Antalya’da yaşanan su krizi ile ilgili Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Antalya Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Şaban Tat, Antalya’da su krizinin görünmeyen yüzünü anlattı. Başkan Tat şu sözlere yer verdi;

“Antalya’da su krizini konuşuyoruz. Ancak o suyu musluğa ulaştıracak elektriği yeterince konuşmuyoruz. Su kendiliğinden kuyudan çıkmaz; arıtılmaz, depolara ve evlerimize taşınmaz. Yeraltı suyu azaldıkça daha derinden su çekmek zorunda kalırız. Bu da pompaların daha fazla çalışması ve elektrik ihtiyacının artması demektir. Deniz suyunun arıtılması da enerjiden bağımsız bir çözüm değildir. ‘Denizimiz var, suyu arıtırız.’ demek kolaydır. Ancak bunun için güçlü ve kesintisiz bir elektrik altyapısı gerekir. Suyu depolayabiliriz; fakat elektriği aynı kolaylıkta ve uzun süreyle depolayamayız. Elektrik kesildiğinde yalnızca ışıklarımız sönmez. Kuyular, pompalar ve arıtma tesisleri de durur. Elektrik krizi kısa sürede su krizine dönüşür.

Antalya’nın Görünmeyen Yüzünü Anlattı

COP31, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da yapılacak. Zirvenin en önemli başlıklarından biri elektrifikasyon olacak. Dünyada enerji ihtiyacının elektrikle karşılanan payının 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarılması hedefleniyor. Dünya elektrifikasyonun geleceğini Antalya’da konuşacak. Peki, Antalya’nın gelecekte ihtiyaç duyacağı elektriği biz konuşuyor muyuz?

Antalya’nın enerji ihtiyacını yalnızca bugünkü nüfusa ve geçmiş tüketim rakamlarına bakarak planlayamayız. Turizm nüfusunu, artan klima kullanımını, elektrikli araçları, raylı sistemleri, tarımsal sulamayı, su kuyularını ve gelecekte gündeme gelecek deniz suyu arıtma tesislerini birlikte hesaplamak zorundayız.

Antalya’nın Görünmeyen Yüzünü Anlattı 1-1

Bu nedenle Antalya için bütün kurumların katılımıyla bir Su ve Enerji Güvenliği Planı hazırlanmalıdır. Yeni yerleşim alanlarının trafo yerleri ve enerji hatları imar aşamasında belirlenmeli; su tesisleri yedek enerji ve depolama sistemleriyle güçlendirilmelidir. Binalar tamamlandıktan sonra enerji aramak planlama değildir. COP31’in Antalya’ya bırakacağı gerçek miras, geçici etkinlikler değil; iklim değişikliğine dayanıklı bir su ve enerji altyapısı olmalıdır. Bir kentin suyunu planlayıp enerjisini planlamıyorsanız, aslında suyunu da planlamış sayılmazsınız.”

Kaynak: EMO/BÜLTEN