırım programına dönüştü. Bir tarafta su krizi olduğundan bahsederken diğer tarafta deli gibi kredilerle bu teşvik edildi” şeklinde konuştu.
MUZ SERASINDA DOMATES YETİŞMEZ
Yaşanan kuraklığın da etkisi ile bazı üreticilerin muzdan vazgeçmek istediğini belirten Metin, “Fakat muz seraları yüksek konstrüksiyonlu seralardır. Muz dikilen bir seraya domates ekemezsiniz. Çünkü domates askıya alınması gereken bir üründür ve muz serasının konstrüksiyonu domatesi taşımaz. O kocaman, devasa muz seralarında ancak yeşillik, maydanoz, marul gibi ürünler yetiştirilebilir” diye konuştu.
YAĞMUR SUYU HASADINI ARTIK DÜŞÜNMELİYİZ
Son aylarda etkili olan yağmurla yeniden canlansa da Eğirdir Gölü’nün kurumayla yüz yüze kaldığını, iç bölgelerde birçok gölün kuruduğunu belirten Ziraat Mühendisi Ayşe Metin, “Bu yatırımların maliyetinin çok yüksek olduğu, o sudan elde edilecek kârın maliyeti karşılamadığı söyleniyor. Sadece devlet kanalıyla değil, üreticilerin de yağmur suyu hasadıyla ilgili altyapı oluşturmaları ve suyun özellikle Isparta, Korkuteli, Elmalı gibi bölgelere nakliyesinin sağlanması gerekiyor” görüşlerine yer verdi.
YAYLA SERACILIĞININ KURAKLIĞA ETKİSİ
Yayla seracılığının gelişmesi sonucu Korkuteli, Elmalı, Afyon gibi bölgelerde çok ciddi sera yatırımlarının yapıldığını belirten Metin, şunları söyledi: “Afyon’da termal kaynaklar var, bu yüzden ısıtma bir gider değil. Fakat orada da suyla ilgili çok ciddi sıkıntılar var. Yayla seracılığı gelişti. Çünkü özellikle domates açık alanda yetiştirilemez hale geldi. Tuta dediğimiz bir böcek domatesi resmen elek gibi deliyor. Bu nedenle yayla seracılığı yapan kişiler, Antalya’da seracılık yapan Kumluca ve Aksu’daki üreticilerle birlikte bu yöntemi uygulamaya başladılar”.








